(1086 S. K. m. 237)
Taraflar arasındaki "Tapu İptali ve Tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Uşak Sulh Hukuk Mahkemesince davanın Kabulüne dair verilen 30.12.1999 gün ve 1999/1101 E. 1999/2363 sayılı kararın incelenmesi Davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 25.1.2001 gün ve 344 E-491 K. sayılı ilamı ile; (...Davacılar adlarına tespitli U.... D.... Köyü 227 ada 28 parsel sayılı taşınmaza hatalı vergi kaydı uygulaması sonucu, dava konusu 98 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak, 98 parselin tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini talep etmişler, davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü hazine vekili temyiz etmiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu 98 parselle ilgili açılan tespite itiraz davasının, Kadastro mahkemesinin 25/5/1993 tarih ve 1992/57 esas, 1993/127 karar sayılı ilamı ile reddedildiğini ve nitelik açısından Gediz çayının yatak değiştirdiğini ve gayri sabit sınır haline geldiğinin belirlendiğini açıklamıştır. 98 sayılı parsele ilişkin tapu kaydından da bu taşınmazın hükmen tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. İbraz edilen Uşak Kadastro Mahkemesi'nin 1992/57 esas, 1993/127 karar sayılı kararın başlında bu davanın davacısı olan Güngör G., İlyas G. ve Erol G.,'de davacı sıfatını taşımaktadırlar. Bu hale göre; ibraz edilen ilamın kesin hüküm teşkil etme durumu söz konusudur. İlamın dayanağı olan dava dosyası celp edilip incelenmeden hüküm verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, dava konusu taşınmazın, sadece tespit tarihine kadar geçen zilyetlik süresini nazara alınıp, davacılar adına iptal ve tescile karar verilmesi de isabetsizdir. Zira az önce bahsedilen ilam taşınmazın niteliği açısından da bu yerin iktisap edilip, edilemeyeceği noktasında tereddütler doğurmaktadır. Bir yerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisabı için sadece zilyetlik süresi yeterli değildir. Aynı zamanda bu taşınmazın nitelik itibarıyla da iktisaba elverişli olması gerekir. O halde zilyetlik hukuki sebebine dayanan böyle bir davada taşınmazın kadastro tespit tarihine kadar zilyetlik süresinin yanında nitelik itibariyle iktisaba elverişli olup olmadığının, zilyetliğin ne şekilde başlayıp nasıl sürdürüldüğünün Gediz Çayı'ndan elde edilip edilmediğinin, Jeolog ve zirai bilirkişiler marifetiyle de araştırılması gerekmektedir.Açıklanan bu nedenlerle öncelikle kesin hükmün varlığı yönünden araştırma yapılıp, kesin hüküm söz konusu değilse nitelik itibarıyla taşınmazın iktisaba elverişli olup olmadığı incelendikten sonra hüküm vermek gerekirken, bundan zühul edilerek eksik inceleme ve araştırma ile hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.4.2002 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy