(743 S. K. m. 6, 639)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ahlat Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 21.12.2000 gün ve 2000/70 E- 110 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 27.2.2001 gün ve 2001/1280-1653 sayılı ilamı ile; ( ...Davacı, uyuşmazlık konusu parsellerin tapu kayıtlarının 1/4 oranında iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Osman davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, uyuşmazlık konusu parselleri davalı ve diğer iki arkadaşı ile birlikte 1980 yılında Yusuf K.' dan satın ve devraldıklarını, kadastro tespiti sırasında kendisinin gizlenerek davalı Osman ile diğer alıcılar adına tespit ve tescil edildiğini, diğer kayıt maliklerinin daha sonra paylarını davalı Osman Ö.'a tapuda satıp devrettiklerini ileri sürerek tapu kayıtlarının 1/4 oranında iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Osman, dava konusu parselleri Faik A. ve İsmet V. ile birlikte satın ve devraldığını, davacının bu satın almaya katılmadığını, Faik ve İsmet'in paylarını daha sonra tapuda satın aldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davacının satış ve devir olgusunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. M.K.nun 6. maddesi hükmü uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Davacı, davalı ve diğer alıcılarla birlikte satın aldığını ileri sürmüş olmasına karşın davalı, davacının satın almaya katılmadığını savunduğuna göre bu olguların taraflarca kanıtlanması gerekir. Toplanan delillere, özellikle davacı tanığı ve satıcı Yusuf K. ve Yılmaz K. dava konusu parsellerin davacı ile davalı Osman ve diğer alıcılara birlikte satılıp devredildiğini, davacının da satış parasını ödediğini açıkça bildirmişlerdir. Bu açıklamalar karşısında satış ve devir olgusu kanıtlanmış olmaktadır.Mahkemenin bu bakımdan red gerekçesi isabetli değildir. Taşınmazlar öncesi itibariyle tapusuz olduklarına göre satış ve zilyetliğinin devri ile mülkiyet alıcısına geçer. Satış ve devirden sonra alıcıların bir veya birkaçının taşınmaza zilyet olmamaları satış ve devir olgusunun gerçekleşmediği yönünde yorumlanamaz. Satış ve devirden tespit tarihine kadar da kazanmayı sağlayan 20 yıllık süre geçmiş bulunduğuna göre tapu kayıtlarının 1/4 payı oranında iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir... )gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 8.5.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy