(3402 S. K. m. 28/2, 36/1) (1086 S. K. m. 193/2,3)
Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 6.11.2001 gün ve 2001/76-1174 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 29.4.2002 gün ve 2002/2184-3522 sayılı ilamı ile; (...Davacı uyuşmazlık konusu 6442 parsel sayılı taşınmaza ait hazine tapusunun iptal edilerek adına tapuya tescil edilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmaz hakkında Kayseri Kadastro Mahkemesinin 27.9.2000 gün, 2000/90 esas 2000/174 karar sayılı davaya bakmanın Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girdiğine ilişkin görevsizlik hükmü, 28.11.2000 tarihinde kesinleşmiştir.Davacı HUMK.nun 193/3.maddesinde belirtilen 10 günlük süre içinde görevli Sulh Hukuk Mahkemesine başvurmamıştır. Anılan madde gereğince, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile işin esasının halledilmiş olması doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, davayı tahrik dilekçesi veren davacı vekilinin, dilekçesi ekinde tebligat pula vermesinin gerekli olup olmadığı noktasındadır.
Somut olayda; Yerel Kadastro Mahkemesinin, Kayseri Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu da vurgulayan görevsizlik kararı, 27.9.2000 tarihli olup, temyiz edilmeyerek 28.11.2000 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı vekili Kadastro Mahkemesine yasal 10 günlük sürede verdiği 1.12.2000 tarihli dilekçe ile dosyanın görevli Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesini istemiş, Kadastro Mahkemesince dosya Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerekirken zuhulen o yer Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş, bu mahkemece dosyanın yanlışlıkla Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği görüldüğünden işlem yapılmadan esasın kapatılmasına ve dosyanın görevli Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Direnme kararında benimsenen ve aksi davalı vekilince ilen sürülmeyen ve temyize getirilmeyen kabule göre (Hazine vekilinin 09.07.2002 tarihli direnme kararının temyiz dilekçesi) davacı vekilinin 10 günlük yasal süre içinde tebligat pulunu ekleyerek görevsiz mahkemeye dilekçe ile başvurduğu ve görevli Sulh Hukuk Mahkemesinin ilk tensip zaptına göre de eklenen bu pul harcanmak suretiyle taraflara duruşma gününün tebliğ edildiği, bu durumda anık HUMK.nun 193/II ve III maddelerin de yazılı prosedürün davacı vekilince yerine getirmediği ileri sürülemeyeceği aşikardır. Nitekim Özel Daire de bozma kararında "Kadastro Mahkemesinin görevsizliğine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren on gün içinde görevli Sulh Hukuk Mahkemesine başvurulmadığından" bahisle yerel mahkeme kararını bozduğunu belirtmiştir.
Şu hususu açıklamakta yarar vardır. HUMK.nun 193/II maddesinde ilk bakışta on gün içinde yalnız görevli mahkemeye başvurulabileceği kanısı uyanmakta ise de öğreti ve uygulamada pratik zorunluluk ve kolaylık nedeniyle on gün içinde görevsizlik kararını veren mahkemeye başvurularak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin istenmesi de yeterli sayılmaktadır (Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Altıncı Baskı Cilt:1 sh:338, Y.H.G.K. 1.3.1972 E:3/757 K:139, Y.H.G.K. 26.11.1969 gün E:4/1390 K:841)
Kaldı ki 3402 sayılı Yasanın 28/2 ve 36/1 maddesine göre Kadastro Hakiminin tebligat işlemleri için gerekli giderlerin ilerde haksız çıkacak taraftan alınmak koşuluyla bütçeye konulan ödenekten karşılanacağı öngörüldüğünden, bu yasal düzenleme karşısında davacının tebligat giderini ödemediği de ileri sürülemez.
Bu durumda, görevsizlik kararının temyiz edilmeyerek kesinleştiği 28.11.2000 tarihinden iki gün sonra, yasal sürede dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için davacının görevsiz mahkemeye başvurduğu, görevli Sulh Hukuk Mahkemesince ilk tensip ile birlikte taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edildiği, bu durumda "davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi" koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmış olup bu gerekçelerle direnme kararı yerinde ise de, davalı vekilinin işin esasına ilişkin temyiz itirazları özel dairesince incelenmediğinden bu itirazların değerlendirilmesi için dosyanın özel dairesine gönderilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen gerekçeye göre, esasa ilişkin temyiz itirazlarının tetkiki için dosyanın 8. Hukuk Dairesine gönderilmesine 13.11.2002 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy