(1475 S. K. m. 13, 14) (1086 S. K. m. 455)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 4. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.12.2000 gün ve 2000/41-1224 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 12.11.2001 gün ve 2001/2340-6073 sayılı ilamı ile , (...Yerel mahkeme isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş, mahalli mahkemenin kıdem tazminatının tahsiline dair kararı Dairemizin 10.4.2001 gün ve 2340 6073 Sayılı Kararı ile onanmış ise de, davalı vekilinin başvurusu üzerine yeniden yapılan tetkikat sonucu hüküm altına alınan bir kısım kıdem tazminatının dava tarihinden sonra davacı adına tevdi mahalline karar gününden önce ödendiği dairemizin onama kararının maddi hataya dayandığı anlaşıldığından yukarıda tarih ve numarası yazılı Dairemizin onama kararının kaldırılmasına karar verildi,gereği konuşulup düşünüldü:
Hüküm altına alınan kıdem tazminatının bir kısmının dava tarihinden sonra ancak hüküm tarihinden önce tevdi mahalline ödendiği anlaşıldığından ödenen 5.956.883.667 TL kıdem tazminatı için mükerrer ödemeye neden olacak şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, kıdem ve ihbar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının davalı kuruma bağlı Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü emrinde 1475 Sayılı Yasaya tabi belirsiz süreli hizmet akdiyle çalışmakta iken, haksız şekilde başka bir kuruma atandığını, bu atamayı kabul etmediğini; davalının bu şekilde hizmet akdini haksız olarak feshetmesine rağmen, davacıya herhangi bir ödeme yapmadığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı isteminde bulunmuştur.
Davalı, davacının atandığı yeni göreve başlamamak suretiyle istifa etmiş sayıldığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Yerel Mahkeme, birleştirilerek görülen iki davadaki kıdem tazminatı isteklerinin kısmen kabulüne, 8.512.541.491 TL. kıdem tazminatının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin kıdem tazminatı istemi ile ihbar tazminatı isteminin reddine karar vermiş; Yüksek Özel Daire davalı vekilinin temyizi üzerine hükmü onamış; daha sonra, davalı vekilinin maddi hataya dayalı yeniden inceleme isteğini kabul ederek onama kararını kaldırmış ve yukarıdaki gerekçeyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.
Davalı tarafından 4460 Sayılı Yasa çerçevesinde başka bir kuruma atanan davacının yeni görevine başlamadığı ve böylece hizmet akdini kendisinin feshettiği, bu nedenle ihbar tazminatına hak kazanmadığı, ancak, kıdem tazminatı isteminin hüküm altına alınması gerektiği yönlerinden, yerel mahkeme ile özel daire arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Keza, davacının hak kazandığı kıdem tazminatının miktarı da çekişmesizdir.
Görülmekte olan dava 12.1.2000 tarihinde açılmış, davalı kurum, davadan sonra, davacının hak kazandığı kıdem tazminatı tutarını 5.956.883.667 TL. olarak hesaplayıp, bunu almasını davacıdan istemiş, alınmayınca da, mahkemenin tevdi mahalli tayini kararı çerçevesinde, anılan miktarı banka hesabına yatırarak durumu davacıya bildirmiş; ancak, görülmekte olan davada bundan söz etmemiş; yerel mahkemece verilen, 8.512.541.491 TL. nin tahsiline ilişkin 21.12.2000 günlü karar davacı tarafından 22.1.2001 tarihinde takibe konulmuş; davalı vekili, yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin 10.4.2001 günlü ilamdan sonra verdiği 3.5.2000 günlü dilekçeyle, onama kararının maddi hataya dayalı bulunduğunu ileri sürmek suretiyle yeniden inceleme isteminde bulunmuş; yukarıda açıklandığı üzere bu istemi Özel Dairece kabul edilerek, yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Davalı kurumun açıklanan şekilde davacının kıdem tazminatını bizzat hesaplayarak, tevdi mahalline davadan sonra yatırmasına rağmen, yargılama aşamasında ve davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın temyizine dair dilekçede bundan söz etmemiş olması ve Yüksek Özel Dairenin, temyiz incelemesini dosyanın belirtilen bu kapsamı itibariyle yapmış bulunması karşısında, verilen onama kararı, temyiz incelemesinin yapıldığı tarihteki mevcut durumu itibariyle, dosya içeriğine uygundur.
Hemen belirtilmelidir ki, bir hukuksal kavram olarak maddi hata (hukuki yanılma), maddi veya hukuki bir olayın olup olmadığında veya koşul veya niteliklerinde yanılmayı ifade eder. (Dr.Ejder Yılmaz,Hukuk Sözlüğü,Doruk Yayınları, Birinci Baskı 1976,sayfa: 208) Maddi hatalar, HUMK.nun 459. maddesi çerçevesinde hükmü veren mahkemece düzeltilir.
Yerel Mahkemece hüküm altına alınan kıdem tazminatının bir kısmının davadan sonra ve hükümden önce davacı adına tevdi mahalline yatırılmış ve dosya içeriğine yansımayan bu olgunun bilinmediği bir aşamada yapılan temyiz incelemesi sonucunda mahkeme kararının onanmış olması, yukarıda açıklanan nitelikte bir maddi hata değildir. Dolayısıyla, Özel Dairenin bu hususu bir maddi hata olarak nitelendirmek ve onama kararını kaldırmak suretiyle, yeniden inceleme yapmasında isabet bulunmamaktadır.
Kaldı ki, davalı vekilinin, tevdi mahalline yatırılan ve davacıya 5.2.2001 tarihinde ödendiği ilgili banka şubesinin yazı cevabından anlaşılan tutarın, bu ödemeden daha önce 22.1.2001 tarihinde başlatılmış olan icra takibi sırasında alacak miktarından düşülmediği iddiasıyla, ödeme emrinin iptali ve yeni bir ödeme emri düzenlenmesi istemiyle 12.2.2001 tarihinde İcra Tetkik Merciine başvurduğu, buna ilişkin yargılamanın derdest olduğu, eldeki davanın sonucunun beklendiği de dosya kapsamından açıkça anlaşılmaktadır. Anılan ödemenin, bu şikayet çerçevesinde İcra Tetkik Merciince değerlendirilebileceği ve sonuçta mükerrer ödemeyi önleyecek şekilde bir karar verilebileceği de açıktır. Mahkeme hükmünün mükerrer ödemeye neden olacak nitelikte bulunduğuna ilişkin bozma gerekçesi de bu nedenle yerinde değildir.
O halde, yerel mahkemenin bu gerekçeye dayalı direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, onanmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı (456.437.240) lira bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına 17.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy