(4721 S. K. m. 683, 737)
Taraflar arasındaki meni müdahale, kal ve eski hale getirme davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Silifke Asliye Hukuk Mahkemesince davalılardan Ufuk E.'e karşı açılan davanın husumetten reddine, A.Gülay E.'e karşı açılan davanın kabulüne dair verilen 26.03.2002 gün ve 2001/195 E- 2002/341 K.sayılı kararın incelenmesi davalı A.Gülay E.'in vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 30.09.2002 gün ve 2002/9171-10245 sayılı ilamı ile; (...Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi istemine ilişkindir.
Çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet: geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka, bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 683. maddesinde bir şeye malik olan kimse o şeyden kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf edebilir hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı kanunun 737.maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Özellikle salt imara aykırılığın komşuluk hukukuna aykırılık teşkil etmeyeceği, idari yaptırımı ve idari yargıyı ilgilendireceği kuşkusuzdur. Ne var ki; davacının davada ileri sürdüğü zarar olgusu üzerinde yeterince durulmuş ve incelenmiş değildir. Hal böyle olunca yukarıdaki ilkelere göre gerekli araştırma ve inceleme yapılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir ki, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı A.Gülay Elçin vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kanıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararınca açıklanan nedenlere göre ve özellikle salt imara aykırılığın başlı başına komşuluk hukukuna aykırılık teşkii etmeyeceği nazara alınarak dava konusu taşınmazın davacıya zarar verip vermediğinin tespiti için mahkemece bilirkişi olarak çevre mühendisi veya şehir planlamacısı seçilmek suretiyle mahallinde keşif yapılarak Yüksek Özel Dairenin bozma kararında belirtmiş olduğu hususların araştırılarak ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Bu nedenle Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı A.Gülay E. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 15.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy