(4721 S. K. m. 691) (743 S. K. m. 624)
Dava: Taraflar arasındaki "elatmanın önlenmesi ve ecrimisil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bakırköy Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 11.04.2002 gün ve 660-237 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 21.10.2002 gün ve 9058-11441 sayılı ilamı ile;
(... Dosya içeriğine toplanan delillere göre davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir; reddine.
Davacıların temyizine gelince: çekişme konusu taşınmazın, davacıların da aralarında bulunduğu kişilerin paylı mülkiyetinde olduğu anlaşılmaktadır. Davalı, kiracı olduğunu savunmuşsa da; Medeni Kanunun eski 624, yeni 691. maddeleri uyarınca paylı mülkiyette geçerli bir kira sözleşmesinden söz edilebilmesi için kiralayanların taşınmazda pay ve paydaş çoğunluğunun bulunması zorunludur. Oysa, somut olayda kira sözleşmesinin dava dışı Mehmet ile davalı Yaşar arasında kurulduğu görülmektedir.
Öyleyse, geçerli bir kira sözleşmesinin varlığından söz etme olanağı yoktur. Gerçekten geçersiz olarak kurulan kira ilişkisine diğer paydaşların açık ya da örtülü muvafakatleri, sözleşmeyi diğer paydaşlar bakımından bağlayıcı kılar.
Ancak somut olayda böyle bir muvafakat da söz konusu değildir. Kira sözleşmesinin temel unsurlarından birisi de kira bedelidir. Kira ilişkisini kuran dava dışı paydaşa yapılan ödeme dışında kira bedelinin diğer paydaşlara ödendiği saptanmamıştır. Adı geçenin kira bedelini diğer paydaşlar adına aldığı yolundaki kabulü de kira sözleşmesinde taraf olmayan paydaşlar bakımından muvafakat anlamında kabul edilemez.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan (...) sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 05.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy