(1479 S. K. m. 26, Ek Geç. m. 13, 16) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Isparta Asliye (iş) Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 11.9.2002 gün ve 48-112 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 12.12.2002 gün ve 9003-9602 sayılı ilamiyle; (...2654 sayılı yasayla Bağ-Kur Kanununa eklenen ek geçici 13. madde uyarınca 20.04.1982 tarihinden önce Bağ-Kur'da kayıtlı olmayan sigortalıların hak ve yükümlülükleri anılan tarihten itibaren başlar. Davacının sözü edilen tarihten önce Kuruma kayıt ve tescili yapılmadığı gözetilmeksizin davanın reddi yerine kabulü yönünde hüküm kurulmuş bulunması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri içeren temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava nitelikçe, Bağ-Kur'a tabi zorunlu sigortalılık başlangıcının 29.5.1978 olduğunun ve 1.3.2002 tarihinden itibaren Bağ-Kur'ca yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemenin davanın kabulüne dair verdiği karar, yukarıda belirtilen nedenle Özel Dairece bozulmuş mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
2654 sayılı Kanunun 13. maddesi ile 1479 sayılı Kanuna eklenen ek geçici 13. maddenin 1.fıkrası 1479 sayılı Kanun ve aynı Kanunda değişiklik yapan Kanunlara göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların her türlü hak ve mükellefiyetleri bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte (=20.4.1982) başlar hükmünü içermektedir.
Somut olayda; uyuşmazlık konusu 29.5.1978 ile 20.4.1982 tarihleri arasında meslek kuruluşu kaydı bulunan davacı anılan 2654 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 20.4.1982 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmadığı gibi bu dönemde Kuruma prim ödemesinde de bulunmamıştır. Nitekim meslek kuruluşu kaydı esas alınmak suretiyle davacının kayıt ve tescili Bağ-Kur'ca resen yapılmıştır.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık da; 1479 sayılı Kanunun 26. maddesi kapsamında yapılan re'sen tescil işleminin, 20.4.1982 tarihinden önce gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin bulunmaktadır.
Bu yönde; re'sen tescil işleminde esas alınan giriş bildirgesi, Kurum kayıtlarına 20.4.1982 tarihinden önce intikal etmediği gibi aynı bildirge içeriğindeki bilgilerin doğruluğu da ilgili meslek kuruluşunca 3.5.1982 tarihinde onaylanmıştır. Yine mahkemenin direnme kararına dayanak kıldığı Bağ-Kur İl Müdürlüğünün 6.4.1982 tarihli yazısının davacıya tebliğine ilişkin tebellüğ belgesi dosya içinde mevcut olmadığı gibi anılan yazıda; davacının sigortalılık başlangıcının 29.5.1978 olarak kabulünde, Kurumca re'sen düzenlenmiş bulunan ve yukarıda ifade olunan işe giriş bildirgesine dayanılmıştır.
Bu durumda, artık Bağ-Kur İl Müdürlüğünün anılan yazsısı esas alınarak davacının 20.4.1982 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescilinin yapıldığının kabulü mümkün değildir.
Hal böyle olunca da; davacının, 1479 sayılı Kanun kapsamında her türlü hak ve mükellefiyetinin bu bağlamda zorunlu sigortalılığının 2654 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 20.4.1982 tarihinde başlayacağı açıktır.
Diğer taraftan, anılan ek geçici 13. maddenin 2 ve devamındaki fıkralarında; sigortalı olarak kayıt ve tescili bulunmak kaydıyla vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalılara belgeledikleri süreyi borçlanma hakkı tanınmıştır.
Somut olayda davacının anılan madde kapsamında Kurumdan yazılı borçlanma talebi mevcut değilse de;20.4.1971 tarihinden başlayarak kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmasından dolayı vergi kaydı bulunan davacı, 29.5.1978-20.4.1982 dönemine ilişkin primleri; bulunduğu basamak üzerinden yürürlükteki prim tutarlarına göre, 6.4.1982 tarihli Kurum yazısında bildirilen prim borcu miktarını da kapsayacak biçimde ve yine ek geçici 13.maddede borçlanma talebi için öngörülen bir yıllık yasal süre içerisinde Kuruma ödemiş bulunmaktadır.
Hal böyle olunca yasal süresi içinde yapılan bu prim ödemelerinin; anılan ek geçici 13. madde kapsamında 20.4.1982 tarihinden önceki Bağ-Kur hizmetlerini borçlanma iradesi yerine geçtiğinin kabulü ile davacının 29.5.1978-20.4.1982 dönemindeki geçmiş hizmetleri bu çevrede değerlendirilmelidir.
Kaldı ki, Bağ-Kur'un anılan yazısı ile davacıyı yanlış yönlendirerek tahsil ettiği primleri yıllarca nemalandırması, primi ödenen dönemin sosyal güvenlik açısından değerlendirildiği konusunda davacıya ümit ve güven verilerek davacının önce ek geçici 13. madde sonra ek geçici 16. madde ile tanınan geçmiş hizmetleri borçlanma hakkından yararlanmasının engellenmesi, davacının kötü niyetli olduğunun da iddia ve isbat edilmemiş bulunması karşısında; 29.5.1978-20.4.1982 dönemindeki sigortalılığın sonradan iptali, Medeni Kanunun 2. maddesinde ifadesini bulan dürüstlük kurallarına da aykırılık teşkil etmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenle, davacının anılan tarihler arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiği açıktır. Mahkemenin direnme kararı yukarıda sayılan nedenle onanmalıdır.
Ne var ki, davacının yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı konusunda Özel Dairece inceleme yapılmamış olduğundan bu yönde inceleme yapılmak üzere dosyasının Özel Daireye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Davalı Bağ-Kur vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenle ONANMASINA, yaşlılık aylığı yönünden incelenmek üzere dosyanın 10.HUKUK DAİRESİNE gönderilmesine, 24.09.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy