(506 S.K. m. 80)
Taraflar arasındaki "icra takibinin iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 2. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 8.5.2002 gün ve 2000/1466-20021203 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 17.9.2002 gün ve 5675-6326 sayılı İlamı ile; (...Davacı, işverenin 1992/Ekim-Kasım ve 1993/0cak ile Nisan aylarını kapsayan dönemde sigorta prim ve bildirge borcundan dolayı 506 Sayılı Yasanın 80. maddesi uyarınca sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek aleyhinde başlatılan icra takibinin iptalini talep etmiştir. Mahkemece davacı 22.06.1992 tarihinde Anonim Şirketin üst düzey yöneticiliğinden istifa etmişse de, şirket yönetim kurulundan istifasının 15.04.1994 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve ilan edildiğini, anılan tarihe kadar ki döneme ait Kurum alacaklarından ve gecikme zammından dolayı sorumluluğu devam edeceğinden bahisle talebin reddine karar vermiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 80. maddesinin sondan bir önceki fıkrasıdır. Bu maddeye göre tüzel kişiliğe haiz işverenin üst düzey yöneticisi prim borçlarından ötürü işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Somut olayda davacı 22.06.1992 tarihinde Anonim Şirketin yönetim kurulundan istifa ederek ayrılmıştır. Davacının şirket yönetim kurulundan istifasının anılan madde hükmünde yer alan "haklı sebepler" kavramı içinde kabul edilmesi gerekir. Hal böyle olunca, davacı üst düzey yöneticiliğinden istifa ettiği 22.06.1992 tarihine kadarki prim ve gecikme zammı borcundan sorumlu olup, sonrasından sorumlu tutulamaz. Davaya konu prim ve gecikme zammı borcundan sorumlu olup, sonrasından sorumlu tutulamaz. Davaya konu prim ve gecikme zammı borcu davacının üst düzey yöneticiliğinden istifa tarihinden sonraki döneme ait olup 80 nci maddedeki "haklı sebep olmaksızın ödememe" koşulu gerçekleşmediğinden sorumlu değildir.
Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yargılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 19.2.2003 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy