(Uluslar Arası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme (Varşova Konvansiyonu) m. 22) (6762 S. K. m. 762, 781)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 27.6.2001 gün ve 2000/359 E, 2001/580 K sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 3.5.2002 gün ve 4240-4325 sayılı ilamı ile; ( ...Davacı vekili, müvekkilince ithal edilen ve iki ayrı seferle hava yolu ile davalı tarafından taşındığını emtiyadan ( 151 ) tanesinin davalı elemanlarınca çalındığını, kilogram başına sınırlı sorumlu olduğundan bahisle davalının gerçek zararı tazmine yanaşmadığını ileri sürerek, çalınan telefonların bedeli 17.507.45 EURO'nun talep tarihinden itibaren en yüksek temerrüt faiziyle, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak şartıyla kar kaybı 755.000.000.lira ve munzam zarar karşılığı 25. 000.000. liranın reeskont oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davaya bakmaya müvekkilinin merkezinin bulunduğu İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, konşimentoda ihbar edilen olarak gösterilen davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davalının sorumluğunun Varşova Konvansiyonu'nun 4. Montreal Protokolü ile değiştirilen 22. maddesi gereğince kilogram başına 17 SDR ile sınırlı olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair verdiği kararın, Dairemizce onanması üzerine, davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, hava taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı taşıyıcının sorumluluk sınırı belirlenirken, davaya konu ikinci seferde zayi olan 33 adet telefonun ağırlığının davalının dava öncesinde davacıya verdiği 150 kg. olduğuna ilişkin cevabı esas alınarak, bu ağırlık üzerinden yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmuş, Dairemizce bu karar temyiz incelemesi sonucu onanmıştır.
Davalı vekilinin karar düzeltme istemi üzerine yapılan inceleme sonucunda ise, davaya konu ikinci taşıma sırasında zayi olan telefonların ağırlığının bilirkişiler tarafından 15.kg. olarak saptandığı anlaşılmıştır. Yine davaya konu birinci taşıma sırasında zayi olan 119 adet telefonun ağırlığı bu konudaki davacı yazısına verilen cevapta 126 kg. olarak belirlendiği gibi, bilirkişilerce de aynı şekilde hesaplanmıştır.
Bu durumda, taşınan yükün toplam ağırlığı üzerinden zayi olan telefonların bilirkişice hesaplanan ağırlığı ile davalı cevabında belirtilen ağırlık arasındaki çelişki konusunda tarafların beyanları alınarak, yapılan açıklamaların sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiğinden, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle taşınanın tesliminde eksikliği ağırlık olarak tespit eden bir tutanak mevcut olmadığı, sadece telefonların miktarının belirlendiği, davalı tarafın gönderdiği 4.5.2000 tarihli yazılarda, 9 kapta 3291 kg.lık kargonun taşınması sonucunda cep telefonlarından 119 adedinin kaybolduğu, kaybolan bu telefonların 126 kg. olduğu, 10 kapta 2920 kg.lık cep telefonunun taşınmasında 119 adedinin kaybolduğu, kaybolan telefonların ağırlığının 150 kg. olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi tarafından 10 kapta 2920 kg. taşındığı, beher kabın 292 kg. olduğu bu kaptan 32 adet cep telefonu kaybolduğu için kaybolan telefonların toplam 15 kg ağırlıkta olduğu, 9 kapta 3291 kg. ve 3104 adet telefondan 126.16 kg.lık telefon kaybolduğu bildirilmiştir.
Mahkemece 2920 kg.lık kargodan 150. kg.nın eksik olduğu, 3291 kg.lık kargodan ise 126 kg.lık eksik olduğu, böylece eksik telefonların her iki kap için 276 kg. olduğu benimsenmiştir.
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ise her iki kaptan kaybolan cep telefonunun 151 adet olduğu belirtilmiştir.
Görüldüğü gibi idarenin yazısı, bilirkişi raporundaki tespit ile yerel mahkemenin kabulü arasında açık çelişkinin oluştuğu sabittir. Bu durumda çelişki giderilmeden sonuca varılması doğru görülmemiştir.
Bu çelişkilerin giderilmesini öngören Özel Dairenin bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 5.3.2003 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy