(CMR m. 30) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasındaki " rücuan alacak " davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 25.03.1999 gün ve 1997/927-1999/353 sayılı kararın incelenmesi Davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09.03.2000 gün ve 1999/8630-2000/1996 sayılı ilamı ile;
(...Davacı avukatı, müvekkili şirketin nakliyat rizikolarına karşı sigortaladığı ihraç mallarının davalı tarafından Tır ile İstanbul'dan Rusya-Chelyabınks'e taşınması sırasında bu mallardan 6 adet akünün hasarlandığını, müvekkilinin, sigorta ettirene hasar bedelini ödediğini ileri sürerek 726.463.000 TL tazminatın 28.2.1997 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalı taşıyıcıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, CMR Konvansiyonunun 30. maddesi gereğince ve bu madde yazılı süre içinde zarar, ziyan ve hasar ihbarı yapılmadığını, müvekkili taşıyıcının iddia edilen hasardan sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı tarafından taşınan malların (akülerin) hasarlı olduğu ilk bakışta anlaşılmasına rağmen alıcı tarafından teslim alındığı, davalı taşıyıcının veya temsilcisinin imzasını taşıyan herhangi bir hasar tutanağı ibraz edilmediği, CMR Konvansiyonunun 30/f.1. maddesine göre, gönderilen, taşıyıcı ile beraber durumları kontrol etmeden veya hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslimden itibaren (resmi tatil günleri hariç) yedi gün içinde durumu taşıyana bildirmeden malı teslim alırsa bu husus onun, yükü taşıma senedinde belirtildiği şekilde teslim aldığına dair kanıt oluşturacağı, bir an için hasarın 1.12.1996 tarihinde alıcı tarafından fark edildiği kabul edilse bile yedi gün içinde hasar ihbarnamesi gönderilmediği, bu süreden çok sonra 6.5.1997 tarihinde hasar ihbarında bulunulduğu, davalı taşıyanın yükü teslim aldığı şekilde aynen teslim ettiğine dair karinenin aksinin davacı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalı taşıyıcı davacıya gönderdiği 11.6.1997 tarihli yazıda aynen "34 KCN 88 plakalı aracımızın yükünde meydana gelen hasar CMR sigorta kapsamındadır. CMR sigortacımız olan Halk Sigorta'ya işlemlere başlaması için gerekli talimat verilmiştir" denilmektedir. Mahkemece davalı taşıyanın bu beyanının hasarın taşıma sırasında meydana geldiğinin kabulüne yönelik olup olmadığı tartışılmadan ve bu kanıt üzerinde durulmadan yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiştir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, nakliyat sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, dava dışı sigortalı şirkete ait malları nakliyat rizikolarına karşı sigortalayan ve meydana gelen hasarı sigortalısına ödeyen Sigorta Şirketi, davalı ise nakliyatı gerçekleştiren taşıyıcı şirkettir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı taşıyanın davacıya hitaben düzenlediği 11.06.1997 tarihli belgedeki beyanının hasarın taşıma sırasında meydana geldiğinin kabulüne yönelik olup olmadığı, bunun mahkemece değerlendirilip değerlendirilmediği, noktasındadır.
Davacı vekili, müvekkili şirketin nakliyat rizikolarına karşı sigortaladığı ihraç mallarının davalı tarafından Tır ile İstanbul'dan Rusya-Chelyabınks'e taşınması sırasında bu mallardan 6 adet akünün hasar gördüğünü, müvekkilinin, sigorta ettirene hasar bedelini ödediğini ileri sürerek 726.463.000 TL tazminatın 28.2.1997 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalı taşıyıcıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin imzasını taşımayan tutanaklara dayanılamayacağını, CMR Konvansiyonunun 30. maddesi gereğince ve bu madde de yazılı süre içinde zarar, ziyan ve hasar ihbarı yapılmadığını, müvekkili taşıyıcının iddia edilen hasardan sorumlu tutulamayacağın, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; "Dava TTK 1301 nci maddesine temas eden sigorta rücu davasıdır. Fatura taşıma sebebi hasar tutanakları sigorta poliçesi tazminat makbuzu ve renkli fotoğraflar gibi yazılı deliller ve belgeler toplandıktan sonra taşıma ve sigorta uzmanı Av. Oktay Karaaslan ve emekli banka müdürü Kılıç Başaran'a evrak üzerinde inceleme yaptırılarak 29.7.1998 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda CMR sözleşmesi hükümlerine tabii olarak yapılan bu taşımada anılan sözleşmenin 30. Maddesi uyarınca gönderilenin hasarı ortaya çıktığı tarihten itibaren beş iş günü içinde taşıyana durumu bildirmesi gerektiği, mübrez belge ve fotoğraflardan akülerin hasarlı olduğunu en geç 1.12.997 tarihinde saptandığının anlaşıldığı buna rağmen gönderilenin süresinde hasar ihbarında bulunmadığı bu nedenle davalı-taşıyıcının sorumlu tutulamayacağı mütalaa edilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporunun itiraz etmiş ise de mübrez fotoğraflardan dava konusu edilen akümülatörlerin hasarlı olduğu açıkça anlaşılmaktadır. CMR sözleşmesinin 30/f-1 maddesine göre gönderilen taşıyıcı ile beraber durumları kontrol etmeden veya hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde teslimden itibaren (resmi tatil günleri hariç) yedi gün içinde durumu taşıyana bildirmeden malı teslim alırsa bu husus onun yükü taşıma sebebinde belirtildiği şekilde teslim aldığına dair kanıt oluşturur. Dava dışı gönderilen ayıplı olduğu yani hasara uğradığı ilk bakışta anlaşılan yükleri teslim almış, davalı taşıyıcının veya sürücünün yahut acentesinin imzasını taşıyan herhangi bir hasar tutanağı ibraz etmemiştir. Bir an için gönderilenin hasarı mübrez tutanaklardan ilkindeki 1.12.996 tarihinde fark ettiği kabul edilse bile taşıyana yedi günlük süre içinde hasar ihbarnamesi gönderilmemiş, ancak sigortalının halefi sıfatı ile davacı sigorta 6.5.1997 tarihinde yani yedi günlük süreden çok sonra davalı/taşıyana ihbarda bulunmuştur. Bu durumda davalı/taşıyanın yükü kendisine teslim edildiği gibi gönderilene teslim ettiği hakkında karine oluşmuş ve davacı bu karinenin aksini geçerli delillerle kanıtlayamamıştır." Gerekçesiyle Davanın reddine, oybirliği ile karar verilmiş, 11.06.1997 tarihli belgeyle ilgili bir değerlendirmeye kararda yer verilmemiştir.
Davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece; "Davalı taşıyıcı davacıya gönderdiği 11.6.1997 tarihli yazıda aynen "34 KCN 88 plakalı aracımızın yükünde meydana gelen hasar CMR sigorta kapsamındadır. CMR sigortacımız olan Halk Sigorta'ya işlemlere başlaması için gerekli talimat verilmiştir" denilmektedir. Mahkemece davalı taşıyanın bu beyanının hasarın taşıma sırasında meydana geldiğinin kabulüne yönelik olup olmadığı tartışılmadan ve bu kanıt üzerinde durulmadan yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiştir." Gerekçesiyle karar bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Ne var ki, direnme kararında mahkeme ilk kararda değerlendirmediği, davalı şirketin davacı sigorta şirketine gönderdiği 11.06.1997 tarihli "34 KCN 88 plakalı aracımızın yükünde meydana gelen hasar CMR. sigorta kapsamındadır. CMR sigortacımız olan Halk Sigorta'ya işlemlere başlaması için gerekli talimat verilmiştir." Şeklindeki yazıyı bozmadan esinlenerek değerlendirmiş ve ilk kararında yer almayan "Davalının bozma kararına dayanak yapılan ve davacıya hitaben yazılan 11.6.1997 tarihli yazısında taşımada kullanılan aracın yükünde meydana gelen hasarın CMR sigortası kapsamında olduğunu ve bu hususta davalının CMR sigortacısı olan Halk Sigortaya işlemlere başlaması için gerekli talimatın verildiği görülmektedir. Davalı bu yazısı ile taşıma sırasında bir hasar meydana geldiğini ve bu hasardan dolayı kendisinin sorumlu olduğunu ikrar etmemiş; böyle bir hasar mevcut ise kendisinin bundan doğabilecek tazminat sorumluluğunu CMR poliçesiyle dava dışı bir sigorta şirketine yüklediğini ve davacının icabında anılan sigorta şirketinden hakkını arayabileceğini bildirmek istemiştir. Davalının nasıl olsa kendisine tazminat ödetilmeyeceği iradesi ile ve davacıya bir kolaylık olması için bilgi açıklaması niteliğindeki bu beyanından davalının yükün kendi taşıması sırasında ve kendisinin sorumlu tutulacak şekilde hasara uğradığını ikrar ettiği şeklinde bir sonuç çıkarılamayacağı gibi aynı yazıdan CMR sözleşmesinin 30/f. 1 maddesinde yazılı 7 günlük süre içinde hasar ihbarında bulunmayan gönderilenin veya ona bağlı olarak taşıtan veya sigortacısının taşıyanın yükü taşıma sözleşmesinde belirtildiği şekilde gönderilene teslim ettiği karinesinin aksini ispat külfetinden kurtulacağı şeklinde bir neticeye de varılamaz." gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Şu durumda ortada bozmadan esinlenerek oluşturulmuş yeni bir hükmün varlığı söz konusu olup, direnme kararının varlığından söz edilemez.
Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için DOSYANIN 11.Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 24.09.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy