(6831 S. K. m. 2) (3116 S. K. m. 1) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gebze 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 14.5.2003 gün ve 2000/386-2002/4 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 9.10.2002 gün ve 10755-10718 sayılı ilamı ile,
(...Dosya içeriğine, toplanan delillere göre, davacıların öteki temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Ancak, istek bulunmadığı halde dava konusu taşınmazın Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerhin silinmesine karar verilmesi doğru değildir. Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacılar vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı Orman Bakanlığı ve Hazine vekilleri, davaya konu taşınmazın orman sınırları içinde kalan yerlerden iken 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca orman Kadastro Komisyonunca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, orman sınırları içinde kalan yerlere ait tapuların hukuki değeri bulunmadığından Komisyonca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan dava konusu taşınmazın davalıya ait tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davanın reddini savunmuş, yerel mahkemece davanın reddine, taşınmazın tapu kaydı üzerindeki 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmıştır şerhinin silinmesine karar verilmiş hüküm Özel Dairece yukarda yazılı gerekçeyle bozulmuştur.
Mahallinde yapılan keşif sonucunda Orman Yüksek Mühendisi Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davaya konu taşınmazın 3116 sayılı Orman Yasası gereği 1948 yılında yapılan ilk orman tahdit çalışmasında Piyamlar Bayırı-Akçay Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı; 3116 sayılı Yasanın 1951 yılında çıkan 5653 sayılı Yasa ile değişik 1/e maddesi gereği yapılan Maki tefrik çalışmaları sonucunda orman dışına çıkarılan Maki sahası içinde kaldığı, 1987-1991 yılları arasında yapılan orman kadastrosu ve 2/B uygulamalarında maki tefrik çalışmaları dikkate alınmadığı için uygulamanın yanlış yapıldığı vurgulanmıştır.
Harita Mühendisi Bilirkişi taşınmazın tamamının Hazine adına 2/B maddesi çalışmaları sonucu çıkarıldığını bildirmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davaya konu taşınmazın 1951 yılında maki olarak ayrılan sahada kaldığı, bu durum 1744 sayılı Yasa uyarınca 1987-1991 yılları arasında yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmaları sırasında dikkate alınmadığı için Hazine adına orman dışına çıkartıldığı, mülkiyetin davalıya ait olduğu konusunda yerel mahkeme ile Özel Daire arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davalı tarafından açılmış bir dava olmadığı halde taşınmazın tapu kaydı üzerindeki 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkartılmıştır şerhinin silinmesine karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
HUMK'nun 74. maddesi aynen ...Kanunu Medeni ile muayyen olan hükümler mahfuz olmak üzere hakim her iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez. Tahakkuk edecek hale göre talepten noksan ile hüküm caizdir... hükmünü içermektedir. Anılan maddeye göre hakim, tarafların iddia ve savunmaları ile bağlıdır. Talepten fazlaya veya istekten başka bir şeye karar veremez. Ancak, inceleme sonucu ortaya çıkan duruma göre talepten daha azına karar vermesi mümkündür.
Somut olayda istek sadece, Orman Kadastro Komisyonu'nca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan dava konusu taşınmazın, davalıya ait tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline ilişkin olduğu için isteğin aşılması suretiyle taşınmazın tapu kaydı üzerindeki 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkarılmıştır şerhinin silinmesine karar verilmesi, HUMK'nun 74. maddesine aykırıdır. Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemece, Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. O halde, direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.12.2003 gününde bozmada oybirliği, sebebinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı Hazine, Orman Genel Müdürlüğü ile davalı Y. A. arasında geçen davada davacı Yönetimler 6831 Sayılı Yasanın değişik 2/B maddesi ile orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın davalı adına oluşan tapusunun iptali ile Hazine adına tescilini istemişlerdir. Mahkeme davayı reddetmiş, ayrıca tapu üzerinde (2/B ile Hazineye çıkarılan yerdir) şeklindeki şerhi de iptal etmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi iptal isteminin reddi ile ilgili kararı onamış, ancak şerhle ilgili dava bulunmadığı için şerhin kaldırılması ile ilgili olarak hüküm kurulamayacağını vurgulayarak, kararı bozmuştur.
Yerel mahkeme direnmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu direnmeyi yerinde görmeyip 1. Hukuk Dairesinin bozma gerekçesini yerinde bulmuştur.
20 Hukuk Dairesi olarak bu bozmaya aşağıda yazlı nedenlerle katılmıyoruz.
A- Öncelikle davacı Yönetimlerin tapu iptali davası yerinde olup, 6831 Sayılı Yasanın değişik 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkarılan yerlerin yasa gereği ki (2/B maddesi, açıkça öncesi Devlet ormanı olan taşınmazların dışarı çıkarılması halinde Hazineye yazılacağını-verileceğini) vurguladığı gibi 2924 Sayılı Yasanın 11. maddesinde yine açıkça (dışarı çıkarılan yerler için derhal kadastro yapılıp bu yerlerin Hazine adına tespit edileceğini ve tapuya bağlanacağını) vurgulanmıştır.
Yasalar gereği Hazine'ye kalan ve Hazine'ye tescili zorunlu olan taşınmazların, gerçek kişiler tarafından zilyetlik yolu ile artık kazanılmasına yasal olanak yoktur. Bu nedenle, yerel mahkemenin red kararı doğru değildir. Ne var ki; 1. Hukuk Dairesi bunu onamıştır ve onama söz konusu olduğundan Genel Kurulda inceleme olanağı kalmamıştır. Fakat 2/B ile ilgili şerhin iptaline gelince; bu yoldaki iptal kararı yanlıştır ve 1. Hukuk Dairesi'nin dava olmaması nedeni ile verdiği bozma kararı Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ise de bu karara Hukuk Genel Kurulunun gerekçesi ile katılma olanağı yoktur.
Esasen, 2/B ile ilgili şerhin iptaline yer yoktur. Zira, yukarda açıkladığımız gerekçeye göre 2/B ile çıkarılan yerler Hazine'ye bırakıldığı için bu şerh doğrudur, iptali gerekmez, şerhin korunması gerekir.
Biz 20. Hukuk Dairesi olarak (Şerhle ilgili iptal kararı bozulmalıdır, ancak bu şerh hangi gerekçe ile olursa olsun kaldırılamaz düşüncesindeyiz). Bu nedenle, şerhin iptali ile ilgili karar bölümü bozulmalıdır. Ancak, şerhin kaldırılmaması ve korunması gerektiği için) Yerel mahkemenin kaldırma kararı bozulmalıdır.
Yukarıda açıkladığımız nedenlerle değindiğimiz şekilde kararın (Değişik gerekçe ile BOZULMASI gerektiği inancı ile) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu sayın çoğunluğunun bozma gerekçesine katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy