(818 S. K. m. 3, 4, 9) (YHGK. 03.03.2004 T. 2004/11-124 E. 2004/130 K.)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce asıl davaların kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 9.11.2000 gün ve 1046-548 sayılı kararın incelenmesi davalı ve karşı davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25.9.2001 gün ve 9533-8829 sayılı ilamı ile;
(...Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan 5.5.1998 tarihli sözleşme ile davalının abonelerine ait faturaların gönderileceği zarflar içerisine form bazında reklam konulması, uygulamaya Ankara'dan başlanılması, diğer yerlerde zarflamaya geçildiğinde bu yerlerin de sözleşme kapsamına alınması hususunun kararlaştırıldığım, İstanbul ilinde de zarflamaya geçilip bu yerin sözleşme kapsamına alındığının davalı tarafından bildirilmesine rağmen, bilahare davalının tüm ihtarlara rağmen olumsuz ve uzlaşmaz bir tutum sergileyerek reklam forumlarının kabul etmediğini, bu sebeple sözleşmeyi feshetmek zorunda kaldıklarım ileri sürerek, uğradıkları masraf ve kar kaybından ibaret zararlarının tazminini talep ve dava etmiş, birleşen dava ile de nakde çevrilen teminat miktarı 700.000.000 liranın tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, anılan sözleşmenin Ankara ili için uygulanmak üzere yapıldığı, başka yerler ile ilgili mutabakat, anlaşma veya sözleşme mevcut olmadığını, sözleşmenin davacı tarafından haksız olarak feshedildiğini savunarak, davaların reddini istemiş; ikame ettiği birleşen dava ile de haksız fesih sebebiyle oluşan zararın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davacının asıl ve birleşen davasının kabulüne, davalı ve karşı davacı T. T. A.Ş. 'nin davasının ise reddine karar verilmiştir.
Davalı ve birleşen davanın davacısı T. T. A.Ş. 'nin temyizi üzerine tüm temyiz itirazları reddolunarak yerel mahkeme kararı onanmıştır.
Davalı ve birleşen davanın davacısı vekili eski savunma ve iddiaları ile temyiz itirazlarını tekrarlayarak karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacı Ö. Güvenlik Sistemleri Ltd. Şti. asıl davası ile sözleşmeye aykırılık sebebiyle tazminat, birleşen davası ile de nakde çevrilen teminat bedelini dava etmiş, davalı T. A.Ş. ise birleşen karşı davasında yine ayrı sözleşmenin haksız feshi nedeni ile tazminat talebinde bulunmuştur.
Taraflar arasındaki ihtilaf; Telekom faturalarının zarfları içine konacak reklam formları ile ilgili 5.5.1998 tarihli sözleşmeden kaynaklanmaktadır. Davacı yan bu sözleşmenin noterce tasdikinden önce, İstanbul abonelerine gönderilecek zarflar içine de reklam formu konulacağı hususunda da anlaşmaya varıldığını, sözleşmeden sonrada, vaki görüşmeler sonucu önce olumlu davranıp bir kısım şartlar ileri süren davalı T.'nin şartlarının kabul edilmesine rağmen davalı T.'nin bilahare olumsuz tutum sergileyerek İstanbul için gönderilen reklam forumlarını kabul etmediğini iddia etmiş, davalı T. ise Ankara dışında hiçbir yerin sözleşme kapsamına alınmadığını, İstanbul ilinin sözleşme kapsamına dahil edilmesi için ileri sürülen şartların davacı şirketçe kabul edilmediğinden bir anlaşmaya varılmadığını savunmuştur. Bu hali ile anlaşmazlık İstanbul ilinin sözleşme kapsamında bulunup bulunmadığı, bu ilin de sözleşme kapsamına alınmış olmasına rağmen, davalının buna karşı çıktığı iddiası ile sözleşmeyi feshetmekte haklı olup olmadığı konusuna inhisar etmektedir.
5.5.1998 tarihli sözleşme ve bunun ekleri olan idari ve teknik sözleşmelerde, anlaşmanın konusu belirlenmiş tarafların hak ve yükümlülükleri sayılmış olup, konu ile ilgili 1 'nci maddenin 2. fıkrasında aynen "reklam formları öncelikle Ankara abonelerine gönderilen zarflara konacak, diğer yerlerin faturalarının zarflanmasına geçildiğinde, bu kapsam yanlar arasında yapılacak karşılıklı görüşmelerle genişletilebilecektir" denilmiş, ayrıca idari şartnamenin 9. maddesinde "reklam formlarının Ankara dışındaki abonelere gönderilmesine başlanması halinde kati teminat tutarı T. A.Ş. tarafından belirlenerek firmaya yazılı olarak, bildirilecektir" hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda 5.5.1998 tarihli sözleşmenin yalnızca Ankara ilini kapsar şekilde yapıldığı, başka illerin kapsam içine alınmasının karşılıklı anlaşma ve yeniden teminat alınmasına bağlı olduğu açık bulunmaktadır. Her ne kadar davacı vekili 16.9.1997 ihale tarihinden sözleşmenin tasdik edildiği 5.5.1998 tarihine kadar geçen süreç içerisinde İstanbul ilinde de faturaların zarflanmasına geçildiğini, karşılıklı görüşmeler sonunda davalı T. A.Ş.'nin bu ilin de sözleşme kapsamına alınmasını kabul ettiğini iddia etmiş ise de, bu iddiasını kanıtlayacak somut bir belge, delil ibraz edememiş, bu iddia hukuki dayanaktan yoksun kalmıştır.
Sözleşmeden sonraki duruma gelince; davacı şirketin İstanbul ilinin de sözleşme kapsamına alınması yolundaki sözleşme öncesi tekliflerine davalı T. A.Ş. 5.5.1998 tarihli yazışı ile karşılık vermiştir. Bu yazıda "her dönem için tek forum verilmesi, bu formların Ankara ve İstanbul için ayrı ayrı tahakkuk dönemlerinde gönderilmesi kaydı ile İstanbul ilinin de sözleşme kapsamına alınmasının uygun görüldüğü" belirtilmiş "bu konudaki teyidin ve 5.5.1998 tarihli sözleşmenin noter tasdikinin yapılarak, üç gün içinde verilmesi" istenmiştir. Not olarak da İstanbul iline ait tahmini form miktarı ve yatırılacak teminat bedelinin bilahare bildirileceği yazıya ilave olunmuştur, İstanbul ilinin sözleşme kapsamı içine alınmasının şartlarını içeren bu icap yazışmaya davacı 7.5.1998, 3.6.1998,9.6.1998 ve müteakip tarihli yazıları ile cevaplar vermiş, yazılarda, vaki icaba karşı açık teyitte bulunulmadığı gibi, T.' nin sözleşmeye aykırı sorunlar yarattığını ileri sürerek, form adedi ve birim fiyatları ile ilgili tenkit ve önerilerde bulunulup, bu konuda mutabakat sağlanması ve bundan önce de işe başlanmayacağı bildirilmiştir.
Davalı T. 29.5.1998, 1.7.1998,30.7.1998 ve 25.7.1998 tarihli yazıları ile davacının önerilerini reddetmiş, sözleşmenin Ankara iline münhasır olup, İstanbul için de uygulanması istemini kabul etmemiştir. Davacı bilahare önerilen şartları kabul edeceğini bildirmişse de, T. A.Ş. 'nin herhangi bir cevap vermemesi üzerine çektiği 8.9.1998 tarihli ihtarnameden sonra 20.10.1998 tarihinde sözleşmeyi feshetmiştir. Fesih İstanbul ilinin sözleşme kapsamında bulunmadığı gerekçesi ile gönderilen formların kabul edilmemesi nedenine dayandırılmıştır.
Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, İstanbul ili 5.5.1998 tarihli sözleşme kapsamı içine alınmamış, kapsamı içine alınması tarafların karşılıklı görüşüp anlaşmalarına ve T. A. Ş. 'nin önereceği miktarda yeni teminat alınması koşuluna bağlanmıştır. Davacının bu konudaki istemine karşı davalı T. A. Ş. şartlarını bildirerek icapta bulunmuş, süre vermiş, davacının açık teyit bildirmemesi, yeni öneller sunması üzerine davalı T. icabını geri almış ve bir anlaşma sağlanamamıştır. Bu bakımdan davacının, İstanbul ilini kapsam dışı sayarak, bu il için gönderilen formları kabul etmeyen T. 'nin eyleminin sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini iddia edip sözleşmeyi feshetmesinde haklılık bulunmamaktadır. Mahkemece, hukuki sorun bu şekilde değerlendirilerek, bir sonuca varılması gerekirken, sırf bilirkişi raporlarına dayanarak, davanın kabulüne dair hüküm kurulması ve dairemizce de bu kararın onanması doğru olmamış, davalı ve birleşen davanın davacısı T. A. Ş. vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile onama kararının kaldırılıp, mahkeme kararının davalı -birleşik davanın davacısı- T. A. Ş. yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı-karşı davacı T. T. A. Ş. vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 17.12.2003 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy