(2004 S. K. m. 18)
Dava: Taraflar arasındaki "tebligatın usulsüzlüğü nedeniyle ödeme emrinin tebliğ tarihinin düzeltilmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 10.İcra Tetkik Mercii Hakimliğince davanın reddine dair verilen 03.12.2001 gün ve 2001/282 E. 131 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 04.02.2003 gün ve 2002/27147-2003/1995 sayılı ilamı ile;
(...Borçlu merciiye başvurusunda her ne kadar gecikmiş itirazdan bahsetmiş ise de, başvurunun hukuki nitelendirmesi hakime aittir. Başvurunun niteliği gözönüne alındığında borçlunun amacı tebligatın usulsüzlüğü nedeni ile ödeme emrinin tebliğ tarihinin düzeltilmesi istemini kapsamaktadır. Merciin duruşma açarak yukarıda belirtilen doğrultuda inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar vermesi gerekirken evrak üzerinden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, tebligatın usulsüzlüğü nedeniyle ödeme emrinin tebliğ tarihinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Davacı-borçlu vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine yapılan icra takibinde ödeme emrinin, borçlunun bulunmadığı adreste yeğenine tebliğinin yasal olmadığını; birçok ceza davasından kesinleşmiş mahkumiyeti bulunan davacının tebliğ yapıldığı belirtilen 04.07.2000 gününden evvel gizlenmek amacıyla ikametgahını süresiz terk ettiğini, tüm bunları bilen alacaklının, borçlunun bulunmadığı adrese tebliğ yaptırarak takibin kesinleşmesini sağladığını ileri sürerek, ödeme emrinin tebliğ tarihinin, müvekkilinin icra takibini öğrendiği 07.11.2001 günü olarak düzeltilmesini istemiştir.
Tetkik merciinin; "Ödeme emrinin 04.07.2000 günü borçlunun yeğenine usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve gecikmiş itirazın koşulları bulunmadığı" gerekçesiyle "Davanın reddine" dair evrak üzerinden inceleme sonunda verdiği karar, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş, Tetkik Merciince önceki kararda direnilmiştir.
Yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık; Davacı-borçlunun ödeme emrinin tebliğ tarihinin düzeltilmesi yönündeki isteminin, Tetkik Merciince duruşma açılarak incelenmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır.
Öncelikle belirtilmelidir ki, usulsüz tebligatın Tetkik Merciine bildirilerek, tebliğ tarihinin düzeltilmesi, 2004 sayılı İcra İflas Yasasının 16 ve devamı maddelerinde düzenlenen şikayet yolu ile mümkündür (Yargıtay 12.H.D.10.05.1988 gün, E:1983, K:6279).
Diğer taraftan, İcra İflas Yasasının 18.maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanunda açıklık bulunmayan hallerde, Tetkik Mercii iki taraf arasında duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını kendisi takdir eder" hükmü mevcuttur.
Bu noktada Tetkik Mercii, yasanın mutlak "duruşmalı inceleme" yapılmasını emrettiği işler dışında, yapılan başvuru hakkında "duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını" saptarken, uyuşmazlığın niteliğine, ileri sürülen iddia ve delillere göre takdir hakkını kullanmalıdır.
Eş söyleyişle, kanunda açıklık bulunmayan hallerde, duruşma yapılıp yapılmayacağı İİK.nun 18.maddesinin 3.fıkrasında mercii hakiminin takdirine bırakılmış ise de; öngörülen takdir hakkı mutlak bir seçimlik hak olmayıp, halin icabına göre işin süratle neticelenmesini temin gayesine matuf bir takdir hakkıdır.
Giderek, takip dosyasında usulüne göre düzenlenmiş tutanak içeriğinden şikayet konusu olay kesin çözümlenebilecek ise, o takdirde duruşma yapılmasına gerek yoktur. Buna karşın, davacının ileri sürdüğü olaylar ve davalının savunması hükme etkili olacak ise, bu halde duruşma yapılması zorunlu bir nitelik kazanır.
Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.10.1973 gün, E: 634, K:804 sayılı kararında da aynı ilke benimsenmiştir.
Tüm açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda; Borçlu şikayetinde, maddi vakıalara dayanarak tebligatın usulsüzlüğünü ileri sürmüş ve ödeme emrinin tebliğ tarihinin düzeltilmesini istemiştir. Olayın özelliği ve şikayetin mahiyeti nazara alındığında, duruşma açılıp, ileri sürülen maddi vakıaların incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi zorunludur.
Hal böyle olunca, Tetkik Mercii'nce aynı yöne işaret eden bozma kararına uyulmak gerekirken, evrak üzerinden davanın reddine dair verilen önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 22.10.2003 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy