(2004 S. K. m. 16, 18) (1086 S. K. m. 429)
Dava: Taraflar arasındaki ödeme emrinin tebliğ tarihinin düzeltilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 10.İcra Tetkik Merciince davanın reddine dair verilen 3.12.2001 gün ve 2001/283-132 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 6.5.2003 gün ve 7329-10294 sayılı ilamı ile;
(... Borçlu Merciiye başvurusunda her ne kadar gecikmiş itirazdan bahsetmiş ise de, başvurunun hukuki nitelendirmesi Hakime aittir. Başvurunun niteliği göz önüne alındığında borçlunun amacı tebligatın usulsüzlüğü nedeni ile ödeme emrinin tebliğ tarihinin düzeltilmesi istemini kapsamaktadır. Mercii duruşma açarak yukarıda belirtilen doğrultuda inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar vermesi gerekirken evrak üzerinden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Mercii kararının bozulması gerekirken onandığı anlaşıldığından karar düzeltme talebinin kabulü gerekmiştir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, tebligatın usulsüzlüğü nedeniyle ödeme emrinin tebliğ tarihinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Davacı borçlu vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine yapılan icra takibinde ödeme emrinin, borçlunun bulunmadığı adreste eşine tebliğinin yasal olmadığını; birçok ceza davasından kesinleşmiş mahkumiyeti bulunan davacının tebliğ yapıldığı belirtilen 05.12.2000 gününden evvel gizlenmek amacıyla süresiz ikametgahını terk ettiğini; tüm bunları bilen alacaklının, borçlunun bulunmadığı adrese tebliğ yaptırarak takibin kesinleşmesini sağladığını ileri sürerek, ödeme emrinin tebliğ tarihinin müvekkilinin icra takibini öğrendiği 7.11.2001 günü olarak düzeltilmesini istemiştir.
İcra Tetkik Merciinin; Ödeme emrinin borçlunun eşine 5.10.2000 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği ve gecikmiş itirazın koşulları bulunmadığı gerekçesiyle Davanın Reddine dair evrak üzerinde inceleme sonunda verdiği karar, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş, Tetkik Merciince önceki kararda direnilmiştir.
Yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık; Davacı-borçlunun ödeme emrinin tebliğ tarihinin düzeltilmesi yönündeki isteminin, Tetkik Merciince duruşma açılarak incelenmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır.
Öncelikle belirtilmelidir ki, usulsüz tebligatın Tetkik Merciine bildirilerek, tebliğ tarihinin düzeltilmesi, 2004 sayılı İcra İflas Yasasının 16 ve devamı maddelerinde düzenlenen, şikayet yolu ile mümkündür. (12.H.D.10.5.1988 gün, E:1983, K:6279)
Diğer taraftan İcra İflas Yasasının 18.maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanunda açıklık bulunmayan hallerde, Tetkik Mercii iki taraf arasında duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını kendisi takdir eder hükmü öngörülmüştür.
Bu bağlamda Tetkik Mercii, Yasanın mutlak duruşmalı inceleme yapılmasını emrettiği işler dışında yapılan başvuru hakkında duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını saptarken, uyuşmazlığın niteliğine, ileri sürülen iddia ve delillere göre takdir hakkını kullanmalıdır.
Eş söyleyişle, kanunda açıklık bulunmayan hallerde, duruşma yapılıp yapılmayacağı İİK. nun 18. maddesinin 3.fıkrasında merci hakiminin takdirine bırakılmış ise de; öngörülen takdir hakkı mutlak bir seçimlik hak olmayıp, halin icabına göre işin süratle neticelenmesini temin gayesine matuf bir takdir hakkıdır. Giderek takip dosyasında mevcut usulüne göre düzenlenmiş tutanak içeriğinden şikayet konusu olay kesin çözümlenebilecek ise, o takdirde duruşma yapılmasına gerek yoktur. Buna karşın davacının ileri sürdüğü olaylar ve davalının savunması hükme etkili olacak ise, bu halde duruşma yapılması zorunlu bir nitelik kazanır.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.10.1973 gün, E:İİF-634 K:804 sayılı kararında da aynı ilke benimsenmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda; borçlu şikayetinde maddi vakıalara dayanarak tebligatın usulsüzlüğünü ileri sürmüş ve ödeme emrinin tebliğ tarihinin düzeltilmesini istemiştir. Olayın özelliği ve şikayetin mahiyeti nazara alındığında; duruşma açılıp,ileri sürülen maddi vakıaların incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi zorunludur.
Hal böyle olunca, Tetkik Merciince aynı yöne işaret eden bozma kararına uyulmak gerekirken, evrak üzerinden davanın reddine dair verilen önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 22.10.2003 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy