(1086 S. K. m. 74)
Taraflar arasındaki "sözleşmenin feshi ve alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 19.2.2001 gün ve 1997/1334-2001/113 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 1.10.2001 gün ve 2001/6542-8499 sayılı ilamı ile, ("...Davacı, 09.08.1993 tarihinde davalı şirketten devre mülk satın aldığını, devre mülkün ihtiyaca cevap vermekten uzak olduğunu, tapusunu geç aldığını ve yakınında foseptik çukuru bulunduğunu 1995 yılında devre mülkün dava dışı üçüncü bir kişiye kullandırıldığını öne sürerek, sözleşmenin feshi ile 16.500 DM'yi istirdat hakkını saklı tutarak, şimdilik 200 DM'nin ve ecrimisil bedeli olan 1400 DM'nin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, sözleşmenin feshi isteğinin reddine, 200 DM. ve 400 DM'nin tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 9.8.1993 tarihli 1-15 ağustos dönemine ilişkin devre mülk sözleşmesinin feshi ile, fazlaya ait haklar saklı kalmak koşuluyla, ödenen 16500 DM. lik satış bedelinden 200 DM.'nin istirdadı ve anılan dönemin üçüncü şahsa kiralanmasından kaynaklanan 1400 DM.lik ecrimisil isteğine yöneliktir.
Mahkemece, sözleşmenin feshine ilişkin dava reddedilmekle birlikte, fazla ödenen 13500 marktan 200 markın istirdadına karar verilmiş olup, bu karar HUMK.nun 74. maddesine aykırıdır. Şöyle ki anılan yasa maddesi, hakimin, her iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı olduğunu, ondan başka şeye ve fazlasına hüküm veremeyeceğini hükme bağlamıştır. Davacı davasında, fazla ödenen 13500 markın istirdadına ilişkin bir talepte bulunmamıştır. Davacının talebi, salt sözleşmenin feshi ile, ödenenin istirdadına ilişkindir. Talep dışına çıkarılamayacağına ve sözleşmenin feshi isteği reddedilmiş olduğuna göre bu kalem isteğin de reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir...") gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle H.U.M.K. 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II.fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle; dava dilekçesinde satış bedelinin miktarı yönünden fazla ödeme iddiası ileri sürülmemiş ve fazladan ödenen paranın istirdadına ilişkin bir talepte bulunulmamış olmasına; yargılama sırasında da bu konuda usulüne uygun bir ıslah işlemi yapılmamış, yine bu yolda usulüne uygun şekilde davanın değiştirilmesi yoluna da gidilmemiş bulunmasına; mahkemece sözleşmenin feshine ilişkin isteğin reddedilmesi karşısında, satış bedelinin iadesine yönelik isteğin de bütünüyle reddi gerekmesine göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 22.01.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy