(743 S. K. m. 661) (YHGK 14.09.1983 T. 1980/1-2378 E. 1983/814 K.)
Dava: Taraflar arasındaki müdahalenin men'i-kal davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Üsküdar Asliye 5. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.5.2002 gün ve 2001/63-2002/584 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 23.1.2003 gün ve 7414-222 sayılı ilamı ile,
(...Dava, intifa hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir. Davacı, davalı İETT Genel Müdürlüğünün, taşınmazlarına tecavüzlü olarak bina inşa ettiğini ayrıca kendi taşınmazlarındaki apartmanın görüş alanını da kapattığını ileri sürerek gerek taşkın inşaat, gerekse komşuluk hukukuna aykırı eylem nedeniyle elatmanın önlenmesi ve kal talebinde bulunmuştur.
Dosya içerisindeki 17.4.2002 tarihli bilirkişi kurulu raporunda davalının yaptığı binanın tecavüzlü kısmı tespit edilmekle birlikte, davalının binasının, davacı taşınmazındaki apartmanın 3.bodrum katı ile 2. bodrum katı seviyesinde olduğu, bu katlarda depo, otopark, kalorifer dairesi ve kömürlük gibi ortak kullanım alanlarının mevcut olduğu, İstanbul II numaralı Kültür ve Tabiat Vakıflarını Koruma Kurulu'nun davacı taşınmazı ile ilgili olarak vermiş olduğu 27.2.1989 tarihli 1038 sayılı kararında pencere açılması koşullarının tarif edildiği ve taşınmazın onaylı projelerinde önünde 0.20 metre taş duvar gösterildiği, pencere boşluğu bırakılmış olduğu ve deniz tarafına pencere açılmadığı, davalının binasının tecavüzlü kısmı dışında, davacı taşınmazındaki apartmanın görüntüsünü kapatarak ona zarar vermesinin ve komşuluk hukukunu ihlal etmesinin söz konusu olmadığı gerekçeli olarak açıklanmıştır.
Mahkemece; davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı hakkında davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir. Diğer davalı hakkındaki davanın kabulü ile; davalı tarafından taşkın olarak inşa edilen binanın 2,50 metrekare kesiminin davacı taşınmazına tecavüzü nedeniyle kalan kısmının ise davacı taşınmazındaki apartmanın önünü kapattığı gerekçesiyle davalının müdahalesinin menine ve binanın tümden kal'ine karar verilmiş, davalı İETT Genel Müdürlüğü hükmü temyize getirmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere, kararın dayandığı yasal sebeplere göre davalı vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
43 parsel sayılı davacı taşınmazı tapuda halen arsa vasfı ile kayıtlı olup, müşterek maliklerden Muzaffer Cavrar'a ait 5/96 şardan cem'an 10/96 hissenin intifa hakkı seviyen davacı Ali Cavrar ile dava dışı Rahime Cavrar'a ait bulunmaktadır. Tapuda sadece intifa hakkı sahibi olan davacının açmış olduğu bu dava sonucunda taşkın inşaat nedeniyle elatmanın önlenmesi ile birlikte kal'e de karar verilmiştir.
Müşterek mülkiyete konu bir taşınmazda kal'in tüm maliklerce talep edilmesi gerekli olup, sınırlı bir ayni hak olan intifa hakkı, sahibine sadece yararlanma olanağı vereceğinden intifa hakkı sahibi kal isteyemez.
Öte yandan davalının inşa ettiği plantonluk binasının davacı taşınmazındaki apartmanın önünü kapattığı gerekçesiyle davalının elatmasının önlenmesine ve davalının binasının tamamının kal'ine karar verilmiştir. Bir kimsenin mülkünü kullanırken komşusuna zarar verecek her türlü davranıştan çekinmesi Medeni Kanunun 661. maddesi hükmü gereğidir. Ancak, somut olayda komşuluk hukuku yönünden henüz gerçekleşmiş bir zarar mevcut olmadığından yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir.
Davalının, belirtilen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü;
Temyiz Eden: Davalı vekili
Karar: Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı İETT Genel Müdürlüğünce komşu parsele inşa edilen binanın, davacının taşınmazına tecavüzlü olduğu ve bunun dışında davacının taşınmazındaki apartmanın görüş alanını kapattığını ileri sürerek, taşkın inşaat ve komşuluk hukukuna aykırı eylem nedeniyle elatmanın önlenmesi ve binanın yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı İETT Genel Müdürlüğü vekili, idarenin davacıya ait taşınmaza kamu hizmeti gereği el koyduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin; Davalı idarece yapılan binanın, davacının tapu kapsamında kalan 2.50 m2'lik bölüme tecavüzlü olduğu ve davacıya ait apartmanın önünü kapatarak komşuluk hukukunu ihlal ettiği gerekçesiyle Davanın kabulü ile taşkın inşaat ve komşuluk hukukuna aykırı eylem nedeniyle davalının müdahalesinin men'ine ve davalıya ait binanın tamamının kal'ine dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenle bozulmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre; Davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine karar verilmelidir.
Ne var ki, davacının tapu kapsamı dışında kalan ve halen davalı İETT Genel Müdürlüğünce plantonluk binası olarak kullanılan bölümün komşuluk hukukunu ihlal edip etmediği ve davacıya ait binaya zararlı etkileri konusunda yapılan inceleme yeterli değildir.
Öncelikle belirtilmelidir ki; çevre etkilerinin yarattığı zararlar 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 661.maddesinde düzenlenmiş olup, komşuluktan doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzene koyan, dengelendiren bir temel hukuk kuralı niteliğini taşımaktadır.
743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 661. maddesinin birinci fıkrasında, malik için zarar verecek taşkın eylemlerden, aşırı davranışlardan kaçınma ödevi öngörülmüş; ikinci fıkrasıyla özellikle zarar veren ve taşınmazın yer ve niteliğine ve yöresel töreye göre komşular arasında hoş görülebilecek ölçüyü aşan gürültüler ve sarsıntılar yapmak, duman, kurum ve rahatsız edici başka toz, buğu ve koku çıkartmak yasaklanmıştır.
Bu noktada, Türk Kanunu Medenisi'nin 661.maddesi kavramına giren müdahale kavramı sadece taşınmazın işletilmesi ile ilgili olmayıp, bir taşınmazın kullanılması nedeniyle, komşu taşınmazın hava, ışık, rüzgar, su gibi enerji kaynaklarından yararlanmasını önleyen yada manzarasını kapayan olumsuz müdahalelerde, uygulamada anılan madde kapsamında değerlendirilmektedir.
Giderek yasada nelerin taşkınlık sayılacağı yönünden genel bir kural öngörülmediğinden; Hakim her somut olayın özelliğini, taşınmazın yerini, niteliğini, yöresel gelenek ve görenek kurallarını gözeterek komşuların birbirine göstermekle yükümlü oldukları tahammülün sınırını, çıkar çatışmalarını olaya en uygun düşecek şekilde çözümlemekle yükümlüdür.
Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.9.1983 gün E:1980/1-2378, K:1983/814 sayılı kararında da aynı ilke benimsenmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece seçilecek Çevre Mühendisi, Şehir Planlamacısı ve hukukçu bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığı ile komşuluk hukuku ilkeleri açısından inceleme yapılması, davalı idarece inşa edilen binanın tecavüzlü kısmı dışındaki bölümün davacı taşınmaza ne gibi zararlı etkileri bulunduğunun Türk Kanunu Medenisi'nin 661. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen ölçülere göre belirlenmesi ve doğacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu oluşturulan önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin yukarıda açıklanan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 12.11.2003 gününde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, komşu parselde bulunan ve kendi arsasına tecavüzlü durumdaki binanın imar durumuna da uygun bulunmadığını ileri sürerek yıkılarak tecavüzün giderilmesini istemiştir.
Mahkemece binanın kaline dair verilen karar özel dairesince kalin tüm hissedarlar tarafından istenebileceği, kaldı ki olayda MK.661 maddesi hükmü gereğince komşuluk hukukundan doğan bir zararın mevcut olmadığı görüşüyle karar bozulmuş olup mahkemenin direnme kararı da Yüksek Genel Kurulca yerinde görülmemiştir.
Davalıya ait binanın 2.50 m2'lik kısmı davacının binasına tecavüzlü olup bu kısmın yıkılmasına dair karar hakkında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Ancak yüce kurulun davalı binasının diğer bölümü ile ilgili davada komşuluk hukuku yönünden araştırma yapılarak davanın sonuçlandırılması gerektiği görüşüne katılamıyorum.
Çünkü davalıya ait yapı, imar kanununa tamamen aykırı, kaçak bir yapı konumundadır. 3194 Sayılı İmar Kanununa göre her yapının ruhsat alınarak yapılması zorunludur, ruhsat alınmadan yapılan ve ruhsata bağlanamayan yapılara ceza uygulanarak yıkılmasına karar verilir. İmar mevzuatı kamu düzeni ile ilgili olup mahkemelerce resen nazara alınması zorunludur. Yüksel Genel Kurulca komşuluk hukuku açısından incelenmesi istenen bu yapının yasal dayanağı yoktur. Yıkımı gereken kanunsuz inşa edilmiş binanın komşuluk haklarından istifade edemeyeceği ortadadır.
Davacı kaçak bir binanın yıkımını istemiştir. Davalıya ait binanın yasal hale getirilemeyeceği ortadadır. O halde kamu düzeni gereği ve yasaların üstünlüğünü korumak bakımından olayda yıkım kararı verilmesi zorunludur. Aksi takdirde gayri kanuni bir durum korunmuş olur. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy