(2004 S.K. m. 72) (YHGK. 07.04.2004 T. 2004/15-216 E. 2004/206 K.)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit, tecavüzün önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.11.2000 gün ve 1998/1069-2000/506 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 18.9.2001 gün ve 2001/2793-3905 sayılı ilamı ile, ( ...1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Yanlar arasında imzalanan 31 Ağustos 1988 tarihli ( Türkiye Hava Trafik Kontrol Radar Kaplama Projesi Sözleşmesi ) uyarınca, yapılan işte, davalı idare, sözleşmenin 35/a, b, c ve i maddelerinde kararlaştırılan cezai şart alacağı nedeniyle muaraza yaratıp kesin teminat mektubunu iade etmediği için açılan bu davada mahkemece sözleşmenin 35/i md. gereğince kesilen 47.000 USD tutarındaki ceza haklı bulunmuş, bunun dışındaki dava ise kabul edilmiş hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yanlar arasındaki sözleşmenin 35/i ve eki Hususi Şartnamenin 33/J maddeleri uyarınca, tahakkuk ettirilen cezaların ödenmemesi halinde istihkaktan veya işin bitimi, tasfiye, fesih vs. nedenlerle işin sonunda ayrıca herhangi bir ihtara ve hükme hacet kalmaksızın teminatından kesilmesi gerektiğinden ve teslimden evvel idarece ceza hükümlerinin uygulanacağı bildirildiğinden, esasen davanın reddedilen kısmı için davacı temyize gelmediğinden ceza uygulaması bakımından teslimde ihtirazi kayıt olmadığına yönelik iddialar bulunmamaktadır.
Dosya kapsamı ve alınan bilirkişi asıl ve ek raporlarına göre, sözleşmenin 35/b ve c maddelerinde öngörülen ceza uygulaması nedenlerinin olayda gerçekleştiği, yedek parçaların ve kabul sırasında reddedilen malzemelerin zamanında verilmediği, keza tamirat nedeniyle değişen malzemelerin de geç teslim olunduğu anlaşılmaktadır. Bu malzemelerden bir kısmının 3.4.1998 tarihine kadar teslim edilemediğinde de bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Her ne kadar sözleşmenin 35/b ve c maddelerinde malzemelerin teslimi için bir süre öngörülmemiş ise de aynı maddenin ( a ) bendinde idare tarafından yapılan tebliğden sonraki ( 4 ) aydan sonra ceza uygulamasına ilişkin açıklamanın ( b ) ve ( c ) bentlerinde de uygulanacağında kuşku yoktur.
Bu durumda mahkemece, sözleşmenin 35/b maddesi uyarınca kesilen ( 1.638.300 ) USD. lik ceza ve ( c ) bendi uyarınca uygulanan ( 175.611,8 ) DM. lık cezaya ilişkin davanın ve sonucuna göre teminat mektubunun bu miktarlarına ilişkin geri alma talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken sözleşme hükümlerine yanlış anlam verilerek ve delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, menfi tespit, teminat mektuplarına yönelik tecavüzün önlenmesi ve bunların iadesi istemine ilişkindir.
Davacı A... Difesa SPA vekili, taraflar arasında, 15 ayrı merkezde Türkiye Hava Trafiğini kontrol edecek radar sistemlerinin kurulması konusunda 31.8.1998 günlü sözleşmenin düzenlendiğini; davacının sözleşme konusu sistemleri kurarak, tamamladığı her üniteyi davalıya teslim ettiğini, geçici kabullerin yapıldığını, kesin kabulün de 3.4.1998 tarihinde tamamlandığını; davalının kabulden yaklaşık yedi ay sonra 16.10.1998 tarihli yazıyla, davacının kusurlu davranışları nedeniyle zarara uğradığı gerekçesiyle toplam 1.035.455,99 DM. ve 1.724.800 USD tutarında ceza tahakkuk ettirip, bunun ödenmemesi durumunda elinde bulunan teminat mektuplarından tahsil edeceği yolunda bildirimde bulunduğunu, bu uygulamanın sözleşmeye, oluşa ve hukuka aykırı olduğunu; zira, sözleşmenin 35/a maddesine göre ceza uygulanabilmesi için, davacının kusurundan kaynaklanan nedenlerle sistemin geçici kabulünün gecikmiş olması gerektiğini, böyle bir gecikme bulunmadığını; 35/b madde uyarınca tahakkuk ettirilen cezanın, davacının stokundan kullanılan malzemelerin geç teslim edildiği iddiasına dayalı olduğunu, tahakkukta esas alınan sürelerin, sözleşmenin ayrılmaz parçası durumundaki teklif mektubunun 9. maddesine aykırı bulunduğunu, zira, anılan maddeye göre geç teslimden söz edilebilmesi için, davalının o hükümden belirtilen şekilde malzemeyi davacıya teslim etmiş olması gerektiğini, davalının bu gerekliliğe uymadığı gibi, teslim bakımından sözleşmede ve eklerinde herhangi bir sürenin de öngörülmediğini, 35/a maddedeki dört aylık sürenin kıyasen 35/b maddeye uygulanamayacağını; 35/c maddedeki ceza uygulaması koşullarının da oluşmadığını, zira, bu hükme göre, sadece geçici kabul sırasında eksik olan veya reddedilen malzemelerin davacı tarafından hiç teslim edilmemesi durumunda ceza uygulanabileceğini, geçici kabul tutanaklarında eksik malzemelerin nelerden ibaret olduğunun belirtildiğini, kesin kabulün yapıldığını, davalının düzenlediği komisyon raporunda da, ceza tahakkuk ettirilirken, sistemlerin kesin kabulünde eksik veya reddedilen bir malzeme bulunmadığının açıklandığını, seçimlik hakkını gecikmeli de olsa malzemenin tamamlattırılması yolunda kullanan davalının artık geç teslime dayanarak ceza uygulayamayacağını, esasen geçici kabul sırasında eksik olduğu belirtilen malzemelerin çoğunun sarf malzemesi olup, garantinin kapsamı dışında kaldıklarını, garanti kapsamı içinde kalan malzemelerin hiç birinin geçici kabul sırasında eksik olmadığını, 35/i maddeye dayalı ceza uygulamasının da yerinde bulunmadığını ileri sürerek, davalının teminat mektuplarına yönelik tecavüzünün önlenmesine, tecavüz edilen miktar için davalı yedinde bulunan teminat mektuplarının iadesine, haksız şekilde tahakkuk ettirilen 1.035.455,99 DM. ve 1.724.800 USD tutarındaki ceza bedellerinden dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü vekili, tahakkuk ettirilen ceza bedellerinin sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, sözleşmenin 35. maddesinde cezai şart yönünden öngörülen tüm koşulların gerçekleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Yerel Mahkemece bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle verilen, davanın kısmen kabulüne dair karar, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 14.5.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy