(765 S. K. m. 342, 347) (818 S. K. m. 53) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak ve menfi tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Asliye 1. Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 13.07.2001 gün ve 1999/609-2001/804 sayılı kararın incelenmesi Davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 04.03.2002 gün ve 2001/5228-2002/912 sayılı ilamı ile; (...Davacının yapımını üstlendiği işin konusu İZMİR II. BÖLGE (GÜNEY) projesine ait santral sahaları, telefon şebekesi (künk, biriket imali, yeraltı güzergahı, kablo tesisi, abone tesisi, aktarma vb.) işlerinin kısım kısım veya tamamının yapılması ile bu işlerde kullanılacak malzemenin teminine ilişkin olup ihale bedeli 351 milyar TL.dir.
Yapılan protokollere uygun olarak sözleşme kapsamında yer alan projeler davacı tarafça dava dilekçesinde 10 ayrı başlık altında sıralanmıştır. Dava; yolsuzluk ihbarı sonucu müfettiş marifetiyle yaptırılan soruşturma raporunda ve 9.10.2000 günlü bilirkişi raporunda belirtildiği gibi kanalların mıcır yerine kazı toprağı ile doldurulması, kazıdan çıkan molozun döküm mesafesinin uzun gösterilmesi, mıcır ve demir nakliyelerinin mesafesinin uzatılması, emniyet ikaz şeridi yapılmadığı halde yapılmış gösterilmesinden ötürü fazla ödeme varlığı iddiasından kaynaklanmıştır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporlarından sonuncusuna dayanılarak ve daha önce yanlar arasında görülen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1998/2307 Esas, 1999/941 Karar sayılı davasında kesin hüküm bulunması, Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın beraatla sonuçlanması gerekçesiyle dava reddedilmiş, karar davalı yanca temyiz edilmiştir.
Sözleşme kapsamında 10 ayrı proje mevcuttur. Fazla ödeme 4 kalem imalat ve iş üzerinde yoğunluk kazanmıştır. İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1998/2307 Esas ve 1999/941 karar sayılı davasında çekişme konusu sözleşme kapsamındaki 10 projeden bu dava dilekçesinde (VI.) sıra numarasıyla gösterilen Güzelbahçe-Yelki projesine ait bir kısım işlere ilişkindir. Bu dava konusunun tamamını içine almamaktadır. Bu nedenle istemlerin tümü için kesin hüküm değerinde olması düşünülemez.
Ceza mahkemesinde görülen dava sonunda sanıklardan Başmüdür ile bir kısım görevlilerin suç kastı bulunmadığından beraatlarına, diğer bir kısım görevliler hakkında 4616 Sayılı Kanun gereğince davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verilmiş, davacı şirketin görevlilerinden Hüseyin U. ile Şenol K. adlı sanıklar hakkında T.C.K.nun 342/1, 347. maddeleri uyarınca mahkumiyet hükmü tesis edilmiştir. Bu haliyle ceza mahkemesinde beraat kararı verildiğine dair kabul dosya kapsamına uygun olmadığı gibi, beraat kararı bulunması halinde dahi B.K.nun 53/ilk maddesince Hukuk Hakimi bu kararla bağlı değildir.
Bu olgular bir yana, ceza mahkemesinin kararına esas alınan bilirkişi raporunda konunun hukuki olduğu, ara hakedişlerin geçici nitelikte bulunduğu, yüklenici için müktesep hak teşkil eden bir ödemenin varlığından söz edilemeyeceği... görüşüne yer verilmiş, fazla ödemenin var olup-olmadığı hakkında bir tespit yapılmamıştır.
Öte yandan mahallinde yapılan incelemeye dayalı olarak hazırlanan 09.10.2000 günlü bilirkişi raporunda sözleşme kapsamında yer alan projelerden Çeşme-Dalyanköy işinde 29.168.411.627 TL fazla ödemenin varolduğu kanaati serdedilmiş, müfettiş raporuna esas olan bu dokümanlar ile hesapların temin edilmesi halinde diğer projeler için de düşünce serdedilebilineceği bildirilmiştir. Hükme esas alınan rapor davalı kurum vekilinin dilekçesinde ileri sürdüğü gibi bu mütalaa ile çeliştiği halde doyurucu ve inandırıcı nedene dayandırılamamıştır.
Açıklanan bu nedenlerle mahkemece müfettiş raporunun ekleri celbedilerek ve yeni bir bilirkişi heyeti kurularak (HUMK. md. 284) icap ederse projelerin bulunduğu kaza çevrelerine göre mahallinde istinabe suretiyle anılan heyetçe inceleme yaptırılması, mahkemece doğrudan taşıma mesafeleri ve güzergahları için olay tarihine göre ilgili mercilerden durum yeniden sorulup sağlıklı ve kesin cevaplar alınarak rapor tanziminin istenilmesi, rapor ve cümle kanıtların birlikte takdir edilmesi ve ayrıca davadan önce ihtiyati tedbire konu edilen meblağın akıbetinin araştırılması suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken doyurucu olmayan bilirkişi raporu esas alınıp noksan araştırmayla ve yazılı gerekçelerle davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olmakla kararın bozulması gerekir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı yanca kesintiye konu edilen on ayrı proje bulunmasına, davacı yanın aşamalarda diğer projeleri dışlayarak tek başına dava ettiğini ileri sürdüğü Çeşme-Dalyanköy projesi için yapılan kesinti miktarının 30.605.191.046 TL olup, dava dilekçesinde talep edilen miktarın ise 102.786.066.397 TL olmasına, tahakkuk ettirilen 144.622.297.334 TL reeskont faizinin de bunların tamamı üzerinden hesaplanıp, davacının diğer projelere ait talebinden açık bir feragatinin de bulunmadığının anlaşılmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 19.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy