(2004 S. K. m. 89) (YHGK. 14.04.2004 T. 2004/15-224 E. 2004/218 K.)
Dava: Taraflar arasındaki temlik tasarrufunun iptali, istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Elazığ Asliye 3.Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 20.02.2001 gün ve 2000/519-2001/104 sayılı kararın incelenmesi Davalılar vekilleri ve dava dışı Su Yüklenim şirketi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 15.Hukuk Dairesince önce onanmış, Davalılar vekilleri ve dava dışı Su Yüklenim şirketi vekilinin karar düzeltme istemleri üzerine de 12.02.2002 gün ve 2002/176-677 sayılı ilamı ile;
( ...1- Borçlunun Rize SSK Hastanesi onarım işini yüklendiği çekişme konusu olmadığına göre, onarımda teknik ağırlıklı ünitelerin borçlu yüklenici tarafından taşeron firma olarak diğer davalılar A. C. San. ve Tic. A.Ş. ile Ç. Elk. Med. Sis. San. Tic. Ltd. Şti. marifetiyle yaptırılması olağan ve emsallerine göre mutat bir davranış biçimi olarak kabul edilmelidir. Bunun sonucu olarak, taşeron firmaların yükleniciden banka teminat mektubu ya da davada olduğu gibi, istihkakların teminatı bakımından temlik istemeleri bu olaya has bir işlem değildir. Öte yandan borçlu, iflas etmediği veya başka bir nedenle kısıtlanmadığı sürece tasarruflarında muhtardır. Yüklendiği hastane onarım işinin devam ettiği aşikar olup, taşeronların borçlu yüklenici ile sözleşme yapmasında üçüncü şahısları ızrar kastının varlığından söz edilemez. Kaldı ki, borçlu ile Ç. Ltd. arasında teminat niteliğindeki temliknamenin tanziminden sonra fiyatta uzlaşma olmadığından öngörülen sözleşme yapılmamıştır. Cevapta ileri sürülen ve temliknamenin dayanıksız kaldığına dair bu husus gözetilerek, savunmanın aksine, hak edişten Ç. Ltd.'e bir ödeme varsa iş yapılmadan bu ödeme bedelsiz sayılacağından ancak bunun iptaline karar verilmesi gerekirken temliknamedeki miktarla sorumlu olacak biçimde davanın kabul edilmesi yanlış olmuştur.
Davalı A. A.Ş. ise, temlike dayanak sözleşmede belirtildiği gibi, yapacağı iş bedelinin tahsilinin teminatı (güvence) olarak temliki kabul etmiş ve sözleşme hükmüne uygun biçimde yaptığı iş bedeli kadar istihkakı alıkoyarak diğer işlere ait -aksine tedbir, haciz, İİK. 89.md. göre ihbarname vb. bulunmadığından- yüklenici alacağını kendisine ödemiştir. Hak edişe giren işler SSK. Yetkililerinin onayına bağlı bulunduğundan anılan şirketçe alıkonulan istihkakın bedelsizliği iddiası da dinlenemez.
Mahkemenin kabulüne göre de; temlik sonucu ödenen bedellerin davada taraf olmayan SSK. ya iadesine karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Açıklanan bu nedenlerle Ç. Ltd. hakkında ödemenin varlığı araştırılıp sonucuna göre ve A. A.Ş. için ise davanın reddi hususunda hüküm kurmak gerekirken mahkeme kararında yazılı nedenlerle davanın kabulü ve Dairemizin de usul ve yasaya uygun olmayan bu kararı onaması doğru olmamıştır. Bu nedenle onamaya dair Dairemizin 15.1.2001 T., 2001/2250 E., 4523 K. sayılı kararının kaldırılması ve mahkeme kararının davalı borçlu ve onunla zorunlu dava arkadaşı olan davalılar yararına bozulması gerekir.
2-Yargılama aşamasında borçludan yüklendiği işi devralan Su Yüklenim Ltd. Şti. nin ise davada herhangi bir sıfatı olmadığından karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir...)
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava dışı Su Yüklenim İnşaat Limitet Şirketinin, davada herhangi bir sıfatı olmadığından ve daha önce temyiz itirazları da reddedildiğinden hukuki yarar yokluğundan bu şirket vekilinin temyiz istemlerinin reddine, Davalı Ç. Ltd. hakkında verilen karar daha önce temyiz edilmeyip, karar bu davalı yönünden kesinleşmiş olmakla hükmü temyizde hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteğinin reddine, Davalılar Borçlu V. ve A. A.Ş. vekillerinin temyizine gelince; Dava, temlik tasarrufunun iptali ve temlik nedeniyle ödenen istihkakın istirdadı istemine ilişkindir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Davalılar borçlu V.l ile temlik alacaklısı A. arasındaki temliknamelerin gerçek bir hukuki ilişkiden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, muvazaalı ve alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik olup olmadığı, A.'nun dayandığı 07.05.1999 tarihli sözleşmenin dosyaya delil olarak yargılama aşamasında bildirilip bildirilmediği ve bozma sonrası ibraz edilip edilmediği, değerlendirmeye alınıp alınamayacağı, dolayısıyla bu tasarrufların iptalinin gerekip gerekmediği noktasındadır. Öncelikle; uyuşmazlığın üzerinde düğümlendiği 07.05.1999 tarihli sözleşmenin yargılama aşamasında delil olarak dosyaya sunulmayıp, bozma sonrası ibraz edildiği yönündeki davacı/alacaklı iddiası; anılan belgenin davalı A. A.Ş.nin 21.01.2000 tarihli dilekçesinde sözleşme", yine 11.01.2001 tarihli dilekçesinde taraflar arasında 07.05.1999 tarihinde akdedilen sözleşme şeklinde ifadeyle delil olarak ileri sürülmüş olması, davacı/alacaklı vekilinin 26.10.2000 tarihli cevaba cevap dilekçesinde açıkça dosyaya sunulan sözleşme hiçbir resmi yanı olmayan taraflar arasında yapılmış ve her zaman düzenlenebilecek bir sözleşme ve bu sözleşmenin teminatlar kısmındaki hüküm gereğince temlik aldığı iddiasının da ... ifadelerine yer verilerek açıkça sözleşmenin dosyaya sunulduğunun kabul edilip, içeriği konusunda değerlendirme yapılmış olması karşısında yerinde görülmemiş, yargılama aşamasında delil olarak dayanılıp dosyaya ibraz edildiği kabul edilerek uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmiştir.
Uyuşmazlığın düğümlendiği nokta davalı borçlu ile A. A.Ş.nin aralarında gerçek bir hukuki ilişkinin varlığının söz konusu olup olmadığıdır. Davalılar aralarındaki hukuki ilişkinin varlığını 07.05.1999 tarihli sözleşmeye dayandırmışlardır. Ne var ki, dosyada bulunan delillerin, anılan sözleşmenin ve taraf beyanlarının değerlendirilmesi sonucu mahkemece yapılan inceleme bu konuda hükme varmaya yeterli bulunmamıştır. Şöyle ki; Davalılardan borçlu V. ile davalı A. A.Ş. arasında düzenlenen 07.05.1999 tarihli sözleşmenin hukuksal nitelemesinin sağlıklı yapılabilmesi açısından yanlarınca iddia edildiği ve Özel Dairece vasıflandırıldığı şekliyle taşeronluk sözleşmesi olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmamıştır. Dosyaya taraflarca ibraz edilen fatura, ibraname ve SSK.dan temin olunan belgelerin davalıların yasal defterleri üzerinde denetimi yapılmamış, davalılar arasında akdedilen bu sözleşmenin ne şekilde hayata geçirildiği denetime uygun şekilde tespit edilmemiştir. Bu sözleşmenin gerçek bir hukuki ilişkiyi yansıtıp yansıtmadığı ancak destekleyecek diğer delillerin varlığı ile mümkündür. Bu hususu tespite yönelik olarak mahkemece;
1- Davalı A.'nun diğer davalı/borçlu V. ile yaptığı savunulan 07.05.1999 tarihli sözleşmede bahsi geçen işlerin davalı A. tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin araştırılmasına yönelik olarak; oluşturulacak konusunda uzman ve işin niteliğine uygun bilirkişi kuruluna; a) Öncelikle davalı/borçlu V. ile Davalı A. A.Ş.nin ticari defterleri ve varsa müstenidat belgeler üzerinde inceleme yaptırılarak, temliknameler ile davalı V.'in, davalı A.'ya temlik ettiği istihkakları üzerinde davalı A.'nun gerçekten hak sahibi olup olmadığı belirlenmeli, b) Davalı A.'nun anılan sözleşmeye dayanarak yaptığını savunduğu işlere ilişkin tüm fatura vs belgelerinin de yukarıda a şıkkında belirtilen incelemede tek tek ele alınarak malzeme mi yoksa verilen hizmet bedeli olarak mı düzenlendikleri tereddüde yer vermeyecek biçimde tespit edilmeli, c) Öte yandan, davalı A.'nun savunmasında öne sürdüğü miktardaki bir işi üstlenirken adi bir sözleşme yapmış olması da gözetilerek firmanın benzer uygulamalarının olup olmadığı araştırılmalı, üstlenilen bu tür işlerde mutat uygulamanın firma büyüklükleri de gözetilerek ne olduğu tespit edilerek sözleşmenin vasıflandırılmasında bu husus ta nazara alınmalı, bilirkişilerin bu konudaki düşüncelerine de başvurulmalı,
2- Birinci maddede yapılacak tespitler yanında taraflar arasındaki 07.05.1999 tarihli sözleşmenin yasal anlamda ve bu konudaki düzenlemelere uygun olarak Taşeronluk Sözleşmesi niteliğinde bulunup bulunmadığının ve davalı A.'nun taşeron olarak kabul edilmesinin mümkün olup, olamayacağının belirlenmesine yönelik olarak Taşeronluk hizmetinin yasal tarifi ve taşeronun istihdam ettiği işçilere yönelik SSK nezdinde yapması gereken işlem ve tasarrufları gerçekleştirip, gerçekleştirmediğine ilişkin İş Kanunu ve 506 sayılı SSK Kanun'u hükümleri gözetilip araştırma yapılmalı ve bu sözleşmenin varlığının kabulü halinde, yasal gereklerinin yerine getirilip getirilmediği değerlendirilmeli, Taraflar arasındaki temliknamelerin miktarları ile tespit olunan işler karşılaştırılarak bu konuda da aynı bilirkişilerden dayanakları açık ve yeterli görüş alınmalı, Tüm bu hususlar tespit edildikten sonra yapılacak değerlendirme sonucu Sözleşmenin niteliği, bu sözleşmeye dayanılarak yapılan işlerin ve temlikname tarihindeki değerlerinin ne olduğu, gerek istihkaklardan gerek tespit edilecek diğer bir yoldan alınan bedellerin ne kadarının A.'nun gerçek olup, olmadığı tespit olunacak alacağını karşıladığı ve borçluya iade edilen istihkakların bedelleri tespit ve irdelenerek taraflar arasında muvazaaya dayalı ve alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik bir ilişki mi yoksa gerçek bir hukuki ilişki mi olduğu belirlenmeli ve uygun bir sonuca varılmalıdır. Açıklanan nedenlerle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozulmalıdır.
Sonuç: 1- Yukarıda 1 ve 2. bentlerde yer alan nedenlerle Dava dışı Su Yüklenim İnşaat Limitet Şirketi ve Davalı Ç. Elekt. Med. Sis. San. Tic. Ltd. Şti vekillerinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Yukarıda 3. bentte yer alan nedenlerle, Davalılar A. A.Ş. ve V. Demirtaş vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harçlarının geri verilmesine, 08.10.2003 gününde oyçokluğu ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy