(3402 S. K. m. 13, 26, 40)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ceyhan Kadastro Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.4.1999 gün ve 1990/101-1999/62 sayılı kararın incelenmesi davacı Hazine ve müdahil davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin 2.5.2000 gün ve 1659-1951 sayılı ilamı ile;
(... Kadastro sırasında 223 ada 17 ve 18 parsel sayılı 18450 ve 105.800 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar 20.10.1982 tarih 62 nolu 183860 metrekare yüzölçümündeki tapu kaydı nedeniyle A. O. ve Ş. B. adlarına müştereken tesbit edilmiştir. İtirazı komisyonca reddedilen Hazine, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla taşınmazların adlarına tescili istemiyle dava açmıştır. A. A., 5.6.1985 tarihli taahhüt senedine dayanarak taşınmazlardaki 1/2 A. O. payının adına tescili istemiyle 20.5.1986 tarihinde davaya katılmıştır. K. S. da tesbitten sonra kayden satın alma iddiasıyla A. O. adına tesbitli 1/2 pay yönünden 6.9.1990 tarihli dilekçeyle davaya katılıştır. Hazinenin ve A. A.'ın davalarının reddine, K. S. davası yönünden görevsizliğe, 17 sayılı parselin dahili davalı DSİ Genel Müdürlüğü adına (tahliye kanalı vasfıyla), 18 sayılı parselin ise tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, Hazine ve müdahiller tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava konusu 17 sayılı parselin kamulaştırma tesbitinden önce Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldığı ve kamulaştırmanın kesinleştiği anlaşılmakla 17 sayılı parsele ilişkin tarafların bütün temyiz itirazlarının reddi ile 17 sayılı parsele ilişkin hükmün ONANMASINA,
2- Dosya içeriğine, toplanan delillere, çekişmeli parsellerin tapu kaydı kapsamında kaldığı saptandığına göre davacı Hazinenin 18 sayılı parsele ilişkin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının REDDİNE,
3- Müdahil davacılar K. S. ve A. A.'ın dava konusu 18 sayılı parseldeki A. O. payına yönelik temyiz itirazlarına gelince:
a) Müdahil davacı A.A. Ceyhan 2. Noterliğince düzenlenen 5.6.1985 tarih 10238 sayılı sözleşmeye dayanarak müdahil olarak davaya katılmıştır.
Dava konusu taşınmazın kadastro tespiti 25.7.1985 tarihinde yapılmıştır. Müdahilin dayandığı sözleşme gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi niteliğindedir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/son maddesinde noter tarafından tesbit ve tevsik edilen muvafakat beyanı veya düzenlenen satış vaadi senedi teknisyen huzurunda yapılmış muvafakat sayılır hükmüne yer verilmiştir. Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi usulüne uygun şekilde noterde düzenlendiği gibi, zilyetliğin devredildiği de senet kapsamından anlaşılmaktadır.Satış vaadi sözleşmesi kadastro tesbitinden önce yapıldığına göre bu sözleşme uyarınca taşınmazdaki A. O.'a ait payın müdahil davacı A. A. adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamaktadır.
b) Mahkemece müdahil K. S. yönünden görevsizlik kararı verilmiştir. Müdahil K. S. kadastro tesbitinden sonra doğan hakka dayanmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 26/D maddesi uyarınca kadastro tesbitinden sonra doğan haklara ilişkin uyuşmazlıkları çözümlemek görevi genel mahkemelere ait bulunmaktadır. Kadastro tesbitine karşı askı ilan süresinde dava açılmış olmakla tutanağın kesinleştirilmesi ve tapuya tescil işlemi yapılması yasal dayanaktan yoksun bulunmaktadır. Müdahil eski tapudan taşınmazı satın almadığına göre dava konusu olayda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 26.ve 40. maddelerinin uygulanması da mümkün değildir. Açıklanan ve mahkeme kararında gösterilen diğer gerekçelere göre müdahilin istemi yönünden görevsizlik kararı verilmesi isabetlidir. Ancak, görevsizlik kararı veren mahkeme görevli mahkemeyi belirtmek zorundadır. Kararda görevli mahkemenin belirtilmemiş olması isabetsiz olduğundan müdahilin temyiz itirazının bu nedenle kabulü gerekli görülmüştür...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, genel kadastro tespitine itirazdır.
Yerel mahkemenin;
1- Davacı Maliye Hazinesi tarafından Ceyhan İlçesi Hürriyet Mahallesi 823 ada 17 ve 18 nolu parsellere açılan davaların reddine,
2- Müdahil A. A. tarafından açılan davanın reddine,
3- Müdahil Kazım Sarraf tarafından açılan davasının mahkememizin görevsizliği sebebi ile REDDİNE,
Müdahilin genel mahkemelerde dava açmakta muhtariyetine.
Dava konusu Hürriyet Mahallesi 823 ada 17 nolu parselin DSİ Genel Müdürlüğü adına tahliye kanalı vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline,
Hürriyet mahallesi 823 ada 18 nolu parselin 1/2 hisse Ş. O. (Büyük O.) 1/2 hisse A. O. adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin olarak kurduğu hüküm, Yüksek Özel Dairece yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmuştur.
Yerel mahkemenin Yargıtay bozma ilamına uyulup uyulmaması konusunda herhangi bir karar vermeksizin, tedavüllü tapu kaydını celp ederek mahallinde keşif yaptığı ve bu keşfin sonuçlarına vermiş olduğu direnme kararında dayandığı anlaşılmaktadır. Bu gibi durumlarda usulüne uygun bir direnme kararının mevcut olmayıp bozma çerçevesinde toplanan delillerin gerekçe yapıldığı yeni bir hüküm oluşturulduğunun kabulü gerekir.
O halde; yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının tetkiki için dosya özel dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yeni hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 16. HUKUK DAİRESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 19.02.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy