(3402 S. K. m. 9, 12)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Iğdır 1. Kadastro Mahkemesi'nce davanın davacılar K. ve M. bakımından kabulüne, diğerleri yönünden reddine dair verilen 15.10.2002 gün ve 1976/27 E- 2002/73 K.sayılı kararın incelenmesi davalı ve müdahil vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 22.04.2003 gün ve 2003/1952-3251 sayılı ilamı ile;
(...Tapulama sırasında 623 parsel sayılı 128.900 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tespit gününe kadar zilyetleri K.Ç., A.Ç., vs'nin iktisap sürelerinin dolmaması nedeniyle çayır vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir, itirazları komisyonca reddedilen davacılar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Yargılama sırasında M.İ. ve arkadaşları taşınmazın mer'a olduğu iddiasına dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda müdahillerin davasının reddine, davacılar yönünden davanın kabulüne ve çekişmeli parselin 27.9.2002 tarihli krokide gösterilen (A)=45.000 metrekarelik bölümünün davacı K.Ç. mirasçıları, (B) =83.900 metrekarelik bölümünün davacı M.Ç. varisleri adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine ile müdahil davacılar M.İ. ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece çekişmeli parsel yönünden zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemenin kabulü dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Kadastro tespiti sırasında davacı kişilerin yakın bir zamanda köye taşındıkları ve taşınmaza zilyet oldukları belirtilerek 20 yıllık iktisap süresinin dolmadığı açıklanmıştır. Taşınmazın çevresinin de tarım arazisi olarak kullanılmadığı ve kadastro tutanağındaki beyanları doğruladığı anlaşılmıştır. Üç kişilik teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda da taşınmazın 25-30 yıldan beri doğal çayır olarak kullanıldığı bildirilmiştir. Keşif tarihi dikkate alındığında zilyetlikle iktisap süresinin bu bulgulara göre dolması mümkün değildir. Hal böyle olunca; davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı ve müdahiller vekilleri
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin ve müdahiller vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının davacılar M. İ. ve arkadaşlarına geri verilmesine 19.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy