(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 429, 438)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gaziantep Kadastro Mahkemesince davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 21.12.2001 gün ve 1997/29-2001/18 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 5.3.2002 gün ve 2002/1185-1625 sayılı ilamı ile;
(... Yargıtay bozma ilamında özetle: Davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının sınır ve miktar itibariyle taşınmaza ait olmasına olanak yok ise de; davacılar zilyedliğe de dayanmış olduklarına göre, yeniden keşif yapılarak zilyedlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde tüm deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davacı Zahide Çeliktürk'ün davasının reddine, davacı Elif Üstünbostancı'nın davasının kabulüne, dava konusu taşınmazın 26.10.2001 günlü fen bilirkişisi krokisine göre (A)=18.400 metrekarelik bölümünün Elif mirasçıları adına, bakiyesinin hazine adına tesciline karar verilmiş; Hüküm davacı Zahide Çeliktürk ile davalı Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, toplanan delillere ve kararda yazılı gerektirici nedenlere göre Belediye Tüzel Kişiliği ile Zahide Çeliktürk'ün yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davalı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu kabul edilerek çekişmeli parselin A harfi ile işaretlenen bölümünün davacı taraf adına tesciline karar verilmiş ise de, mahkemenin kabulü dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Zira, 18.6.1970 tarihli keşifte taşınmazın bu bölümü üzerindeki bağ çubuklarının 8 yıl önce dikildiği açıklanmıştır. Ziraatçi teknik bilirkişi ise taşınmazın erozyon nedeniyle tarım arazisi olma niteliğini yitirdiğini belirterek 15-20 yıldır toprağın işlenmediğini açıklamıştır. Davacının dayandığı 24 Mart 1951 tarihli senette dahi taşınmazın bulunduğu alan boşluk olarak gösterilmiştir. Zilyetliğin senet tarihinde başlamış olması halinde bile 20 yıllık süre dolmamaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesi gereğince zilyetliğin iktisap sağlayabilmesi için tespit tarihine kadar çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla 20 yıl sürmüş olması gerekir. Hal böyle olunca, davanın reddine ve taşınmazın tamamının Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle HUMK. 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II.fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının Belediye Başkanlığına geri verilmesine, 19.02.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy