(1086 S. K. m. 445, 447)
Taraflar arasındaki "yargılamanın iadesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Viranşehir 1. Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 30.9.2002 gün ve 1-3 sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 30.9.2002 gün ve 9980-8734 sayılı ilamı ile; (...Mahkemece, yargılamanın iadesi isteminin kabulüne dayanılan tapu kayıtlarının değişmez sınırlı olduğu görüşü ile taşınmazın payları oranında kayıt malikleri ve mirasçıları adlarına tesciline karar verilmişse de varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Dava, yargılamanın yenilenmesi isteğine ilişkin bulunmaktadır. 1086 sayılı HUMK.nun 445. maddesinde yargılamanın iadesi nedenleri sınırlı olarak belirtilmiştir. Dava dilekçesi içeriğinden yargılamanın iadesi isteği sözü edilen maddenin 8. fıkrasına dayandırılmıştır. 8. fıkrada vekil ve mümessil olmayan kimseler huzuru ile davanın rüyet ve hükmedilmiş olması öngörülmüştür. Somut olayda Rukiye K. yargılama sırasında ölmüş olmakla beraber ölüm keyfiyeti mahkemeye bildirilmediği gibi karar tarihinden 3 ay öncesine kadar da kendisini vekil ile temsil etmiştir. Bu bakımdan olayda 8. maddenin uygulama yeri yoktur. Ölümle vekalet ilişkisi son bulacağından ölen kişinin mirasçılarının ancak hükmü temyiz etme hakları ortaya çıkar. Açıklanan nedenlerle istemin reddine karar vermek gerekirken, bu yönler gözardı edilerek yazılı olduğu üzere kabulü yoluna gidilmiş olması doğru olmadığı gibi,
Kabule göre de; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 30.12.1994 tarih, 1994/5300-13570 sayılı bozma ilamları ile Dairemizin 24.11.1998 gün 1998/4486-4924 sayılı ilamlarında dayanak tapu kaydının yazılı sınırlarına göre kapsamının yüzölçümü ile geçerli olduğu ve kaydın değişmez sınırlı olarak kabul edilemeyeceği açıkça vurgulanmasına karşın bu yönde Hazine yararına oluşan kazanılmış hakkın ortadan kaldırılması sonucunu doğurur biçimde karar verilmiş olması da doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı Hazine
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, yargılamanın iadesi isteğine ilişkindir.
Yargılamanın iadesi istenen asıl dosyada davacı Hazine vekili davaya konu parsellerin davalılar Zübeyir E., Emine K., Rukiye K., Timur K. adlarına kadastroca tapu kaydına dayanılarak tespit edildiğini, esasen davalıların dayandıkları tapu kaydının gayri sabit hudutlu olduğunu; miktarıyla kapsam tayin edilmesi gerektiğini, miktar fazlasının hazine adına tescilini istemiş, davalılar vekili davanın reddini savunmuş, yerel mahkemece dava kısmen kabul edilmiş; hüküm 10.9.1999 tarihinde kesinleşmiştir.
Davalılardan Rukiye K. yargılama devam ederken 3.3.1998 tarihinde ölmüş, vekili sıfatıyla Av. M.Saip Ensari huzuruyla davaya devam edilmiş ve sonuçlandırılmıştır.
Temyize konu davada ise Rukiye K.'nun mirasçıları olan davacılar, Rukiye'nin 3.3.1998 tarihinde ölmesiyle vekalet ilişkisinin son bulduğunu; kendilerinin yetki vermediği ve görevi sona ermiş olan yetkisiz temsilci huzuruyla davanın sürdürülmesinin HUMK.nun 445/8. maddesinde belirtilen yargılamanın iadesi sebebini oluşturduğunu, hükmün iptali ile davacıların paylarına yönelik davanın reddine, davacılar adlarına payları oranında tescile karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı Hazine davanın reddini savunmuş, yerel mahkemece yargılamanın iadesi isteği kabul edilmiş, davanın esasına girilerek araştırma yapılmış ve kabulüne karar verilmiş; hüküm, Özel Dairece yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmuştur.
Bir davanın taraflardan birinin vekili veya mümessili olmayan bir kişinin huzuru ile görülmüş ve hükme bağlanmış olması yargılamanın iadesi sebebidir. (HUMK. m. 445/8)
HUMK. madde 445/8 hükmünün amacı, kendisini mahkemede usulüne uygun surette temsil ettirmeyen kişi aleyhine verilip kesinleşen hükümlerin yeniden gözden geçirilmesini, bir yanlışlık varsa bunun düzeltilmesini sağlamaktır. Usulün 447. maddesi ile 445/8 maddesinin birlikte incelenmesinden çıkan sonuç bu merkezde olup, ilmi görüşler de aynı paraleldedir. Zaten aksini düşünmek dava şartı olan hukuki yarar ilkesine aykırı düşer.(Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü 6. Baskı Cilt V-2001 s:5218 vd.)
Dava, vekil aracılığı ile takip edilmekte iken müvekkilin ölmesi halinde, müvekkilin ölümü ile vekalet son bulur. Bu halde mahkemenin, ölen tarafın(müvekkilin) bütün mirasçılarını duruşmaya çağırması gerekir.
Müvekkil yargılamanın bitmesinden ve fakat hükmün (ilamın) tebliğinden önce ölmüş ise, ilam vekile tebliğ edilemez; müvekkilin mirasçılarına tebliğ edilmelidir.
Mirasçılar, müvekkilin (mirasbırakanın) öldüğünü vekile bildirmemiş olsalar bile, durum böyledir; Yani görevi sona eren vekile yapılan tebligat geçersizdir. İlamın mirasçılara tebliği gerekir.
Somut olayda yargılamanın iadesini talep eden davacılar, davalı Rukiye'nin ölümünü bilen kişilerdir. Rukiye K.'nun yargılama sona ermeden 3.3.1998 tarihinde öldüğünü bildikleri halde mahkemeye bildirmemişlerdir, dolayısıyla karar kendilerine tebliğ edilmemiştir.
Davacılar mirasbırakanları Rukiye'nin ölümünü bildikleri halde menfaatleri icabı ses çıkarmayıp, hesaplayamadıkları sonuçları gördükten sonra bu durumu ileri sürerek haklarını kötüye kullanmak istemişlerdir.
Bilindiği gibi hukukun her alanında uygulama niteliğine sahip olan hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralı, buyurucu niteliği itibariyle kendiliğinden gözetilmelidir. Bu bakımdan davacıların davranışlarının iyi niyet kuralına aykırı olduğu anlaşıldığından HUMK.nun 445/8. maddesinin uygulama yeri bulunmamaktadır.
Yukarda anlatılanların ışığında ölümle vekalet ilişkisi son bulacağından ölen kişinin mirasçılarının ancak hükmü temyiz etme hakları vardır. Hal böyle olunca, mahkemece bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi doğru değildir. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda açıklanan nedenlerle HUMK.nun 429. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.3.2003 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy