(2762 S. K. m. 1) (1086 S. K. m. 439)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bozcaada Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 20.12.2001 gün ve 2001/27 E. 27 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 02.04.2002 gün ve 2002/2188-2113 sayılı ilamı ile; (...Kadastro sırasında 220 ada 1 parsel sayılı 95088 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davacı Rum Kimisis Teodoku Kilisesi Vakfına ait olduğu belirtilmişse de, anılan vakfın 1328 ve 2762 sayılı Yasalar uyarınca gerekli beyannameleri vermemesi nedeniyle malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı Kilise Vakfı 1936 tarihli emlak beyannamesine ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı Vakıf adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu nedeni ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemenin bu kabulü dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir.
Davaya konu ve benzer cemaat vakıflarının padişah fermanı (buyruğu) olarak emri mahsusa ile kuruldukları, vakfiyelerinin bulunmadığı öğretide ve yargısal uygulamalarda kabul edilmiştir. Vakfiyesi olmayan cemaat vakıflarının 2762 sayılı Vakıflar Kanunun 44.maddesi hükmü gereğince vakfiye veya vakfiye yerine geçen 1936 tarihli beyannamelerini ilgili idareye vermeyen, vermiş olsa bile beyannamesinde taşınmaz mal edinebileceği belirtilmeyen cemaat vakıflarının sebebi ne olursa olsun taşınmaz mal edinemeyecekleri gibi hukukumuzda vakıfların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz iktisap etmeleri de mümkün değildir. Somut olayda Vakıflar Genel Müdürlüğünün 28/8/2001 günlü yazıları ile davacı Bozcaada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfına ait vakfiye, bu mahiyette bir ilam veya ferman olmadığı gibi yasa gereği verilmesi gereken 1936 tarihli beyannamesinin de bulunmadığı belirlendiğine göre davanın reddine ve taşınmazın hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Davacı Kimisis Teodoku Kilisesi Vakfı vekili, Bozcaada Cumhuriyet Mahallesi, Sakarya Mevkiinde kain 220 Ada, 1 parsel sayılı taşınmazın davacı kilise vakfına ait olduğunu, kadastro tespiti sırasında taşınmazın kilise vakfına ait olduğu tespit edilmesine rağmen davacı Kilisenin süresinde beyanname vermemiş olması nedeniyle malik hanesinin açık bırakıldığını, malik hanesinin davacı kilise vakfı adına doldurulmasına ve tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuş, yerel mahkemece davacı Vakfın 2762 sayılı Vakıflar Yasasının 1/5 maddesi kapsamında yer alan cemaat vakfı olduğu ve tüzel kişiliğinin bulunduğu, Bozcaada'da bulunan Rum cemaatine ait tüm manastır ve kiliselerin bu tüzel kişiliğin bünyesinde olduğu; vakıflar idaresine verilen beyannameleri, vergi kaydı ve bunlarla birleşen yerel bilirkişi beyanlarına dayalı olarak dava konusu 220 Ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde vakıf tüzel kişiliğinin 20 yılı aşkın kullanım, denetim ve zilyetliğinin bulunduğu sonuç ve kanısına varılarak davaya konu avlulu kargir kilisenin, davacı Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar özel dairece yukarda yazılı gerekçeyle bozulmuştur.
Yerel mahkemece kurulan direnme kararında ise Çeşitli Yasalarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yasa olan ve 09.08.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4771 sayılı Yasa'nın 4. maddesi ile 05.06.1935 tarihli ve 2762 sayılı Vakıflar Yasası'nın 1. maddesinin sonuna aynı maddede sözü edilen fıkralar eklendiği ve ilk fıkra hükmünde sözü edilen cemaat vakıflarının taşınmaz mal edinebileceklerinin belirtildiği; anılan hükmün amir hüküm olduğu, ayrıca Cemaat Vakıflarının Taşınmaz Mal Edinmeleri ve Bunlar Üzerinde Tasarrufta Bulunmaları Hakkındaki Yönetmelik'in de 4 Ekim 2002 tarihinde yürürlüğe girdiği vurgulanmak suretiyle dava kabul edilmiştir.
Bütün bu anlatılanların ışığında bozmaya esas kararda, kazandırıcı zamanaşımıyla edinme koşullarının gerçekleştiğinden söz edilerek dava kabul edildiği halde, direnme kararında bozmadan sonra çıkan yasa ve yönetmelik hükümleri uyarınca yeni bir gerekçeyle dava konusu taşınmazın davacı cemaat vakfı adına tescili yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda ortada varlığından söz edilebilecek bir direnme kararı bulunmayıp, yeni bir hüküm kurulduğunun kabulü gerekir.
O halde dosya yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için özel daireye gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarda açıklandığı üzere, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 17. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 12.11.2003 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy