(1086 S. K. m. 429)
Dava: Taraflar arasındaki "kamulaştırma bedelinin arttırılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Yayladağı Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.4.2002 gün ve 2001 /63-2002/32 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilınesi üzerine, Yargıtay 18. Hukuk Dairesini 17.10.2002 gün ve 2002/7509-9923 sayılı ilamı ile, ( ...Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak; 1- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaza % 4,5 oranında kapitalizasyon faizi uygulanmak suretiyle değer biçilmiştir.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalanna göre, iklim şartları, topografik yapısı ve bölgesindeki konumu ( büyük yerleşim yerlerine uzaklığı v.b ) dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan, ülkemizin değişik yörelerindeki sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde, değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç kapitalizasyon faiz oranı % 6 olarak alınmaktadır. Nitekim, aynı bölgeden dairemize gelen diğer dava dosyalarında uygulanan faiz oranı genelde % 6'dır. Hal böyle iken, taşınmazın değerinin belirlenmesinde kapitalizasyon faiz oranının % 6 yerine % 5 oranı uygulanmak suretiyle fazla bedele hükmedilmesi,
2- Münavebeye esas alınan ürünlerin değerlendirme tarihi itibariyle susuz tarım arazilerindeki ortalama verimi, satış fiyatı ve üretim giderini açıklayıcı verilerin İlçe Tarım Müdürlüğünden getirtilmemesi, bu suretle raporların denetiminin mahkemece yapılmaması, 2. bilirkişi kurulunun isteği doğrultusunda hazırlanan ve sulu veya susuz tarım arazilerinden hangisine ait olduğu hususunda açıklık içermeyen İI Tarım Müdürlüğü yazısı ile yetinilmesi,
3- 4489 Sayılı Yasanın 1. maddesi uyarınca yasal faizde değişiklik yapılırsa, yapılacak değişiklikler oranındaki faize hükmedilmesi gerekirken 12.7.2001 tarihinden itibaren % 60 oranında faize hükmedilmesi,
Doğru görülmemiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
Hukuk Genel kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, kamulaştırma bedelinin artırılması istemine ilişkindir.
Mahkemenin, davanın kısmen kabulüne dair verdiği karar, davalı idare vekilinin temyizi üzerine yukarıda açıklanan nedenle özel dairece bozulmuş, bozma ilamı ve duruşma gününün taraf vekillerine tebliğinden sonra davalı idare vekili bozma ilamına karşı yazılı ve sözlü beyanda bulunmamıştır. Davacı vekilinin bozma ilamına uyulmasını istemesine karşın mahkemece, kapitalizasyon faiz oranının % 5 kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle, kısmen direnme kararı verilmiş; münavebeye alınan ürünlerin dekara verim, satış fiyatı ve üretim masraflarına ilişkin İlçe Tarım Müdürlüğü verilerinin getirtilmesi ve faize değişen oranlarda hükmedilmesi gereğine debinen bozma gerekçelerine uyulmuştur.
1 ) Görüldüğü üzere özel dairenin 1 numaralı bozma gerekçesine ilişkin uyuşmazlık, yerel mahkemenin ilk kararının davalı vekilinin temyizi üzerine davacı aleyhine bozulmasından sonra, davacı vekilinin özel daire bozma kararına uyulmasını istemesi karşısında, hakimin önceki kararda direnmesinin usulen mümkün olup olma dığı noktasında toplanmaktadır.
Bu durumda, öncelikle çekişmeli yargı ve çekişmesiz yargı kavramları üzerinde durulmasında yarar vardır.
Çekişmeli yargı ile çekişmesiz yargı arasındaki en belirgin farkı belirten ölçü "ihtilaf" çekişme yokluğu kıstasıdır. Çekişmeli yargıda, taraflarca hazırlama prensibi geçerli olduğu halde, çekişmesiz yargıda resen araştırma prensibi egemendir.
Çekişmesiz yargılamada, yargılama konusu ile talepte bulunan tarafından tayin edilen sübjektif hakkın içeriğinden hakim ayrılamaz. Ne var ki; kararın içeriğini saptamada hakimin geniş bir takdir hakkı vardır, dolayısıyla hakim tarafların talepleri ile bağlı olmadığından resen araştırma ilkesi uyarınca davacının bozma kararına uyulması talebi ile de bağlı değildir. ( HGK 25.6.1997 gün, E: 1997/11-313, K: 569 ).
Çekişmeli yargıda ise, taraflarca hazırlama ( ihzar ) prensibi geçerli olup, hakim taratların talepleri ile bağlıdır. Hakim, talepte bulunan tarafların iddia ettiği olaylar ve ileri sürdüğü delillerle yetinmek zorundadır. Kendiliğinden araştırma yetkisine ve yükümlülüğüne sahip değildir. Bu ilkenin doğal bir sonucu olarak hakim tarafların talepleri ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez. ( HUMK. m. 74 )
Diğer taraftan HUMK.'nun 429. maddesi gereğince hakim, Yargıtay bozma kararı üzerine tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra bozma ilamına uyulup uyulmayacağına karar verecektir. Bu bağlamda hakim, kural olarak bozma ilamına uymak ya da önceki kararında direnmek konusunda serbest takdir yetkisine sahiptir.
Ancak, bozma nedenlerinin kamu düzenine ilişkin ve dolayısıyla hakimin resen göz önünde bulundurması gereken nedenlerden olmaması halinde taraflar ve vekilleri, bozma kararına uyulmasını istemişlerse, artık mahkeme bozma ilamına uymak zorunda olup, önceki kararında direnemez.
Bundan ayrı, bozma kararına karşı diyecekleri sorulan tarafın bozma kararına uyulmasını istemesi, bozma nedenleri bakımından bozma ilamına uyulmasını isteyen tarafı bağlayabilecek ve davayı karşı taraf yararına sona erdirebilecek bir nitelik taşıyorsa, böyle bir durumda artık hakimin direnme kararı vermesi olanağı bulunduğundan söz edilemez. ( Hukuk Genel Kurulu 14.6.1978;gün ve E: 1978/3-59, K: 665 )
Tüm açıklamalar ışığında somut durum değerlendirildiğinde; mahkemece, net gelire % 5 kapitalizasyon faiz oranını uygulayan bilirkişi raporu esas alınarak hükmedilen kamulaştırma bedel farkına ilişkin karar, davalı idare vekilinin temyizi üzerine kapitalizasyon faiz, oranının %6 uygulanması gereğine işaretle özel dairece bozulmuş, bozma kararından sonz açılan duruşmanın 12.11.2002 günlü oturumunda davacı vekili "bozma kararına uyulmasını" istemiştir. Şu hale göre mahkeme davacı tarafın talebi ile bağlı olup, resen göz önünde bulundurması zorunlu kamu düzenine ilişkin bir neden de mevcut değildir. Bozma ilamına uyularak kapitalizasyon faiz oranının % 6 kabul edilmesi ve davanın davalı yararına sona erdirilmesi gerekirken, direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedende işin esası incelenmeden direnme kararı bozulmalıdır.
2 ) Özel dairenin bozma kararının 2 ve 3 numaralı bentlerinde belirtilen bozma nedenlerine gelince;
Bozma ilamının 2 ve 3 numaralı bentlerinde belirtilen bozma nedenlerine uyularak getirtilen İlçe Tarım Müdürlüğü verileri ve oluşturulan yeni hükümler incelenmediğinden, bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının incelemesi için dosya özel daireye gönderilmelidir.
Sonuç: 1- ( 1 ) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin kapitalizasyon faiz oranına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının BOZULMASINA,
2- ( 2 ) numaralı bentte yazılı nedenlerle İlçe Tarım Müdürlüğü verileri ve hükmedilen faize ifişkin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 18. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 11.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy