(214 S. K. m. 20, 106, 111, 78, 340)
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 3. İcra Tetkik Merciince davanın reddine dair verilen 17.5.2001 gün ve 2001/41-858 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 11.10.2001 gün ve 5232-6394 sayılı ilamı ile, (...Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında "Pamukbank A.Ş' nin alacaklı olduğu dosyalarda birden fazla yapılan taksitlendirme sözleşmelerinin İİK' nun 20. maddesindeki düzenlemenin amacına aykırı olduğu, bu nedenle ilk taksitlendirmeden sonra yapılacak yeni taksitlendirme sözleşmelerinin sürenin işlemesini engellemeyeceği belirtilmiştir. İİK' nun 111. maddesinde borçlu ile alacaklının icra dairesinde yapacakları borcun taksitlendirmesine ilişkin sözleşmenin devamı süresince 106. maddesindeki sürelerin işlemeyeceği, taksitlerden birinin zamanında verilmemesi halinde icra muamelelerinin kaldığı yerden davam edeceği hükme bağlanmıştır. Bu durumda ilk taksitlendirme sözleşmesinin ihlali ile satış isteme süresi yeniden başlayacaktır. Davalı Banka ilk ihlal üzerine satış talebinde bulunmuşsa da daha sonra yapılan taksitlendirme sözleşmeleri satış isteme süresini durdurmayacağından, iki yıllık satış isteme süresi dolmuştur. Birden fazla taksitlendirme sözleşmeleri ile satış isteme süresinin uzatılmasının kanunun amacına uygun bulunmadığı ve bu nedenle süresinde satış isteminde bulunulmamış olduğu gözetilerek şikayetin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle reddinde isabet görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ... sonra gereği görüşüldü:
Dava, sıra cetveline itiraza ilişkindir.
Davacı Finansbank A.Ş. vekili; Borçlu Bahattin Bayraktar aleyhine İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 1993/8299 Esas ve 1993/8282 Esas sayılı dosyalarında yürütülen icra takibi sırasında borçluya ait Bayraktar 1 adlı geminin haczedildiğini, davacı Bankanın satış talebi üzerine 2.3.1998 tarihinde 41.300.000.000.TL bedel ile 1993/8282 Esas sayılı dosyadan satın alındığını; Geminin satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde davalı Bankanın alacaklı olduğu dosyalara ilk üç sırada yer verildiğini, sıra cetvelinde birinci sırada bulunan 1993/8327 Esas ve üçüncü sırada bulunan 1994/22182 Esas sayılı takip dosyalarında davalı Banka tarafından süresinde satış istenmemesi nedeniyle haczin düştüğünü ve birden fazla taksitlendirme sözleşmesi yapılarak satış isteme sürelerinin uzatılamayacağını; davalı Bankanın 1994/22182 Esas sayılı icra dosyasına birinci sırada yer verilmesi Geminin satış bedelinden ipotek limit fazlasının ikinci sırada yer alması gereken davacıya ait 1993/8299 Esas sayılı dosyaya ödenmesi gerektiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Pamukbank T.A.Ş. vekili; sıra cetvelinde birinci ve üçüncü sırada gösterilen 1993/8327 ve 1994/22182 sayılı dosyalarda hacizden itibaren yasal sürede satış istendiğini, borçlu ile taksitlendirme sözleşmeleri yapıldığından satış isteme süresinin durduğunu ve haczin düşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Tetkik Merciince "davalı Bankanın süresinde satış talebinde bulunduğu ve birden fazla taksitlendirme sözleşmesi yapılmasının yasaya aykırı olmadığı" gerekçesine dayalı reddine dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda yazılan gerekçeyle bozulmuştur.
Özel Daire ile Tetkik Mercii arasındaki uyuşmazlık; birden fazla sayıdaki taksitlendirme sözleşmesinin İcra ve İflas Kanununun 111. maddesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği; bu bağlamda ilk taksitlendirme sözleşmesinden sonra yapılan yeni taksitlendirme sözleşmelerinin satış isteme süresini durdurup durdurmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle, borcun hangi şartlarda ve ne zaman taksitlendirilebilecegi açıklığa kavuşturulmalıdır.
İcra ve İflas Kanununda bu konuda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, 78/ 11 ve 340. maddelerdeki düzenlemelerden, hacizden önce taksit sözleşmesi yapılmasının mümkün olduğu sonucuna varılmaktadır. O halde alacaklı ile borçlu, hacizden önce veya sonra, her zaman borcun taksitle ödenmesini kararlaştırabilir ve İcra ve İflas Kanununun 111. maddesinde öngörülen ödeme şartlarına bağlı kalmaksızın taksitlerin miktarının ve ödeme zamanını serbest iradeleriyle diledikleri gibi tayin edebilirler. Belirtilmelidir ki, burada. 111. maddede öngörülenden farklı olarak, alacaklının böyle bir taksitlendirmeyi kabul etmiş bulunması şarttır. Bu türden bir sözleşme yapıldığı ve taksitler zamanında ödendiği sürece, 106. maddede öngörülen süreler de işlemez.
Diğer taraftan borçlu, hacizden sonra fakat satış talebinden önce borcunu muntazam taksitlerle ödemeyi taahhüt eder ve bu taahhüdü İcra ve İflas Kanununun 111. maddesinde öngörülen şartlara uygun olursa. alacaklının kabulü aranmaksızın icra takibi kendiliğinden durur. Başka bir ifadeyle, borçlunun kanuni taksit hakkını düzenleyen İcra ve İflas Kanununun 111. maddesi hükmü çerçevesinde, alacaklının kabulü gerekmeksizin yapılan bu sözleşmenin devamı süresince 106. maddede öngörülen süreler işlemeyecektir:
Nitekim İcra İflas Kanununun 111. maddesine 3494 sayılı Yasa ile eklenen üçüncü fıkranın Hükümet Gerekçesinde de, taksitle yapılan ödemelerin devamı sırasında çoğu kez kanunun satış talebi için aradığı sürenin dolduğu, taksit ödemelerinin borçlu tarafından ihlali halinde süre geçtiği için alacaklının satış talebinde bulunamadığı ve bakiye alacağını tahsilde zorlukla karşılaştığı, bu mahzuru bertaraf etmek için taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen sürenin satış isteme süresinin hesabında nazara alınmayacağı ilkesinin getirildiği belirtilmiştir. Gerekçedeki bu açıklamalardan, anılan madde hükmünün, alacaklının haklarını korumak amacıyla eklenmiş olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Amaç bu olduğu için de, alacaklının kabulüne bağlı olmaksızın borçlunun kanuni taksit hakkını bir defadan fazla kullanması mümkün değildir. Yine, taksitlendirme sözleşmesinin borçlu tarafından ihlali halinde yapılacak yeni taksit sözleşmeleri de, alacaklının kabulüne bağlı olacaktır.
Az yukarıda açıklandığı üzere, borçlu ve alacaklının anlaşarak borcu taksitlendirmeleri halinde, İcra İflas Kanununun 106. maddesinde öngörülen süreler işlemez. Ancak, aynı Kanunun 20. maddesinin açık hükmü karşısında. ilk taksitlendirme sözleşmesinin ihlalinden sonra yapılan yeni taksitlendirme sözleşmeleri, anılan sürelerin işlemesini engellemez.
Bu noktada şu hususun da vurgulanmasında yarar vardır: İcra ve İflas Kanununda düzenlenen süreler kesin olup 20. maddede. Kanunun tayin eylediği müddetleri değiştiren bütün mukavelelerin geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır. Eş söyleyişle, icra takibinin tarafları için konulmuş olan, hak düşürücü nitelikteki bu süreler, sözleşme ile değiştirilmez.
Somut olayda; Davalı Pamukbank T.A.Ş.' nin alacaklı olduğu, sıra cetvelinin birinci sırasında yer alan 1993/8327 esas sayılı takip dosyasında 27.5.1993 tarihinde uygulanan ihtiyati haciz, 6.7.1993 tarihinde kesin hacze dönüşmüş, alacaklı vekilinin 18.8.1994 günü satış talebinde bulunmasından sonra 19.6.1995; 30.11.1995; 12.9.1996 ve 15.5.1997 tarihlerinde taksitle ödeme sözleşmesi yapılmıştır.
Yine, davalı Bankanın alacaklı olduğu, sıra cetvelinin üçüncü sırasında yer alan 1994/22182 esas sayılı takip dosyasında 2.8.1994 tarihinde uygulanan ihtiyati haciz de, 19.6.1995 tarihinde kesin hacze dönüşmüş ve 30.11.1995; 12.9.1996; 15.5.1997 tarihlerinde taksitle ödeme sözleşmesi yapılmıştır. Haczedilen Bayraktar 1 adlı gemi davacı Finansbank A.Ş.' nin alacaklı olduğu 1993/8282 Esas sayılı dosyadan 2.3.1998 tarihinde satılmış ve 23.8.1999 tarihli sıra cetvelinde davalı Pamukbank A.Ş.' nin alacaklı olduğu 1993/8327 Esas sayılı dosyaya birinci sırada yer verilerek, satış bedelinin bu dosyaya ödenmesi karar altına alınmıştır.
Davalı Pamukbank T.A.Ş. ile borçlu arasında yapılan taksitle ödeme sözleşmelerinde, İcra ve İflas Kanununun 111. maddesinde öngörülen koşulların varlığından söz edilemez. Birden fazla yinelenen taksitlendirme sözleşmesi ile taraflar taksitlerin miktarı ve ödeme zamanını diledikleri biçimde kararlaştırmış iseler de; yukarıda açıklandığı üzere satış isteminde bulunma süresinin sözleşmeyle uzatılması hukuken mümkün değildir. Davalı Bankanın taksitlendirme sözleşmelerinin ihlalini takiben satış talebinde bulunmuş olması da, sözleşmenin ilk ihlalinden sonra yapılan taksitlendirme sözleşmelerinin satış isteme süresini durdurmayacağı, sonucunu değiştirmez.
Hal böyle olunca, Yerel Mahkemece, ilk taksitlendirme sözleşmesinin ihlalinden sonra birden fazla taksitlendirme sözleşmesi yapılmak suretiyle satış isteme süresinin uzatılmayacağı; dava konusu takip dosyalarında davalı Banka tarafından yasal süre içerisinde satışın istenilmemiş olduğu göz önüne alınarak, Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi doğru değildir. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK' nun 429. maddesi uyarınca BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 28.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy