(818 S. K. m. 31) (1086 S. K. m. 76)
Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 2.11.2000 gün ve 1997/1428 - 2000/1420 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 29.06.2001 gün ve 2001/8287-10229 sayılı ilamı ile, (... Taşınmaz 12.5.1992 tarihinde davalıya satılmıştır. Bu dava ise hak düşürücü süre geçtikten sonra 22.12.1997 tarihinde açılmıştır. Biran için tehdidin devam ettiği kabul edilse bile boşanma davasının açıldığı 8.6.1995 tarihinde bu tehdidin etkisinin kalktığının kabulü gerekir. Bu halde de hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddi gerekirken kabulü ve yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 12.3.2003 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, ikrah nedeniyle sakat olduğu ileri sürülen satış sözleşmesi nedeniyle davacı satıcısını uğradığı zararın giderilmesi istemine ilişkin bulunmaktadır. Davada, ikrahla sakat olduğu ileri sürülen satış işleminin iptali talep edilmediğine göre, davacının iş bu davası HUMK.'nun 76. maddesi ile 04.06.1958 gün 15/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca BK.'nun 31/2. maddesine göre açılmış bir zarar ve ziyan davası olarak görülmesi gerekir. Zira, hile veya ikrah ile yapılmış bir sözleşmeye icazet verilmesi, tazminat talebinden feragati gerektirmeyeceği anılan maddede açıkça hükme bağlanmıştır. Mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken, anılan yasal düzenlemeyi dikkate almayan bozma kararına gerekçe yönünden katılmadığımızdan karşı oy kullanmış bulunuyoruz. 12.03.2003
KARŞI OY
Şahsın hukukuna ilişkin kararlar, ancak kesinleşmeden sonra hüküm ifade eder. Bir başka anlatımla, ancak kesinleştikten sonra infaz olanağını kazanır.
Bu nedenle, somut olayda davacı açısından hak düşürücü sürenin boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren başlaması gerekir.
Sayın çoğunluğun kararına bu bakımdan katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy