(1086 S. K m. 381, 388/2, 389, 429)
Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri Asliye 4.Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verileri 12.3.2002 gün ve 145-143 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,Yargıtay 2.Hukuk Dairesi'nin 17.5.2002 gün ve 5736-6654 sayılı ilamıyla bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmistir.
TEMYİZ EDEN : Davalı vekilleri
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi gerekir. Verilen kararla, bu kararın ne şekilde tefhim edildiğinin duruşma tutanağına yazılması zorunludur (HUMK. nun 151/2 mad).
HUMK.nun 3156 sayılı Yasa ile değişik 381. maddesi ile de hükümlerin nasıl tefhim edileceği düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre mahkeme hazır olan tarafın iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder.
Kararın tefhimi en az HUMK. nun 388.maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.
Zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak onbeş gün içinde yazılması gerekir.
Hüküm sonucunun ne olduğu ise HUMK. nun 388/2 maddesinde belirtilmiştir. Anılan maddede; "Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık , şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı kural HUMK. nun 389.maddesinde de tekrarlanmış; verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır." denilmiştir.
Kısa karar ve gerekçeli kararın uyum içerisinde bulunması gerekir.
Bu kurallar yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki,dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Somut olayda da aslolan kısa kararda, 4. ve 5. maddeler nafakaya ilişkin olup, 5. maddede kimin için hükmedildiği belirtilmeksizin "35 milyon TL nafakanın dava tarihi olan 16.02.2001 tarihinden geçerli olmak üzere davacıdan alınarak davalıya verilmesine" karar verilmiş, gerekçeli kararda ise aynı maddede kısa karardan farklı olarak "müşterek çocuk Ömer için dava tarihi olan 16.02.2001 tarihinden geçeri olmak üzere ayda 35.000.000 TL nafakanın davacıdan alınıp, davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas-1992/4 karar sayılı kararında açıklandığı gibi kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması bozma nedenidir Bozmadan sonra yerel mahkeme önceki kısa kararla bağlı kalmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydıyla vicdan kanaatine göre karar verecektir."
Burada ayrıca mahkemece direnme kararı verilmekle gerçekleşen usulü kazanılmış hakların da gözetilmesi gerekir. Yapılacak iş açıklanan ilkelere uygun ve çelişkili olmayan bir direnme hükmünün oluşturulması olmalıdır.
Bu itibarla ; kamu düzeni ile ilgili ve kendiliğinden (resen) göz önünde bulundurulması gereken bu usul kuralına aykırı biçimde yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Bu nedenle direnme karan bozulmalıdır.
O itibarla mahkemece HUMK. nun 388.maddesinin açık hükmü gözetilmeksizin yazılı biçimde çelişkili karar verilmesi doğru değildir. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 12.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy