(7201 S. K. m. 11) (Tebligat Tüzüğü m. 15)
Dava: Taraflar arasındaki "verasetin iptali " davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sarıyer Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 7.12.2002 gün ve 195-1245 sayılı kararın incelenmesi davalılardan Veri Satka, Cavit Satka ve müdahil Kastriot Guri vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 9.5.2002 gün ve 2354-6169 sayılı ilamı ile ; ( Evlat edinmenin şekli, işlemin yapıldığı yer hukukuna tabidir ( Logus Regit Achtum ) Evlat edinme, evlatlığın tabiyetine etki yapmaz. Miras hukukuna ilişkin hüküm ve neticeler söz konusu olan hallerde mirası idare eden hukuk uygulanır. ( EHVH. M. 4 )
Muris; 1963'te Türk vatandaşlığını kabul etmiş 1977'de ölmüştür. Murisin 1964'te Arnavutluk'ta Arnavut uyruklu Cavit ve Veri'yi 116. numaralı kararla evlat edinmiş olup olmadığı ihtilaflıdır. Ancak bu işlem Nüfus Siciline işlenmiştir. Evlatlık ilişkisinin iptali yönünde mahkemece verilen süre üzerine Arnavutluk'ta açılan davalar işlemsiz bırakılmış ve oluşan sicilin aksini gösterir bir kayıtta getirilmemiştir.
Sicillerin aksi ispat edilene kadar bunlara değer verilmesi zorunludur. ( MK.m.7 ) Davadan sonra ibraz edilen ancak mahkemece tartışılıp değerlendirilmeyen belgelerde hükme esas alınamaz.
Gerçekleşen bu durum karşısında Veri ve Cavid'in murisin evlatlığı olduğu kabul edilip, menkul ve gayrimenkullar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle HUMK.nun 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteminin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Asıl dava verasetin iptali, birleşen dava veraset belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
Asıl davada, davacı Naciye Özyer vekili, miras bırakan Yahya Satka tarafından müvekkilinin vasiyetname ile mirasçı naspedildiğini, davalılardan Veri ve Cavit Satka'nın muris Yahya Satka'nın manevi evladı oldukları iddiasıyla sahte belgelerle aldıkları Fatih 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1995/57 Esas, 1995/282 Karar sayılı veraset ilamı ile; tereke mümessili tarafından alınan, murisin eş ve ölü kardeş çocukların mirasçılığının tespitine dair Sarıyer Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1977/500 Esas, 1980/891 Karar sayılı veraset ilamının çeliştiğini ileri sürerek, Fatih 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1995/57 Esas, 1995/282 Karar sayılı veraset ilamının iptaline, muris Yahya Satka'nın mirasçı ve miras paylarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cavit Satka vekili, Fatih 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 1995/57 Esas, 282 Karar sayılı veraset ilamına göre muris Yahya Satka mirasçılarının kendisi ve Veri Satka olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Veri Satka, muris Yahya Satka'nın tek yasal mirasçısı olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı Bajeme Qorraj cevap dilekçesinde, Sarıyer Sulh Hukuk Mahkemesinin 1977/500 Esas, 1980/891 Karar sayılı veraset belgesinin doğru olduğunu, mirasçıların bu ilama göre tespitini istemiştir.
Davalı Saniye Satka muris Yahya'nın davalı Veri Satka'yı evlat edildiğini beyan ve imza etmiştir.
Birleştirilen davada, davacı Veri Satka vekili, muris Yahya Satka'nın müvekkilini evlat edindiğini ileri sürerek, tek mirasçı olarak müvekkilinin tespiti suretiyle veraset ilamının verilmesini istemiştir.
Mahkemenin, asıl davanın kabulüne ve birleştirilen davanın reddine dair verdiği kararın Özel Dairece bozulmasından sonra bozmaya uyularak oluşturulan 07.12.2001 tarihli hüküm, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle ikinci kez bozulmuş ve yerel mahkeme önceki kararında kısmen direnmiştir.
Hemen ifade etmek gerekir ki, bozma kararına karşı karar düzeltme yolunun açık olduğu hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 442. maddesine göre mahkemece bozma kararının onbeş gün içinde re'sen taraflara tebliğ edilmesi ve karar düzeltme süresinin geçmesi veya karar düzeltme incelemesinin sonuçlanmasının beklenmesi gerekir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429/2. maddesinde; "...Mahkeme temyiz edenden 434'ncü madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip, dinledikten sonra, Yargıtay'ın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir" hükmü bulunmaktadır.
Tebligat Kanunu'nun 11. ve Tebligat Tüzüğü'nün 15. maddelerinde de; vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı, hususu Kamu düzeni ile ilgili bir düzenlemedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 10.07.1940 gün ve 1937/7-1940/75 sayılı kararında da aynı husus vurgulanmakta, davayı her derecede yürütmeye yetkili vekile ilam tebliğ edilebildiği sürece vekil edene tebliğ yapılmasının yasaya aykırı ve hükümsüz olduğu belirtilmektedir.
Tüm açıklamalar ışığında somut durum değerlendirildiğinde; Asıl davanın davalılarından Bajeme Qorraj, yerel mahkemenin 07.12.2001 tarihli ikinci kararının tebliğinden sonra, Kadıköy 4.Noterliğinin 19.03.2002 gün ve 16060 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile Avukat Nizar Özkaya'yı vekil tayin etmiş; vekilin 10.04.2002 tarihli onama istekli dilekçe ve ekindeki vekaletnameyi mahkemeye ibraz etmesinden sonra hüküm Özel Dairenin 09.05.2002 gün ve 2002/2354 Esas-6169 Karar sayılı ilamı ile ikinci kez bozulmuştur.
Ne var ki, davalı Bajeme Qorraj aleyhine verilen bozma kararı mahkemece vekil Nizar Özkaya ya değil, davalı asile tebliğ edilmiştir. Davacı ve asli müdahilin karar düzeltme istemlerinin Özel Dairece reddedilmesinden sonra 29.11.2002 günlü duruşma, yine vekile değil davalı asile tebliğ edilmiştir. Yerel mahkeme davalı asil ve vekilinin yokluğunda 20.12.2002 tarihli celsede önceki kararında direnmiştir.
Bu itibarla, 09.05.2002 gün ve 2002/2354 Esas 6169 Karar sayılı bozma ilamı adı geçen Bajeme Qorraj vekiline tebliğ edilerek karar düzeltme süresinin geçmesinin beklenmesine ve hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken; Tebligat Kanunu'nun 11. ve Tüzüğün 15. maddelerinin açık hükmü gözetilmeden davalı asile yapılan tebligat usulsüzdür. Bu usulsüzlük giderilmeden verilen direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Bajeme Qorraj vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA; Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 02.07.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy