(743 S. K. m. 603)
Dava: Taraflar arasındaki "mirasta iade tenkis" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Aydın 2.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 14.6.2002 gün ve 2001/863-2002/588 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.12.2002 gün ve 2002/13696-14787 sayılı ilamı ile, ( ... Dava mirasta iade davasıdır.
Miras bırakan eşi davalıya karşılıksız kazandırmada bulunarak müşterek hesap açmış ise de, miras bırakan tarafından bu kazandırmanın miras hakkına mahsuben yapıldığı konusunda bir iade açıklaması bulunduğu kanıtlanmadığı gibi eşe yapılan kazandırmaları kural olarak iadeye tabi değildir. ( TKM.md.603 ) Bu yön gözetilmeden davanın reddi yerine kabulü ve yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava mirasta iade istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, tarafların ortak miras bırakanı Ünal'ın 6.5.2001 tarihinde öldüğünü, sağlığında 21.11.2001 tarihinde bankada kendi adına dolar hesabı açtırdığını, hesabın vadesi 22.2.2001 tarihinde dolduğunda o günkü kur üzerinden Türk Lirasına çevirip yeni bir hesap açtırdığını ancak, bu hesabın müşterek hesap olup üçüncü eşi olan davalının da adının dahil edildiğini, paranın vadesi dolmadan Ünal'ın öldüğünü, paranın vadesinin 23.5.2001 tarihinde dolduğunu, davalının diğer mirasçıların bilgisi dışında işlemiş faiziyle birlikte 48.792.796.338 TL.ye ulaşan paranın tamamını çekmek istediğini, ancak durumun taraflarınca bankaya bildirilmesi üzerine müşterek hesap nitelemesinden faydalanarak sadece yarısını çekip kendi hesabına yatırdığını bu nedenle mirasın önemli ölçüde değer yitirmesine neden olduğunu, mirasçıların murisin ölümünden bir sene evvel aldıkları her türlü miras payını birbirlerine iade ile mükellef olduklarını davalının çekmiş olduğu 24.396.398.170 TL.nin terekeye iadesi ve diğer mirasçılarla paylaşılması hususunda karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı, davacıların aleyhine böyle bir dava açma hakları bulunmadığını, mirasta iade konusunu düzenleyen MK.603.maddesinin 1.fıkrasına göre sağ kalan eşin füruu karşısında iade borçlusu olmadığını, MK. 603/1 maddesinde mirasçılardan kastedilen füruu dışındaki mirasçılar olduğunu, miras bırakanın iadeyi açıkça öngörmemesi halinde eş hakkında iade talebiyle dava açılamayacağını, miras bırakanın iadeyi öngördüğü hususunda herhangi bir delil ibraz edilmiş olmayıp bu durumun ispatının da karşı tarafa düştüğünü; aynı maddenin ikinci fıkrasında ise iadeye tabi teberruların düzenlendiğini, davaya konu edilen müşterek hesaptaki paranın iadeye tabi teberru olarak kabulünün mümkün olmadığını, bu hesapta tasarruf hakkının zaten hesap türünün yapısı gereği var olduğunu, eşinin vefatından önce müşterek hesap açtırmalarının ve vadesi dolunca bu paranın çekilmesinin terekeyle bir ilgisi bulunmadığı gibi terekeye ve diğer mirasçılara zarar vermek kastıyla hareket edildiği şeklindeki ifadenin de doğru olmadığını savunmuştur.
Yerel mahkemece verilen davanın kabulüne dair karar, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuştur.
Davacıların miras bırakanın ilk ve ikinci eşinden olma çocukları, davalının ise miras bırakanın üçüncü eşi olduğu ve miras bırakanın ölümünden sonra, davalının muris ile müşterek hesaplarındaki paranın yarasını çektiği sabittir.
Yüksek Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık ise ispat yükünün hangi tarafa ait olduğu noktasında toplanmaktadır.
Mirasta iade 743 sayılı Medeni Kanunun 603.maddesinde ispat yüküne ilişkin genel kural ise MK.nun 6.maddesinde düzenlenmiştir. MK 603/1.maddesinde "Kanuni mirasçılar, miras hisselerine mahsuben müteveffanın sağlığında almış oldukları bütün teberruları terekeye iadeye birbirlerine karşı mükelleftirler", 2.fıkrasında ise "Müteveffa tarafından hilafına açıkça bir teberru yapılmış olmadıkça füruu lehine bahşedilen cihaz, tesis masrafı borçtan ibra suretiyle ve bu kabilden sair suretlerle bahşedilen menfaatler iadeye tabidir" hükümlerine yer verilmiş, birinci fıkra alt soyu dışındaki kanuni mirasçılara miras bırakan tarafından yapılan karşılıksız kazandırmalara, ikinci fıkra ise miras bırakan tarafından alt soy lehine yapılan karşılıksız kazandırmalara ilişkindir. MK.nun 6.maddesinde ispat yükü konusunda genel bir kural koyularak "Kanun hilafını emretmedikçe iki taraftan her biri müddeasını ispata mecburdur" denilmiştir.
Bu yasal düzenlemelere göre miras bırakanın alt soyu dışındaki mirasçılarından birine sağlığında yaptığı karşılıksız kazandırmanın iadeye tabi olabilmesi için bunun miras payına karşılık yapılması ve bu konuda miras bırakanın açık bir irade beyanı olması gerekir. Açık bir irade beyanı yok ise yapılan karşılıksız kazandırmanın miras payına karşılık yapılıp iadeye tabi olduğunu genel kural gereği iddia edenin ispat etmesi gerekir.Oysa alt soy lehine yapılan karşılıksız kazandırmalarda kanunda belirtilen hallerde karşılıksız kazandırmaların miras payına mahsuben yapıldığı ve iadeye tabi olacağı yasal karine olarak kabul edilmiştir. Burada ispat yükü genel kuralın aksine lehine kazandırma yapılan kişiye düşer, yasal mirasçı yapılan kazandırmanın miras payına karşılık yapılmadığını ispat etmek zorundadır.
O halde somut olayda; muris tarafından eşi lehine yapılan karşılıksız kazandırmanın miras payına mahsuben yapıldığının iddia eden davacılar tarafından ispat edilmesi gerekir. Tüm dosya içeriğine göre davacılar tarafından davalı lehine yapılan karşılıksız kazandırmanın miras payına mahsuben yapıldığının kanıtlanmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece bu hususlara işaret eden Özel Daire bozma kararına uymak gerekirken direnme kararı verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA,istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 8.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy