(743 S. K. m. 144) (4721 S. K. m. 175) (YHGK. 01.05.2002 T. 2002/2-397 E. 2002/339 K.) (YHGK. 26.12.2001 T. 2001/2-1158 E. 2001/1185 K.) (YHGK. 07.10.1998 T. 1998/2-656 E. 1998/688 K.)
Dava: Taraflar arasındaki boşanma, nafaka ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Lüleburgaz Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 14.11.2002 gün ve 2002/434-1004 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 30.01.2003 gün ve 2002/15448-2003/1306 sayılı ilamı ile;
(... 1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Kadının Fargon Tekstil fabrikasında işçi olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Koşulları oluşmadığı halde yoksulluk nafakası verilmesi doğru değildir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
Yerel mahkemenin yoksulluk nafakası dışında vermiş olduğu karar kesinleşmiş olup, yargılama sırasında hükmedilen 40.000.000 TL. tedbir nafakasının 50.000.000 TL.ye çıkarılmasına karar kesinleştikten sonra yoksulluk nafakası olarak devamına dair karar Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuştur.
Yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık fabrikada işçi olarak çalışan davacı kadının yoksulluk nafakası alıp alamayacağı noktasındadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarında, asgari ücretle çalışılması yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemiştir (HGK. 07.10.1998 gün 1998/2-656 E., 1998/688 K, 26.12.2001 gün 2001/2-1158 E., 2001/1185 K., 01.05.2002 gün 2002/2-397 E. 2002/339 K. sayılı kararları).
Yoksulluk nafakası 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 144., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde düzenlenmiştir. Her iki madde metninde boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir... denilmektedir. Ancak yoksulluk kavramı açıklanmamıştır. Bu nedenle yoksulluğu kişinin ekonomik ve sosyal durumuna göre belirlemek gerekir. Bununla birlikte her insanın anayasal teminat altına alınmış yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkından bahsedebilmek için karnını doyurabilecek, giyinebilecek, barınma-sağlık ve ulaşım giderlerini karşılayabilecek, gelir seviyesinde olması gerekir. Bu tür zorunlu ihtiyaçları karşılayabilecek gelir seviyesinde olmayan biri yoksul olarak nitelendirilebilir.
Somut olayda davacı kadın bir fabrikada işçi olarak çalışıyor olmakla birlikte yapılan ekonomik sosyal durum araştırmasına göre 2002 Haziran ayında net 160.000.000, Eylül ayında net 209.000.000 TL. maaş almakta başkaca bir geliri bulunmamaktadır. Biri üniversiteye giden ve iştirak nafakası almayan, üç kız çocuğu ile birlikte yaşamaya çalışmaktadır. Davalı koca ise davacı ve çocuklarının oturduğu evi birlikte yaşadığı kadına satmış ve çocuklarıyla davacıyı evden çıkarmıştır. Yapılan ekonomik sosyal durum araştırmasına göre toplam 102650 m2 taşınmazı olup çiftçilikle uğraşmaktadır. C.Savcılığının talimatı üzerine Jandarma tarafından tutulan tutanağa göre Haziran 2002 itibariyle aylık 200.000.000, yıllık ise 15.000.000.000 TL. geliri bulunmaktadır. Davacının çiftçilikle uğraştığı ve yüz dönümü aşkın tarım arazisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Esasen Jandarma tarafından tutulan zabıtta hesap hatası bulunduğu da görülmektedir.
Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler ile somut olayın özelliği de değerlendirildiğinde davacının boşanmakla yoksulluğa düştüğü davalı kocanın da gelir durumu ve taşınmaz miktarına göre nafaka ödeyebilecek durumda olduğu anlaşıldığından usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.10.2003 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy