(3402 S. K. m. 14, 17, 20)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gaziantep Asliye 5. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.07.1998 gün ve 1995/598-1998/573 sayılı kararın incelenmesi Davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.02.2000 gün ve 2000/287-1756 sayılı ilamı ile;
(... Davacı gerçek kişiler, dava konusu 144 ada 85 nolu parselin tapulu yerleri olduğunu, ayrıca uzun yıllardır da zilyetliklerinde olduğunu, tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini talep etmişlerdir. Mahkemece, taşınmazın 20600 m2'lik kısmının tapu kaydı kapsamında kaldığı ve 50 yılı aşkın süredir davacıların zilyetliğinde olduğu kabul edilerek A=20600 m2'lik kısmın 144 ada 85 parselden ifrazı ile davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Davacı gerçek kişiler 12.12.1961 tarih, 46 sırada kayıtlı tapu kaydına dayanmış olup, dayanılan tapu kaydı 1838 m2'dir ve dava dışı 144 ada, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84 nolu parsellere revizyon görmüş olup, bu parseller şahıs adına tespit görmüş ve kesinleşmiştir. Dayanılan tapu kaydının miktarının çok üzerinde taşınmaz şahıslar adına tescil edilmiş olup, dava konusu taşınmazı da kapsadığı kabul edilemez. Bu nedenle, davanın reddine karar vermek gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacılar Ahmet, Ali, Sedat ve Celal Ateş 16.06.1995 günlü dava dilekçelerinde özetle; Gaziantep Şehit Kamil ilçesi Yığınlı köyünün Sülüklü mevkiinde ve tapulama sırasında N.38.d.05.d.pafta 144 ada 85 parsel sayılı 79400 m2 yüzölçümlü yerin tamamının kendilerine ait olduğunu, bu yere ait eski tapularının olduğunu, ancak kadastro tespiti sırasında kendileri o köyde olmadığından yerlerinin Maliye Hazinesi adına orman olarak yazıldığını, oysa Maliye Hazinesi ya da ormanla ilgisinin olmadığını, diğer sınır komşusu akrabalarının kendi adlarına tapularını aldıklarını, ifadeyle, tapu kaydının iptali ile veraset ilamındaki hisseleri oranında adlarına tescilini, 12.09.1996 tarihli dilekçelerinde de Orman Genel Müdürlüğünün davaya dahil edilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın değerinin dava dilekçesinde düşük gösterildiğini, milli emlak müdürlüğünce mahallinde yapılan araştırmada taşınmazın meyilli bir arazi yapısına sahip olup, taşlık kayalık yerlerden olduğu, yer yer orman ağaçlarının bulunduğu, hiç kimse tarafından kullanılmadığı, bu nedenle Hazine adına tespit gördüğünü, tahdit ve tespit işlemlerinin 3402 sayılı Yasanın amir hükümlerine göre yapıldığından tespitin iptalini gerektirir herhangi bir hukuki neden olmadığı, taşınmazın tüm civar parsel kayıt ve tutanaklarının tedavülleri ile birlikte celbi ile bunların mahalline uygulandığında durumun ortaya çıkacağını, davanın reddini savunmuştur.
Davalı Orman Yönetimi; davanın reddini savunmuştur.
Yerel Mahkeme; ...Davacıların iddialarına, davalı ve dahili davalı orman temsilcisinin beyanlarına, dava konusu taşınmaza ve komşu parsellere ait tapu kaydı ve tapulama tespit tutanaklarına, davacılar dayanağı 6 sıra numaralı tapu kaydına, yapılan araştırmaya ormandan gelen cevabi yazılara, amenajman planına mahallinde yapılan keşiflere, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarının beyanlarına, keşif sonrası dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarına ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın dava konusu 85 parselin bir kısmı olduğu, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, ormanla bir alakasının bulunmadığı, davacılara murislerinden intikal eden tapulu taşınmaz olduğu, taşınmazın kuzey sınırında taşlık ve çalılık bulunduğu, diğer sınırlarının şahıs arazileri ile çevrili olup, sınır ihtilafının bulunmadığı, taşınmaz üzerinde davacıların toplam zilyetlik süresinin nizasız fasılasız malik sıfatıyla 50 yılın üzerinde olduğu, taşınmazın tarla vasfında olup, özel mülkiyete konu olan yerlerden olduğu, imar ve ihyasının tamamlandığı, hazinenin, ormanın, köyün, üçüncü kişilerin bir haklarının olmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmayıp, özel mülkiyete konu olan yerlerden olduğu anlaşılmakla açılan davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir... Gerekçesiyle açılan davanın kısmen kabulü ile Gaziantep ili, Şehitkamil ilçesi Yığınlı köyünde kain 144 ada, 85 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişinin 09.09.1996 günlü krokisinde (A) harfiyle gösterilen 20.600 m2lik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptaline, 85 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek 20600 m2 bu kısmın ayrı bir parsel numarası altında davacılar Halil çocukları Ahmet Ateş, Ali Ateş, Celal Ateş, Sedat Ateş adlarına tapuya tesciline, davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, teknik bilirkişi Refik Zengin tarafından düzenlenen 09.09.1996 günlü krokinin bu kararın eki sayılmasına, karar vermiştir.
Hazinenin temyizi üzerine Özel Daire, mahkeme kararını; yukarıda açıklanan gerekçeyle mahkemece yapılan incelemenin hükme yeterli olmadığı belirtilmekle birlikte, esasa ilişkin değerlendirme de yaparak davanın reddi gerektiğinden bahisle bozmuştur.
Mahkeme; önceki gerekçeler yanında Davacılar eski tapu kaydının yanı sıra zilyetliğe de dayandıklarından toplanan delillerden de taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, eskiden beri tarım arazisi olarak, tapulama tespit tarihine kadar 20 yılı çok aşkın süreden beri aralıksız, davasız ve malik sıfatıyla iyiniyetle kullanıldığı, davacıların belgesizden aynı kadastro çalışma alanında taşınmaz iktisap etmelerine engel hallerinin olmadığı, dikkate alınarak davanın teknik bilirkişi raporunda gösterilen kısım doğrultusunda kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. gerekçesiyle önceki kararında direnmiş, hüküm davalı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dava konusu, Gaziantep ili Şehit Kamil ilçesi Yığınlı köyü Sülüklü mevkii 144 ada 85 parsel sayılı taşınmazdır. Orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına 79400 m2 miktarlı olmak üzere 10.09.1992 tarihinde tespit görmüş olup, 31.12.1992 - 01.02.1993 tarihleri arasında askı ilanı yapılmış, 02.02.1993 tarihinde kesinleşmiştir. Tapuda tam hisseyle hazine adına orman olarak kayıtlıdır. Üzerinde 20.06.1995 tarihinde konulmuş kamulaştırma şerhi bulunmaktadır.
Davacıların dayanağı, 12.12.1961 tarih ve 95 cilt, 8 sayfa, 46 nolu 1838 m2 miktarlı, tarla cinsinde tapu kaydıdır. K.Araptar köyü Suluklu mevkiinde kayıtlı bu taşınmazın hudutları: Şarken-Hacı Hasan tarlası, Garben -Kuruzun oğlu, Şimalen- Kuruzun oğlu, kıbleten alonun oğlu Mehmet şeklindedir. İktisabında; Arap kızı Hadduç adına kayıtlı iken bir hissesini uhdesinde bırakarak diğer iki hissesini birerden Halil ve Memik Ateş'e 300 bin lira bedelle satıldığı belirtilmiştir. Malik hanesinde; Arap Mehmet kızı Hadduç Ateş ve Halil evlatları Halil Ateş ve Memik Ateş mütesaviyen yazılıdır. Geldisi C.19, s.70, no:1, gittisi kadastro olarak belirtilmiş, birçok taşınmaza revizyon görmüştür. Geldi kaydı ise dosyada bulunmamaktadır.
Dava konusu taşınmazın orman vasfında olmadığı yerel mahkeme ve özel daire arasında uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık; taşınmazın tapu kaydı kapsamı ve ayrıca zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, yapılan incelemenin bir yargıya varmaya yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı gerçek kişiler 12.12.1961 tarih, 46 sırada kayıtlı tapu kaydına ve uzun yıllardır süregeldiğini belirttikleri zilyetliklerine dayanmışlardır.
Bilindiği üzere; 3402 sayılı Kadastro Yasasının 20. maddesinde; kayıt ve belgelerin kapsamını tayin başlığı altında tapu kayıtları ve diğer belgelerin kapsadığı yeri tayin usulü düzenlenmiş, maddenin son fıkrasında da bu taşınmazlarda meydana gelen fazlalıklar hakkında şartlar uygun bulunduğu takdirde, aynı yasanın 14 ve 17 madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Davacıların dayandığı tapu kaydının revizyon görmeden önceki hali dosyada olup, evveliyatı bulunmamakla birlikte, mevcut kayda göre taşınmazın tüm sınırları şahıs arazilerini göstermektedir. Bu dayanak tapu kaydının harita, plan veya krokiye bağlanıp bağlanmadığı dosya kapsamıyla belli değildir. Bunların bulunmadığı halde dahi değişmez sınırlı bir tapu kaydı söz konusu olduğuna göre, bu kaydın kapsamının belirlenmesinde sınırların esas alınması gerektiği ilkesi unutulmamalıdır. Bu durumda, kaydın kapsamının saptanmasında sınırların çevrelemiş bulunduğu alan esas alınır ve burada artık 3402 sayılı Kadastro Yasasının 14. maddesi uygulanmaz. Değişmeyen (sabit) sınırlı kayıt kapsamının kayıt maliki veya ilgilisinin adına tespiti için, kayıt sınırları içinde kalan yerlerin hak sahibi tarafından kullanılmaya elverişli yerlerden olması gerekir. Tapunun kapsamında hak sahibinin kullanmadığı, devletin hüküm ve tasarrufunda olan yer bulunuyorsa tapuya bu yerleri dışarıda bırakacak şekilde sınırlı bir içerik tayin edilmesi zorunludur. Kayıt ve belgeler kapsamı dışında kalan yerlerin ise, kayıt ve belge sahibi ile üçüncü kişilerce zilyetlikle mülk edinilmesi mümkündür. Ancak bu yerlerde aynı yasanın 14 ve 17. maddelerinde öngörülen şartların zilyet yararına gerçekleşmiş bulunması gerekir.
Bu ilkeler gözetildiğinde; mahkemece ilk karardan önce ve karardan sonra da dairece verilen geri çevirme kararı üzerine toplanan deliller, bu delillerin değerlendirilmesi ile yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir. Şöyle ki;
Dosyada, davacıların dayanağı tapu kaydının geldi kayıtları bulunmamaktadır. Ayrıca ilk karar sonrası özel dairenin geri çevirme kararı üzerine celp edilen tutanak ve kayıtların mahallinde bilirkişi marifetiyle uygulaması yapılmadığı gibi, tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parselleri dıştan çevreleyen komşu parsellerin tespit tutanakları ve varsa bunların dayanak tapu ve vergi kayıtları, harita, plan, krokisi getirilmemiş; itirazlı olduğu anlaşılan 144 ada 78, 79 ve 81 parsellerin dava dosyaları da dosya arasına alınmamış; değerlendirilmemiş; uygulanmamıştır.
Bu şekliyle, davacılar dayanağı tapu kaydının kapsamının tespitine; dava konusu taşınmazın tapu kaydı kapsamı dışında kalması halinde de zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacılar dayanağı tapu kaydının ilk tesisine kadar dayanak tapu kayıtlarının, varsa harita, plan ve krokisinin; bu tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parselleri dıştan çevreleyen komşu parsellerin tespit tutanakları ile varsa bunların dayanak tapu ve vergi kayıtlarının, harita, plan ve krokilerinin; itirazlı olan 144 ada 78,79,81 parsellere ait dava dosyalarının getirtilmesi; yapılacak keşifte mahalli ve teknik bilirkişiler marifetiyle mahalline uygulanması, dayanak tapunun sınırlarının tümünün şahısları okuması ve kayda göre değişebilir nitelikte sınırının bulunmaması olgusu da gözetilerek tapu kaydı kapsamı denetlemeye açık biçimde kroki üzerinde de gösterilerek bu alan içinde kullanılmaya elverişli olmayan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alan ya da alanların bulunup bulunmadığının, varsa niteliğinin, davaya konu edilen kısımda olup olmadığının saptanması, bu kayıt kapsamında kalıp ta revizyon gören taşınmazların işaretlenmesi; sınırlardaki malik değişikliklerinin ilk tesis tarihindeki maliklerle bağlantıları da saptanarak tapunun tam anlamıyla ve denetime olanak sağlayacak biçimde mahalline uygulanması; dava konusu taşınmazın tapu kaydı kapsamı dışında kaldığının tespiti halinde ise, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 20. maddesi delaletiyle aynı yasanın 14 ve 17. maddelerinde belirtilen şartların araştırılarak buna göre gereğinde zilyetlikle edinme koşullarının değerlendirilmesi olmalıdır.
Mahkemece, bu gereklere uyulmadan eksik inceleme ile karar verilip; bu kararda da direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır; bozulması gerekir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMKnun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 19.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy