(1479 S. K. m. 24, 25) (507 S. K. m. 5, 119)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 18.07.2002 gün ve 2002/140 E. 499 K.sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 14.11.2002 gün ve 2002/8944-9718 sayılı ilamı ile;
(...1- Dava nitelikçe 31.1.1990 ila 15.4.1996 tarihleri arasında zorunlu Bağ-kur üyesi olduğunun tesbiti istemine ilişkindir. Öte yandan, 1479 sayılı Yasada, 506 sayılı Yasa'nın 79/8. maddesine koşut geçmiş sigortalı hizmetlerin tesbitine yönelik bir düzenlemenin mevcut olmadığı da ortadadır. Hal böyle olunca, geçmiş Bağ-Kur hizmetlerin tesbitine yasal olanak olmadığı açık seçiktir.
2- Kabule göre ise, Mahkemece davacının 31.1.1990 - 15.4.1996 tarihleri arasında Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydına dayalı olarak Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmiştir. Gerçekten davacının vergi kaydına göre kahvecilik işinden 25.5.1988 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği ve 31.1.1990 tarihine kadar sigortalılığının devam ettiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık davacının vergide veya esnaf sicilinde kayıtlı olmamasına karşın 31.1.1990 - 15.4.1996 tarihleri arasında Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydına dayanarak zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Davanın Yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Yasa'nın 3165 sayılı Yasa ile değişik 24/I(a) maddesine göre n ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkar siciline kayıtlı olanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olanlar Bağ-Kur sigortalısıdır. 25. maddeye göre gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da esnaf ve sanatkar siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı oldukları tarihten itibaren bu Kanuna göre sigortalıdır.
Gerçekten 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkarlar Kanunu Esnaf ve Küçük Sanatkarları 2. maddesinde tanımlamıştır. Bu tanıma göre ister gezici olsun, ister bir dükkanda veya belli bir sokağın belli yerinde sabit bulunsunlar, ticareti sermayesi ile birlikte vücut çalışmalarına dayanan ve geliri o yer gelenek ve teamülüne nazaran tacir niteliğini kazanmasını icap ettirmeyecek miktarda sınırlı olan ve bu bakımdan ticaret sicili ve dolayısıyla Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtları gerekmeyen, aynı niteliğe (sermaye unsuru olsun, olmasın) sahip olmakla beraber, ayrıca çalıştığı sanat, meslek ve hizmet kolunda bilgi, görgü ve ihtisasını değerlendiren hizmet, meslek ve küçük sanat sahipleri ile bunların yanlarında çalışanlar ve geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin birinci maddeye göre kuracakları dernekler (odalar) bu Kanun hükümlerine tabidir. 507 sayılı Yasa'nın 2.5.1983 tarihli ve 62 sayılı K.H.K. ve K.H.K'nun aynen kabulüne dair 14.2.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3153 sayılı Yasa ile değişik 5. maddesine göre ise Esnaf ve Sanatkar siciline kayıtlı esnaf ve küçük sanatkarlar çalışma bölgesi içindeki derneğe kayıt olmak zorundadır. Kayıt zorunluluğunu 1 ay içinde yerine getirmeyenler sicile kayıt tarihinden itibaren geçerli olmak üzere doğrudan doğruya kaydedilirler. Değişik 119. maddeye göre w mesleki faaliyette bulunabilmeleri ve ilgili derneğe kaydedilmeleri için sicile kayıtları şarttır. 62 sayılı K.H.K.'nun geçici 2. maddesine göre Esnaf siciline kayıt ilgili yönetmeliklerin yayımı tarihinden itibaren 1 yıl içinde yaptırılmak zorundadır. İlgili yönetmelik ise 1.1.1984 tarihinde yürürlüğe konmuş ve 1 yıllık geçiş süresi 1.1.1985 tarihinde sona ermiştir.
Yukarıda açıklanan yasal sisteme göre 1479 sayılı Yasa'nın 24 ve 25. maddelerinde esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşları kayıtları Bağ-Kur sigortalılığına esas alınmıştır. 507 sayılı Yasada m fanımı yapılan, ticareti sermayesi ile beden gücüne dayalı olup, kazancı tacir niteliğini kazandırmayacak miktarda sınırlı olan bakkal, manav, lokantacı, kasap, tamirci, berber, şoför vs. gibi esnaf ve küçük sanatkarların faaliyette bulunabilmeleri ve bu Kanuna göre kurulu esnaf ve sanatkar derneklerine (odalarına) kaydedilebilmeleri için esnaf ve sanatkar siciline kayıt koşulu getirilmiştir. Oda kaydının sicile kayıt tarihine göre yapılması gerekmektedir. Bu nedenlerle sicil kaydı olmaksızın yapılan oda kayıtlarının yasal dayanağı olmadığı ortadadır. Bu durumda 1479 sayılı Yasa'nın kapsama aldığı kanunla kurulu meslek kuruluşları 507 sayılı Yasaya göre kurulan dernekler dışında kalan kuruluşlardır. 507 sayılı Yasaya göre esnaf siciline kayıt zorunluluğu olmayan başka bir anlatımla, esnaf ve küçük sanatkar tanımı dışında kalan 5590 sayılı Yasaya göre kurulan ticaret ve sanayi odalarına kayıtlı tüccar ve sanayiciler, aynı şekilde faaliyetlerini esnaf odalarına değil kanunla kurulu ilgili meslek odaları, birlikleri kayıtlarına göre sürdürebilen mimar, mühendis, eczacı, tabip gibi meslek mensupları kanunla kurulu bu meslek kuruluşları kayıtları ile Bağ-Kur kapsamına alınacaklardır. Hal böyle olunca, yasal dayanağı olmadan oluşturulan esnaf odası kaydı Yasa'nın anladığı anlamda kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı niteliğinde bulunmadığından bu kayda geçerlilik tanınarak davacı zorunlu Bağ-kurlu kabul edilemez. Ayrıca, davacının sigortalılık koşullarını taşımadığı dönem için sonradan toplu olarak prim ödemek suretiyle hizmet elde etmesi de mümkün bulunmamaktadır.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, 31.01.1990-15.04.1996 tarihleri arasında zorunlu Bağ-kur sigortalısı olduğunun tespiti ile 28.09.2001 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti isteğine ilişkindir.
Davacı vergi kaydı sona ermiş olsa bile bu tarihler arasında Tarsus Kahveciler ve Eğlence Yerleri Odasına kayıtlı olduğunu primlerini sonradan yatırdığını ileri sürerek 31.01.1990-15.04.1996 tarihleri arasında zorunlu Bağ-kur sigortalısı olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemenin davanın kabulüne dair verdiği karar, yukarıda belirtilen nedenle Özel Dairece bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Somut olayda davacı ilk kez 30.7.1996 tarihinde kuruma başvurarak Bağ-kur zorunlu sigortalısı olmak istemiş, kurum 25.05.1988 tarihli vergi kaydı nedeniyle davacıyı Bağ-kur kapsamına almıştır. Ekli belgeden davacının kahvecilik işinden dolayı 25.05.1988-31.14.1990 tarihleri arası vergi mükellefi olduğu, 30.05.1988-15.04.1996 tarihleri arasında Tarsus Kahveciler ve Eğlence Yerleri Odasında kaydı bulunduğu, Esnaf Sicil Memurluğunda kayıtlı olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı ilk kez 02.09.1996 tarihinde prim ödemiştir. 20.08.1996 tarihinde Bağ-kur İsteğe Bağlı Sigortalısı olmak istemiş ve bu tarihten sonra isteğe bağlı sigortalılık primlerini ödeyerek askerlik borçlanması yapmış, 28.09.2001 tarihinde kurumdan yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunmuştur.
Kurum, vergi kaydının 31.01.1990 tarihinde silindiği, Esnaf Sicil Kaydı olmadığından oda kayıt ve siliniş tarihlerinin geçerli olmadığı, bu durumda 25.05.1988-31.01.1990 arası vergi kaydı, 20.08.1996 tarihinden sonra isteğe bağlı sigortalılık ve askerlik borçlanması ile birlikte yaşlılık aylığı şartları gerçekleşmediği gerekçesiyle talebini reddetmiştir.
Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, bir esnaf ve sanatkarın zamanında Kuruma tescil edilmemiş, primleri ödenmemiş sürelerinin, salt, esnaf oda kaydına dayalı ve geriye yönelik zorunlu Bağ-Kur sigortalılık süresi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkindir. Yerel Mahkeme; esnaf oda kaydının bu yönde yeterli olacağını kabul ederken, Özel Daire; Bağ-Kur'luluk statüsünün oluşabilmesi için esnaf oda kaydının yeterli olmadığını, bu yönde, yasal koşulların gerçekleşmesinin gerektiğini hükme bağlamıştır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılacağı üzere; davacı sigortalının, uyuşmazlık konusu dönemde, Bağ-Kur tescilinin bulunmadığı gibi, herhangi bir prim ödemesinin de söz konusu olmadığı, 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkarlar Kanunun da öngörülen Sicil Kayıtlarının da bulunmadığı, Kuruma tescilinin uyuşmazlık konusu dönemden sonra yapıldığı, sadece esnaf oda kaydının mevcut olduğu ve buna dayalı geriye yönelik ve toplu prim ödenmek suretiyle bu sürelerin sigortalı olarak değerlendirilmek istendiği görülmektedir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Yasa; 24.ve 25. maddelerinde kimlerin zorunlu Bağ-Kur kapsam ve statüsünde sayılacaklarını ve bu yönde esas alınacak kayıt ve yasal karineleri açıkça göstermiştir.
Sözü edilen Yasanın 24.maddesi 1/(a) bendi hükmüne göre; herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi ad ve hesabına çalışan bir esnaf ve sanatkarın sigortalı sayılabilmesi için; vergi yükümlüsü veya bu yükümlülüğün bulunmaması halinde, Esnaf ve Sanatkar Siciline yöntemince kayıtlı olması zorunludur. Öte yandan sigortalılığın başlangıç ve bitimi de, sözü edilen yasanın 25.maddesinde gösterildiği üzere yukarda belirtilen vergi ve sicil kayıtlarına göre belirlenmek durumundadır.
Görüldüğü üzere 1479 sayılı Yasa; esnaf ve sanatkarlar yönünden sigortalılığın oluşabilmesi için doğrudan vergi kaydı veya bulunmaması halinde Esnaf ve Sanatkar Sicilini ararken 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu ile paralellik kurmuş ve bu alanda ortaya çıkabilecek bir karmaşayı önlemeyi amaçlamıştır.
Gerçekten; kimlerin esnaf ve sanatkar sayılacağı, bu alanda faaliyet gösterilmesinin esasları, tutulması gerekli sicilin kapsam, niteliği ve bağlayıcılığı 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanununda açıkça gösterilmiştir. Sözü edilen bu Yasanın 119. maddesinde öngörüldüğü üzere; bir kimsenin, esnaf ve sanatkar olarak faaliyet gösterebilmesi için, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kaydını yaptırması zorunludur. Bu sicilde kayıtlı olmayan ve sicil dışı kalan bir kimsenin esnaf ve sanatkar olarak faaliyet göstermesi ve bu faaliyetinin yasal olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Öte yandan; Yerel Mahkeme kararında sözü edilen esnaf odası kavramı 1479 sayılı Yasada yer almamış, 507 sayılı kısaca Esnaf Yasası ise; esnaf ve sanatkar demeğinden söz etmiş ve bu derneklerin kuruluşu, çalışması, üyeleri ile ilgili hükümleri doğrudan düzenlemiştir. Keza, 507 sayılı Yasanın 5.maddesinde gösterildiği üzere; bir esnaf ve sanatkarın dernek üyeliğinden söz edebilmek için Esnaf ve Sanatkar Sicilini kayıtlı olması zorunludur. Ancak sözü edilen sicile kayıtlı olanlar derneğe kayıt olabilecekler ve derneğe tanınan kimi haklardan yararlanabileceklerdir.
Şu duruma göre; 1479 sayılı Yasanın öngördüğü Esnaf ve Sanatkar Sicil kaydı hem Bağ-Kur sigortalılığı hem de Esnaf ve Sanatkarlar Derneği için bulunması gerekli yasal ön koşuldur. Bağ-Kur'luluk statüsünün esnaf ve sanatkarlar yönünden kazanılması ve kaybedilmesinde vergi kaydı bu kaydın bulunmaması durumunda doğrudan bu kayda geçerlilik tanınmıştır.
Bu arada belirtilmelidir ki 1479 sayılı Yasanın 24/1 (a) bendinde belirtilen Kanunla kurulu meslek kuruluşları kavramı 507 sayılı Yasada sözü edilen esnaf ve sanatkarlar derneğini değil; esnaf ve sanatkarlar dışında bağımsız faaliyet gösteren diğer meslek gruplarını amaçlamaktadır. Gerçekten, Bağ-Kur kapsamında sigortalı kabul edilen; mühendis, doktor, eczacı, muhasebeci gibi muhtelif meslek kuruluşu mensupları bulunmaktadır. İşte bu kişilerin de 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığı yönünden mensup oldukları ve kanunla kurulu oda kayıtları gerekmektedir. 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Kanunu, 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Ticaret Borsaları, Ticaret Borsaları Birliği Kanunu, 6643 sayılı Türk Eczacılar Birliği Kanunu, 3224 sayılı Türk Diş Hekimleri Kanunu, 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebe Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu bu yönde gerekli kuruluş ve odaları göstermiştir. Yerel Mahkemenin sözünü ettiği esnaf oda kaydının bu tür Kanunla kurulu meslek kuruluş Kanunlarıyla da ilgisi bulunmamaktadır.
Başka bir deyişle 1479 sayılı Yasanın 24/1-(a) bendinde ki veya bağlacından kasıt 507 sayılı Kanun dışında olan kanunla kurulu meslek kuruluşlarıdır. Çünkü, kanundaki esnaf sanatkarlar sicili 507 sayılı yasayla kurulan esnaf niteliğini haiz kişilerin katıldığı dernekleri kapsamaktadır. Bu husus açık ve seçik ortada iken veya bağlacı ile devam eden veya kanunla kurulu meslek kuruluşları ibaresi ile 507 sayılı Yasayla kurulan derneklerin amaçlandığının kabulü kanun koyucunun iradesine ters düşmektedir.
Sonuç olarak esnaf ve sanatkar siciline yöntemince kayıtlı olmayan veya vergi kaydı bulunmayan kuruma tescil edilmemiş bir kişinin sonradan toplu ödeme biçiminde geriye yönelik ve salt esnaf odası kaydına dayalı olarak Bağ-Kur'lu sayılması ve buna dayalı sürelerin Bağ-Kur'luluk olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığı gibi, somut olayın özelliği itibariyle Medeni Kanunun 2.maddesinin uygulanma şartları da oluşmadığından objektif iyi niyet kuralının olayda uygulanması olanaksızdır.
O halde Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.06.2003 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy