(1479 S. K. m. 24, 25) (4721 S. K. m. 2) (507 S. K. m. 2, 5, 119)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Balıkesir İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 3.7.2002 gün ve 182-234 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 15.10.2002 gün ve 6962-8637 sayılı ilamıyla;
(...Mahkemece davacının 23.5.1987 tarihinden itibaren Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydı ile Bağ-Kur sigortalılığının tesbitine ve dolayısıyla 17.6.1999 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığının tesbitine karar verilmiş ise de bu sonuç dosyadaki bilgi ve belgelere uygun bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık davacının kendi adına bağımsız olarak 1479 sayılı Yasaya tabi olacak şekilde vergi ve esnaf sicili kaydı bulunmayan dönemde Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydı ile Bağ-Kur'lu sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda davacının 30.5.1997 tarihinde alınan karar ile 23.5.1987 tarihi itibariyle geriye yönelik olarak Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kaydedildiği ve davacının 27.5.1997 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden giriş bildirgesi ile aynı kayda dayanarak Balıkçılık işinde 23.5.1987 tarihi itibariyle Bağ-kur sigortalısı olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı bu tescile dayanarak geriye yönelik primlerini ödemiş ve tahsis talep etmiştir. Davacının vergi kaydı ise zirai niteliktedir.
Davanın Yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Yasanın 3165 sayılı Yasa ile değişik 24/I(a) maddesine göre ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkar siciline kayıtlı olanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olanlar Bağ-Kur sigortalısıdır. 25. maddeye göre gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da esnaf ve sanatkar siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı oldukları tarihten itibaren bu Kanuna göre sigortalıdır. Gerçekten 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkarlar Kanunu Esnaf ve Küçük Sanatkarları 2. maddesinde tanımlamıştır. Bu tanıma göre ister gezici olsun, ister bir dükkanda veya belli bir sokağın belli yerinde sabit bulunsunlar, ticareti sermayesi ile birlikte vücut çalışmalarına dayanan ve geliri o yer gelenek ve teamülüne nazaran tacir niteliğini kazanmasını icap ettirmeyecek miktarda sınırlı olan ve bu bakımdan ticaret sicili ve dolayısıyla Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtları gerekmeyen, aynı niteliğe (sermaye unsuru olsun, olmasın) sahip olmakla beraber, ayrıca çalıştığı sanat, meslek ve hizmet kolunda bilgi, görgü ve ihtisasını değerlendiren hizmet, meslek ve küçük sanat sahipleri ile bunların yanlarında çalışanlar ve geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin birinci maddeye kuracakları dernekler (odalar) bu Kanun hükümlerine tabidir. 507 sayılı Yasanın 2.5.1983 tarihli ve 62 sayılı K.H.K. ve K.H.K'nun aynen kabulüne dair 14.2.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3153 sayılı Yasa ile değişik 5. maddesine göre ise Esnaf ve Sanatkar siciline kayıtlı esnaf ve küçük sanatkarlar çalışma bölgesi içindeki derneğe kayıt olmak zorundadır. Kayıt zorunluluğunu 1 ay içinde yerine getirmeyenler sicile kayıt tarihinden itibaren geçerli olmak üzere doğrudan doğruya kaydedilirler. Değişik 119. maddeye göre mesleki faaliyette bulunabilmeleri ve ilgili derneğe kaydedilmeleri için sicile kayıtları şarttır. 62 sayılı K.H.K.'nun geçici 2. maddesine göre Esnaf siciline kayıt ilgili yönetmeliklerin yayımı tarihinden itibaren 1 yıl içinde yaptırılmak zorundadır. İlgili yönetmelik ise 1.1.1984 tarihinde yürürlüğe konmuş ve 1 yıllık geçiş süresi 1.1.1985 tarihinde sona ermiştir.
Yukarıda açıklanan yasal sisteme göre 1479 sayılı Yasanın 24 ve 25. maddelerinde esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşları kayıtları Bağ-Kur sigortalılığına esas alınmıştır. 507 sayılı Yasada tanımı yapılan, ticareti sermayesi ile beden gücüne dayalı olup, kazancı tacir niteliğini kazandırmayacak miktarda sınırlı olan bakkal, manav, lokantacı, kasap, tamirci, berber, şoför vs. gibi esnaf ve küçük sanatkarların faaliyette bulunabilmeleri ve bu Kanuna göre kurulu esnaf ve sanatkar derneklerine (odalarına) kaydedilebilmeleri için esnaf ve sanatkar siciline kayıt koşulu getirilmiştir. Oda kaydının sicile kayıt tarihine göre yapılması gerekmektedir. Bu nedenlerle sicil kaydı olmaksızın yapılan oda kayıtlarının yasal dayanağı olmadığı ortadadır. Bu durumda 1479 sayılı Yasanın kapsama aldığı kanunla kurulu meslek kuruluşları 507 sayılı Yasaya göre kurulan dernekler dışında kalan kuruluşlardır. 507 sayılı Yasaya göre esnaf siciline kayıt zorunluluğu olmayan başka bir anlatımla, esnaf ve küçük sanatkar tanımı dışında kalan 5590 sayılı Yasaya göre kurulan ticaret ve sanayi odalarına kayıtlı tüccar ve sanayiciler, aynı şekilde faaliyetlerini esnaf odalarına değil kanunla kurulu ilgili meslek odaları, birlikleri kayıtlarına göre sürdürebilen mimar, mühendis, eczacı, tabip gibi meslek mensupları kanunla kurulu bu meslek kuruluşları kayıtları ile Bağ-Kur kapsamına alınacaklardır. Hal böyle olunca, yasal dayanağı olmadan oluşturulan esnaf odası kaydı Yasanın anladığı anlamda kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı niteliğinde bulunmadığından bu kayda geçerlilik tanınarak davacı zorunlu Bağ-kurlu kabul edilemez. Ayrıca, davacının sigortalılık koşullarını taşımadığı dönem için sonradan toplu olarak prim ödemek suretiyle hizmet elde etmesi de mümkün bulunmamaktadır.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, 23.5.1987 tarihinden itibaren Bağ-Kur Sigortalısı olduğunun tesbiti ile, 17.6.1999 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbiti isteğine ilişkindir.
Mahkemenin, davacının 23.5.1987 tarihindeki Esnaf Odası kaydı nedeniyle Bağ-Kur kapsamına alındığı, primlerin tahsil edilip,kurum tarafından yıllarca değerlendirildikten sonra, esnaf siciline kayıtlı olmadığından oda kaydının geçersiz olduğundan söz edilerek sigortalılığının iptal edilmesinin M.K.nun 2. maddesinde öngörülen doğruluk ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda belirtilen nedenle bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Somut olayda davacı, Erdek Esnaf ve Sanatkarlar Odasının 30.5.1997 tarihli kararı ile 23.5.1987 tarihi itibariyle geriye yönelik olarak Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kaydedilmiş, davacı 27.5.1997 tarihinde kuruma başvurmuş oda kaydına dayanılarak balıkçılık işinden dolayı 23.5.1987 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edilmiştir.
Bu tescile dayanarak davacı,geriye yönelik primleri ödemiş ve tahsis talep etmiştir. Davacı 1.1.1981 tarihinden beri zirai balıkçılıktan dolayı vergi mükellefi olup, 8.8.1997 tarihinde esnaf siciline kaydolmuştur.
Yerel Mahkeme ile Özel Dairesi arasındaki uyuşmazlık davacı sigortalının geçmişe yönelik esnaf ve sanatkarlar odası kaydına göre; Bağ-Kur'lu sayılıp sayılamayacağına ilişkindir. Yerel Mahkeme; bu türlü Bağ-Kur'luluğa geçerlilik tanırken, Özel Daire, bu yönde, yasal koşulların bulunması gerektiğini hükme bağlamıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden görüldüğü üzere; davacı sigortalının 1981 yılından başlayan götürü usulde zirai vergi kaydının bulunduğu, liman başkanlığından gelen kayıtlara göre uyuşmazlık konusu dönemi içerisine alacak biçimde adına kayıtlı gemi sahibi olduğu, açık denizde balık tutarak satış yaptığı ve buna dayalı olarak esnaf ve sanatkarlar odasınca sicil kaydının geriye çekildiği, Bağ-Kur tescil ve kapsam tarihinin daha sonra olmasına karşın primlerin geriye yönelik alındığı ve yaşlılık aylığı koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Yasanın 24. ve 25. maddeleri Bağ-Kur'luluk statüsünün kazanılmasına ilişkin koşullar ile bu alanda esas tutulacak yasal karineleri göstermiştir. Buna göre; kendi adına bağımsız çalışması bulunan esnaf ve sanatkarın vergi kaydı bu kaydın bulunmaması halinde Esnaf Sicil Kaydı esas olmak üzere sigorta kapsamına alınması mümkün bulunmaktadır.
Davacının her ne kadar uyuşmazlık konusu dönemde yöntemince Esnaf ve Sanatkar Sicil Kaydı bulunmamakta ise de uyuşmazlık konusu dönemden çok önce başlayan zirai vergi kaydının mevcut bulunduğu, bu kaydın zirai olarak zikredilmesine karşın, gerçekte, davacının 2926 sayılı Yasanın öngördüğü biçimde üretim ve avlanmaya yönelik tarımsal faaliyeti olmayıp doğrudan tekne ile açık denizden balık tutarak bunları pazarlamak ve satış suretiyle değerlendirdiği ve buna bağlı ticari alanda faaliyette bulunduğu, böylece davacının yasal karineden yararlanması gerekeceği ortaya çıkmıştır.
Hukuk Genel Kurulu'nca, belirtilen bu nedenlere dayalı olarak davacının sigortalılık koşulları ve prim ödeme koşulları gerçekleşmekle sonucu bakımından doğru olan direnme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu bakımından doğru olan direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçeyle ONANMASINA ve gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy