(506 S. K. m. 23, 26)
Dava: Taraflar arasındaki maddi-manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 5. İş Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 30.12.2002 gün ve 2002/698-1413 sayılı kararın incelenmesi taraf vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 6.3.2003 gün ve 1455-1668 sayılı ilamı ile, ( ...1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, takdir edilen manevi tazminatlar ile reddedilen manevi tazminatlar yerinde olduğundan, davacıların tüm, temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Davalı temyizine gelince;
2-Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan davacılar murisi işçinin tazminata esas olmak üzere alınan günlük ücreti işverenin işyeri kayıtlarından tespit edilmek yerine, Ankara Ticaret Odasının bildirdiği ücretin neden ve dayanakları da gösterilmeksizin nazara alınması yerinde değildir.
Yapılacak iş; murisin günlük ücretini işyeri kayıtları, ücret tediye bordrolarından saptamak, bordrolardan tespit edilememesi durumunda, işçinin yaşı, kıdemi meslek durumu nazara alınarak emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak, yapılan iş ve niteliğine göre ilgili meslek kuruluş ve odalardan sorularak tespit edilmektir.
3-Davacıların murisinin iş kazası sonunda ölümü üzerine tazminata karşılık işverenden ibra alındığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık belgenin "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinden olup olmadığının tespitindedir. Oysa, alınan hesap raporu ile, ibranın makbuz niteliğinde olup olmadığı yöntemince denetlenmemiştir. Başka bir anlatımla, ibranın verildiği tarih ile davacılar zararı hesaplanmamış, sonuçta tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlık bulunup bulunmadığı yani belgenin "ibra" ya da "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliği yöntemince denetlenmemiştir.
Alınacak rapor ile ibranın makbuz niteliğinde olduğu tespit edilirse bu durumda yapılacak iş; işçinin günlük net geliri tespit edilerek, bilinen dönemdeki kazancı, mevcut veriler nazara alınarak iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplamak, bilinmeyen dönemdeki kazancı ise, yıllık % 10 arttırılıp % 10 iskontoya tabi tutularak 60 yaşına kadar ( aktif ) dönemde, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar ( pasif ) dönemde elde edeceği kazançları ortalama yönteme başvurmadan hesaplamak, ve işçiye makbuz karşılığında verilen "meblağın"; hüküm tarihine en yakın tarihteki, ( yıllık enflasyon oranı, değerlendirmede tespit edilen zararın makbuz bedeline oranı ) gibi etkenler gözönünde tutularak güncelleştirme ve uyarlama sonucu gerçek değerini saptamak, ve hüküm tarihine en yakın tarihteki katsayı ile sigortalıya bağlanan peşin sermaye değeri Kurum'dan sorularak, bildirilen miktar ve güncelleştirilen- "kısmi ifayı içeren Makbuz" bedeli zarardan indirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, iş kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar, murislerinin 20.7.1993 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu öldüğünü ileri sürerek maddi ve manevi tazminatın ödetilmesini istemişlerdir.
Davalı işveren 1.3.1994 tarihinde hak sahiplerine maddi ve manevi tazminat karşılığı ödemede bulunulduğunu, ibraname düzenlendiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin, davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verdiği karar yukarıda belirtilen nedenlerle Özel Dairece bozulmuş, mahkemece "tazminat hesabının doğru olduğu" gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.
Yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık hak sahiplerinin maddi zararlarının hesaplanma biçiminde toplanmaktadır. Her ne kadar mahkemece davacıların zararı hesaplattırılmış ise de bu hesaplama yanlıştır.
Şöyle ki; Hak sahiplerinin maddi zararı hesaplanırken öncelikle, tazminat hesabını doğrudan etkileyecek olan sigortalının gerçek ücretinin açıkça saptanması gerekmektedir. Gerçek ücret;işçinin kıdemi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrettir. Gerçek ücretin saptanmasında işyeri kayıtları, ücret bordroları araştırılmalı, bordrolardan ücretin saptanamaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, meslek durumu yaptığı iş, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutulmalı, yapılan iş ve niteliğine göre ilgili meslek kuruluşu ve odalardan sorularak gerçek ücret saptanmalıdır. Mahkemece bu yönler araştırılmaksızın somut olaya uymayan Ankara Ticaret Odası tarafından bildirilen maden iş kolunda çalışan tecrübeli bir maden işçisinin günlük ücreti esas alınarak tazminat hesabı yapılmış olması isabetsizdir.
Öte yandan, davacıların murislerinin ölümü üzerine tazminata karşılık işverenden ibra aldıkları uyuşmazlık konusu değildir. Ne var ki, bu belgenin "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde olup olmadığı saptanmalıdır. Bu durumda yukarıda belirtilen kriterlere göre saptanacak olan sigortalının gerçek ücreti esas alınarak ibranın verildiği tarihteki davacıların zararı hesaplanıp, sonuçta tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlık bulunup bulunulmadığı, yani belgenin "ibra" ya da "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliği denetlenmelidir.
Alınacak rapor ile ibranın makbuz niteliğinde olduğu anlaşılırsa makbuz karşılığında verilen meblağın verildiği tarihteki davacıların hesaplanan maddi zararının makbuz bedeline bölünmesi ile oluşacak oran davacıların bozma ilamında belirtildiği şekilde hüküm tarihine en yakın verilere göre hesaplanacak gerçek zararlarına uygulanmak suretiyle bulunacak miktarın gerçek zarardan düşülmesi gerekirken, mahkemece bu yönler düşünülmeksizin ödenen paranın 1.3.1994 ödeme tarihindeki Amerikan Doları karşılığının rapor tarihindeki Türk Lirası karşılığı hesaplama da esas alınarak karşılanmamış zararın saptanması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Sonuç olarak mahkemece yapılacak iş yukarıdaki ilkeler doğrultusunda işçinin günlük net gelirini belirlemek, bu ücret esas alınarak bozma kararında belirtildiği şekilde davacıların maddi zararları saptanmak bundan işçiye makbuz mukabili verilen ve yukarıda belirtilen şekilde gerçek değeri saptanan miktarın ve hüküm tarihine en yakın tarihteki kat sayı ile hak sahiplerine bağlanan peşin değerlerin düşülmek ve davacıların ilk kararı temyiz itirazları Özel Dairece red edilmiş olduğundan, davalı yararına oluşan usuli kazanılmış haklar da gözönünde tutulmak suretiyle karar vermekten ibarettir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 2.7.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy