(506 s.K. m. 3/II-B, 108)
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kartal 2. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.10.2002 gün ve 2002/57-555 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 23.1.2003 gün ve 2002/10903-2003/280 sayılı ilamı ile, (...Davacının 1.1.1975 tarihli sigortalılık başlangıcının tespitine karar verilmiş ise de; bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 3/II(B) bendine göre özel kanunda nitelikleri belirtilen çırakların, çıraklık devresi sayılan süre içerisinde malullük, yaşlılık, ölüm sigortaları hükümlerine tabi olamayacakları ve bu hükmün sonucu belirtilen sürelerin sözü edilen Yasanın 108. maddesinde de gösterilen sigortalılık başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Dava konusu olayda, davacının sözü edilen tarihte çırak olarak çalıştığı müfettiş raporuna göre çıraklıkta geçen sürede ücret almadığı ve meslek bilgi ve görgüsünü arttırmak için işverenince eğitime tabi tutulduğu açıkça belli olmaktadır. Ayrıca davacının yaşlılık aylığı ve ödenmeyen yaşlılık aylık talebine dayalı alacak talepleri çıraklıkta geçen süre haricindeki 1.10.1976 tarihinden sonraki çalışmalar nazara alınarak hesaplanması gerekir. Mahkemenin belirtilen maddi ve hukuksal olguları dikkate almaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle. yeniden yapılan yargılama sonunda, Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan (...) sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme karan bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz İtirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK' nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 24.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy