(743 S. K. m. 4, 24) (4721 S. K. m. 4, 24, 25) (818 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasındaki "manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 20. Hukuk Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 14.6.2001 gün ve 2000/376-2001/441 sayılı kararın incelenmesi davalı Semra Ilıkça vekili ve davalı Kemal Aybek tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 16.4.2002 gün ve 2001/12011-2002/4857 sayılı ilamı;
( ...1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince;
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü Kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukun ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olan olayın oluş biçimine, tanık anlatımlarına ve yukarıda açıklanan ilkelerde gözetilerek hüküm altına alınan tazminat miktarı fazladır. Daha alt düzeyde tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı Başak Ünal vekili, davalılardan Semra Ilıkça aleyhine dava dışı Elif Torun tarafından açılan bir davada davacının tanık olarak gösterildiğini, o davada, davalı Semra'nın vekili olarak, avukat olan diğer davalı Kemal Aybek tarafından verilen 27.3.2000 günlü dilekçede, davacının mesleki açıdan yetersiz, dedikoducu, ortalığı yalan dolanla karıştıran bir kişi olduğunun ve iki yıldan beri öğrenciler ve bir veli ile mesleğe yakışmayacak türden ilişkisi bulunduğunun ileri sürüldüğünü, iddiaların tümünün gerçek dışı olduğunu, bu şekilde davacının kişilik haklarına ağır saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek, 10 milyar TL. manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Semra Ilıkça vekili, davaya dayanak yapılan 27.3.2000 günlü dilekçedeki davacıya ilişkin açıklamaların, o davaya konu maddi olgunun ortaya konulabilmesi açısından zorunlu olarak yapıldıklarını, yazılanların davalı Semra'nın kanaatleri değil, davacının ders verme görevinden uzaklaştırılmasının gerekçeleri olduğunu; davalının sadece maaştan ibaret gelire sahipken, davacının daha iyi bir maddi duruma sahip bulunduğunu, istenilen tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiş; karşı davasında ise, davacının okuldan ayrıldıktan sonra davalı Semra'yı telefon ve mektuplarla rahatsız ettiğini, bu nedenle hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, davacının ürettiği ve yaydığı iftiralar nedeniyle davalının hayatının tehlikeye girdiğini, mağdur edildiğini ileri sürerek, bir milyar TL. manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Kemal Aybek davaya cevap vermemiştir.
Yerel mahkemece verilen, 27.3.2000 günlü dilekçede savunmayı aşar şekilde ileri sürülen ve kanıtlanamayan iddialarla, davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, iki milyar TL. manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, kanıtlanamayan karşı davanın da reddine dair karar Özel Daire'ce yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlar, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalı Semra Ilıkça vekilinin ve davalı Kemal Aybek'in temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 26.3.2003 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy