(1086 S. K. m. 237) (2942 S. K. m. 19)
Dava: Taraflar arasındaki muhtesatın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 30.1.2001 gün ve 428-28 sayılı kararın incelenmesi davalı Altındağ Belediye Başkanlığı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 20.9.2001 gün ve 4014-8278 sayılı ilamıyla;
(...Dava, gecekondunun mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece istem kabul edilmiş, karar davalılardan Altındağ Belediye Başkanlığı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı şahıslarla ortak miras bırakanı Kerim Yıldırım'ın gecekonduyu 1983'de kendisine sattığını, bu tarihten itibaren anılan yerde oturduğunu, davalı çocukların buna ses çıkarmadıklarını belirterek mülkiyetin kendisine ait olduğunun tespitini istemiştir.
Davada davalı olarak bir kısım mirasçıların yer alıp diğerlerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar mahkeme gerekçesinde diğer mirasçıların davaya karşı çıkmadıkları hususu gerekçe yapılmışsa da davadan haberdar olmayan kişilerin davaya karşı çıkmaları düşünülemez.
O halde, davacıdan taşınmazın satın alındığı ileri sürülen murisle ilgili veraset ilamı istenmesi ve davada yer almayan mirasçıların davaya katılmalarının sağlanması gerekir. Bu usulü işlemin göz ardı edilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı Altındağ Belediye Başkanlığı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava muhtesatın mülkiyetinin tespiti isteminden ibarettir.
Davacı, dava konusu olan gecekonduyu 1977 yılında eşi Kerim'in satın alıp, 25.9.1983 tarihinde kendisine sattığını, Kerim'in 6.10.1983 tarihinde vefat ettiğini, söz konusu evi malik sıfatıyla kullandığını, buna diğer mirasçıların da bir itirazının olmadığını, dava konusu yerde arsa tahsisi yapılıp tapu verilme imkanının doğduğunu, kamulaştırma yapılabileceğini belirterek muhtemel hak ve vazifelerinin yerine getirilebilmesi için bu gecekondunun mülkiyetinin kendisinin olduğunun tespitini istemiştir.
Davalılardan Yücel, Yüksel ve Yılmaz adına çıkarılan tebligatlar usulüne uygun şekilde yapılmış, diğer davalılara tebligat yapılmamıştır. Bu davalılara ilanen tebliğ yapılmış ancak, davalılardan duruşmaya katılan olmamıştır.
Mahkemece, dava konusu 15/B ve 15/D kapı numarası ile gösterilen yerde bulunan gecekonduların mülkiyetinin davacıya ait olduğunun duraksamaya yer olmayacak biçimde saptandığı, diğer mirasçıların ise bir itirazda bulunmadıkları anlaşılarak davanın kabulüne ilişkin olarak kurduğu hüküm, davalı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece taraf teşkili eksikliği dolayısıyla bozulmuş, davacının karar düzeltme istemi üzerine ise, yukarıda açıklanan gerekçelerle ve öncelikle hukuki yararın varlığının Saptanmasının gerektiği açıklanarak bozulmuştur.
Mahkeme hukuki yararın bulunduğu, tebligat eksikliğinin ise bulunmadığı gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Uyuşmazlık davacının dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı ve taraf teşkilinin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği noktalarında toplanmaktadır.
Tespit davaları, bir hukuki ilişkinin (münasebetin) var olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır.
Tespit davası, HUMK'da açıkça düzenlenmiş değildir. Fakat, bazı tespit davalarını düzenleyen Özel Kanun hükümleri vardır (MK.m.25; İİK.m.69, II, m.72,m.89, III; HUMK.m.519; 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri K.m.15, III.m.67, II; TTK m.58/a; 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt K.m.46;)
Öğretide tespit davalarının caiz olduğu hakkında tam bir görüş birliği vardır.
Tespit davasının işlevi, bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespiti olup, bundan ileri gitmez. Bu tespit işlemi (bölümü) eda davalarında da vardır. Bundan başka, eda davalarının ikinci bir (eda) bölümü vardır ki, bu bölüm tespit davalarında yoktur. Bu nedenle, eda davası, aynı konudaki tespit davasını (talebini) da içeren geniş kapsamlı bir davadır. İşte bundan dolayı, tespit davası, eda davasının öncüsüdür.
Tespit davasının şartları
a) Hukuki ilişki (münasebet) şartı: Hukuki ilişkiden maksat, bir kişi ile diğer bir kişi veya bir mal (eşya) arasında somut bir olaydan doğan hukuki ilişkidir.
b) Hukuki yarar (menfaat) şartı,
Davacının hukuki ilişkinin hemen tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Her davada bulunması gereken hukuki yararın önemi, kendisini özellikle tespit davasında gösterir.
Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunması, şu üç şartın birlikte varlığına bağlıdır; 1) Davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı; 2) Bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı; 3)Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen (icraya konulamayan) tespit hükmü, bu tehlikeyi kaldırmaya elverişli olmalıdır.
Buna karşılık, görülmekte olan veya açılacak bir davada iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek konular için ayrı (müstakil) bir tespit davası açmakta hukuki yarar yoktur.
Eda davası açılması mümkün olan hallerde tespit davası açılmasında hukuki yarar yoktur. Çünkü, eda davası sonunda verilen hüküm ile, aynı zamanda dava konusu hukuki ilişkinin var olup olmadığı da tespit edilir. Yargıtay'ın kararlı uygulamasına göre de, eda davası açmak mümkün ise, tespit davası açılamaz.
Eda davası açmak mümkün ise tespit davası açılamaz kuralının geçerli olabilmesi için, eda davası sonunda verilecek hükmün tespite ilişkin bölümü ile tespit davası sonunda alınacak tespit hükmü arasında, meydana getirdikleri kesin hüküm (m.237) etkisi bakımından hiç biri fark bulunmaması gerekir. Diğer bir söyleyişle tespit davası ile istenen hukuki korunma, eda davası ile tamamen elde edilebilecekse, o zaman, davacının ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur. (Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Ciltli. 2001 baskı s. 1409-1448).
2942 sayılı Yasanın 19/12 maddesinde ...Başkası adına tapulu, sahipsiz ve zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırılmasında, bina ve ağaçların 11 ve 12. maddeler uyarınca takdir olunan bedeli zilyedine ödenir... hükmü yer almaktadır.
Somut olayda dava konusu gecekondu, imar planına göre kısmen imar yolunda, kısmen cami alanında kalmasına karşın zemini Hazine ya da Belediyenin mülkiyetindedir. Davacı taşınmaz üzerinde bulunan muhtesat niteliğindeki yapının kendisine ait olduğunu, yani hukuki ilişkiyi tespit ettirmek istemiştir. Davacının binaların kendisine ait olduğunun tespitini istemekte hukuki yararı vardır. Çünkü davalının hukuki durumu, belediyece yazılan yazılardan da açıkça anlaşılacağı üzere tereddütlüdür. Alacağı tespit hükmü, ileride imar planına göre gerçekleşmesi muhtemel kamulaştırma sırasında, binanın bedeline ilişkin olarak açacağı eda (bedel) davasının öncüsü olacaktır. Aksi durum düşünüldüğünde, davacı bu hakkını kullanma olanağını bulamayacağından büyük zarara uğrayacaktır. Bu husus dava dilekçesi, dosyada bulunan belediye başkanlığı yazıları ve alınan bilirkişi raporları ile dosya kapsamı birlikte düşünüldüğünde belirgin hale gelmektedir.
Öte yandan, davacının dava dilekçesi ile birlikte; Muris Kerim Yıldırım'ın veraset ilamını dosyaya ibraz ederek, veraset ilamında adı geçen tüm mirasçıları davada davalı olarak gösterdiği, adresi bilenlere normal usulle tebligat yapıldığı, adresi bilinmeyenler bakımından yöntemince araştırmalar yapılıp sonuçta bu kişilerin adresleri saptanamadığından ilanen tebliğ yoluna gidildiği ve taraf teşkilinin de bu şekilde usulünce sağlandığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan olgular karşısında, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dosyadaki bilgi ve belgelere göre; Usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalı Belediye Başkanlığının temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 103.000.000. ilan harcının temyiz edenden alınmasına, 28.05.2003 günü oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy