(818 S. K. m. 60) (765 S. K. m. 102, 103)
Dava: Taraflar arasındaki "maddi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 20/9/2001 gün ve 2000/269-2001/384 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 9/5/2002 gün ve 2002/806-5630 sayılı ilamı ile; ( ...Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın ödettirilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava kabul edilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, yolcu olduğu araca davalı Faruk D.'a ait diğer davalı Süleyman U.'un kullandığı aracın çarpması nedeniyle uğradığı bakiye zararın ödettirilmesini istemiştir. Davalı taraf zamanaşımı definde bulunmuş, yerel mahkemece ceza davasının kesinleşmesinden itibaren iki yıl içinde dava açıldığından zamanaşımı defi reddolunarak dava kabul edilmiştir.
Haksız eyleme dayalı tazminat davalarında Borçlar Kanununun 60/1. maddesine göre öngörülen zamanaşımı süresi bir yıldır. Yine borçlar Kanununun 60/2. maddesinde eylem aynı zamanda ceza hukuku alanında da bir suç oluşturuyorsa o suç için öngörülen ceza zamanaşımı süresi uygulanır. Dava konusu eylem için TCK 102/4. maddesinde belirtilen ceza zamanaşımı süresi ( 5 ) yıldır. Bu süresinin başlangıç tarihi ise TCK 103. maddesine göre olayın gerçekleştiği tarihtir. Öte yandan davacının işgücü kaybına ilişkin kesin raporun düzenlendiği tarih ceza zamanaşımı süresinin değil, sadece BK.nun 60/1. maddesinde öngörülen ( 1 ) yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı kabul edilmelidir.
Somut olayda haksız eylem 20.9.1991 tarihinde meydana geldiğine göre ( 5 ) yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 13.6.2000 tarihinde eldeki iş bu dava açıldığına ve 22.1.1993 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda "Sağ kola felç yerleşmiş, sağ ayak kalça ekleminden dezartiküle" olduğunun belirlenmesine göre zararlandırıcı eylemin tüm sonuçları anlaşılmış ve gelişen bir durum olmamasına göre davada zamanaşımının gerçekleştiğini kabul etmek gerekir. Şu durumda yerel mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken yukarıdaki ilkelere uygun düşmeyen gerekçe ile davanın kabulü usul ve yasaya aykırı düştüğünden kararın bozulması gerekmiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 2/7/2003 gününde, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy