(818 S. K. m. 53) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 26.Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 21.05.2002 tarih ve 2001/431-2002/355 s. kararın tetkiki Davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 12.11.2002 tarih ve 2002/10525-12740 s. ilamı ile,
(Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ait olup, mahkemece kısmen kabul edilmiş; davalı hazine vekilinin temyizi üzerine dairemizce ...davalı idareye ilişkin aracın kaza sırasındaki sürücünün kim olduğunun kesin olarak belirlenmesinde zorunluluk vardır... gerekçesiyle araştırmaya yönelik olarak karar bozulmuş; bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılamada davalı idare aracının sürücüsünün kim olduğu hususunda hiçbir kanıt elde edilememiş; fakat mahkeme davacıların desteğinin araç sürücüsü olarak ceza davasında belirlendiğini kabul edip BK. 53. maddesine göre de bununla kendini bağlı sayarak bu kez davanın reddine karar vermiştir.
Erzurum'dan geçilip İstanbul'a götürülen yüklü miktarda uyuşturucu maddenin ve elebaşı ile suç ortaklarının yakalanıp ele geçirilmesi için Erzurum Emniyet Müdürlüğünden ikisi komiser, altısı polis memuru olan sekiz kişi görevlendirilmiş; iki araçla giden ekipten komiser Fatih Bodur, polis memurları Rıfat Terlemez, Öztürk Dursun ve Aydın Türkmen'in içerisinde bulunduğu 25 A ... resmi (34 .... sahte-sivil) plakalı Şahin Marka araç dönüşte bir kamyonla çarpışmış; bu feci kazada aracın parçalanıp bölünen bir kısmı kamyon altında sürüklenmiş; içerisindeki dört emniyet mensubunun cesetleri parçalanıp dağılmış ve ikisinin cesedi de kısmen birbirine yapışmış ve kısmen dışarıya fırlamıştır. Çarpışma, adeta bir bomba patlama etkisi ve sonucunu doğurmuştur.
Olay yerinde Jandarma görevlileri tarafından düzenlenen tutanakta, resmi araç sürücüsü olarak önce N. Fatih Bodur olarak yazılmış daha sonra her nedense bu isim çizilerek satır arasına tahminen Rıfat Terlemez yazılmıştır. Polis tarafından tutulan kaza tesbit tutanağında da resmi araç sürücüsünden ... tahmininize göre sürücünün Rıfat Terlemez olduğu şeklinde söz edilmiştir.
Sağ kalan kamyon sürücüsü Ahmet Şen aleyhine (Zara Asliye Ceza Mahkemesi 1997/75 Esas, 1998/95 karar sayılı) Tedbirsizlik ve Dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verdiği iddiasıyla açılan kamu davasında Adli tıp Kurumundan alınan kusura ait raporda, kamyon sürücüsünün kusursuz, sair araç sürücüsü Rıfat Terlemez'in 8/8 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Ancak, bu belirleme resmi araç sürücüsünün kim olduğu yönünde bir araştırma sonucu olmadığından ve sadece tahmine dayalı tutanaklarda ki isme sadık kalınarak yapılan bir belirleme olduğundan kusur oranları bakımından önem arz ettiği için resmi araç sürücüsünün kim olduğunun tespiti bakımından bir anlam ifade etmez. Nitekim ceza mahkemesi karar gerekçesinde bu husus ...bu dosyamızın sanığı başka bir şahıs olması, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen Rıfat Terlemez'in de olayda ölmesi nedeniyle dosyamızda ilgisi bulunmaması ve otomobil sürücüsünün kimliğinin tespiti yapılan yargılamaya herhangi bir katkı sağlamayacağı anlaşılmakla bu hususta mahkememizce herhangi bir araştırma yapılmamış ve bu hususun ayrı bir yargılama konusu olabileceği kanaatine varılmıştır. denilerek hem Rıfat Terlemez'in davaya müdahil olan babası Aşur ile eşi Aynur iddia ve savunmalarına cevap vermek hem de Adli Tıp Kurumu Raporunu irdelemek suretiyle açık şekilde vurgulanmıştır.
Olay sonrası görev yapan Jandarma ve Emniyet görevlilerinin tanık olarak alınan ifadelerinde, resmi araç sürücüsünün kim olduğunu belirleyemedikleri ve bunun da olayın oluş biçimi ve cesetlerin durumu sebebiyle mümkün olmadığı ittifakla açıklanmıştır.
Dahası, Erzurum Emniyet Müdürlüğünün 19.6.2001 günlü yarısından araç sürücüsü görevlendirmesinin yapılmadığı, aracı kimin kullandığının bilinmediği anlaşılmaktadır.
Otopsi tutanağından ise, olayda ölen dört kişinin de sürücü ehliyetinin bulunduğu yazılıdır.
Olaydan iki tarih öncesi, I.Ü. Tıp Fakültesine Rıfat Terlemez' in kanlı ishal, bulantı, kusma ve ateş şikayetiyle başvurduğu belgelenmiştir. Araçtakilerin hepsinin sürücü belgesi varken içlerinde hastalığı sebebiyle halsiz kaldığı kuşkusuz olan birisine direksiyon verilmesi de hayatın olağan akışına pek uygun düşmez.
Diğer ölümler sebebiyle hak sahiplerinin, açtığı davalarda tazminat almaları da o davalarda taraf olmayan davacılar için, hiçbir bağlayıcı ve belirleyiciliği olmayan kararlardır.
Aksine, davalı idarenin ödemek zorunda kaldığı, tazminatlar sebebiyle davacılar (Rıfat Terlemez mirasçıları) aleyhine açılan rücu davasında (Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 200/735-687 sayılı) davanın kabulüne ait karar, dairemiz kurulunca oybirliğiyle, ... Bu bağlamda gerek ceza yargılaması, gerek eldeki davanın dayanağı Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/38 esas s. dava dosyasında olaya karışan polis aracının kimin tarafından kullanıldığı da anlaşılmamaktır. Tutulan olay tutanağında aracı Rıfat Terlemez'in kullandığı yazılmış olup, dinlenen bütün tanıkların da aracı kimin kullandığını tespit etmenin mümkün olmadığını bildirmişlerdir. Mahkemece de bu yolda bir araştırma yapılmamıştır gerekçesiyle bozulmuştur. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26.6.200 tarih ve 3583-6279 s. kararı)
Yerel mahkemenin dairemizin bu bozmasına karşı direnme kararı da Hukuk Genel Kurulunca, ...Her ne kadar mahkemece dayanılan dava dosyalarında aracın davalılar murisi tarafından kullanıldığı maddi olgusunun kesinleştiği kabul edilmiş ve HUMK. nun 237. maddesi hükmüne dayanılmışsa da, anılan dosyalarda kesinleşen bir olgu söz konusu değildir. Öte yandan trafik kazası tespit tutanağı ile Jandarma tarafından düzenlenen tutanaklar da tahmine dayalıdır. Şu halde davacı (İçişleri Bakanlığı) idarenin, ödemeleri rücuen talep edebilmesi ancak aracı kimin kullandığının kesin olarak tesbit edilmiş olmasıyla mümkündür... denilerek bozulmuştur. (HGK. nun 28.3.2001 tarih ve 2001/4-273-312 s. kararı)
Rıfat Terlemez'in desteğinden yoksun kalan davacıların açtığı bu tazminat davasının, kamu davasında tespit edildiği ileri sürülen maddi olguya dayanılarak BK.nun 53. maddesi hükmü uyarınca yerel mahkemece reddedilmesi, yukarda açıklanan maddi ve hukuksal olgular karşısında kanuni bir dayanaktan yoksundur.
Müteveffa polis memurunun otomobilin sürücüsü olduğu kesin değildir. Kesin olan bir şey varsa, o da Rıfat Terlemez'in davalı idareye ilişkin araçta görevli olarak bulunurken trafik kazasında ölmüş olmasıdır. Davalı, araç işletenidir. Araç işleteni, böylesine feci bir kazada Rıfat Terlemez' in araç sürücüsü olduğu hususunu kanıtlamadan, tazminat sorumluluğundan kurtulamaz. Davalı idare işin başlangıcında görevlendirme sırasında araç sürücüsünü belirlemediğine, Rıfat Terlemez'e böyle bir sorumluluk vermediğine, feci kazada ilgililerin sürücüyü belirleyemediklerine ve bu yolda tekniğin ve bilimin yardımını da almadığına göre, Jandarma ve polis görevlilerinin tutanaklara tahmini bir belirleme kaydetmeleri, daha öteye yöntemine uygun olmayan tutanakta isim düzeltimleri doğru değildir.
Davalı idarenin tazminat sorumluluğundan kurtulmasını gerektirecek, kanuni bir neden olmadığı gibi kuşkulu durumdan dolayı acılı ailenin bunu da sineye çekmesini istemek zararı işletenin üstlenmesini engellemek, hukukun üstün kurallarına ve hak-adalet duygusuna ters düşer. Davalı idare de başlangıçta bunu böyle görmeli ki, Rıfat Terlemez'in hak sahiplerine 2330 sayılı yasa uyarınca nakdi tazminat ödemiştir.
O durumda davalı idarenin tazminat sorumluğu tartışmasız şekilde kabul edilmeli, tazminat miktarı kuşkulu durum sebebiyle irdelenip bir indirim gerekip gerekmeyeceği ise mahkemece tartışılıp takdir edilmelidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacılar vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ait olup, mahkemece dava kısmen kabul edilmiş; davalı hazine vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece; ...davalı idareye ilişkin aracın kaza sırasındaki sürücünün kim olduğunun kesin olarak belirlenmesinde zorunluluk vardır... gerekçesiyle araştırmaya yönelik olarak karar bozulmuş; bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılamada mahkeme davacıların desteğinin araç sürücüsü olarak ceza davasında belirlendiğini kabul edip BK. 53. maddesine göre de bununla kendini bağlı sayarak bu kez davanın reddine karar vermiştir. Bu kararın davacılar vekilince temyizi üzerine Özel Dairece karar, ayrıntısı yukarda başlık bölümünde yer aldığı üzere idarenin tazminat sorumluğunun tartışmasız şekilde kabul edilmesi, tazminat miktarının kuşkulu durum sebebiyle irdelenip bir indirim gerekip gerekmeyeceğinin de mahkemece tartışılıp takdir edilmesi gerektiği gerekçesiyle yeniden bozulmuş, mahkemece davanın reddine ait önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararını davacılar vekili temyize getirmiştir.
Öncelikle ifade etmek gerekir ki mahkemece verilen kararın temyiz incelemesinin sağlıklı yapılabilmesi dosyanın eksiksiz olarak Yargıtay'a gönderilmiş olması ile mümkündür.
Mahkemece hükme, Özel Dairece de bozmaya dayanak alınan hususlarla ilgili delillerin bir kısmı dosya arasında bulunmamaktadır. Bu delillerin de incelenmesine heyetçe gerek görülmüştür.
Şu halde Mahkemece yapılacak iş;
1- Davacıların murisi ile aynı kazada hayatını kaybeden bütün polis memurlarının yakınlarınca açılmış tazminat davalarına ilişkin tüm dava dosyalarının; (Örneğin; Fatih Bodur mirasçıları tarafından İçişleri Bakanlığı aleyhine açılıp Ankara Asliye 2.Hukuk Mahkemesince karara bağlanan tazminat dava dosyasının -dosyada sağlıklı bilgi olmamakla birlikte 2000/674 esas s. olabilir.-; Aydın Türkmen ve Öztürk Dursun mirasçıları tarafından İçişleri Bakanlığı aleyhine açılıp Ankara Asliye 8.Hukuk Mahkemesince karara bağlanan tazminat dava dosyasının -bozma öncesi 1998/426-1999/255 s. olup, bozma sonrası numarası 2000/19-273 olabilir-);
2- İçişleri Bakanlığınca eldeki davanın davacıları aleyhine açılıp, son olarak Hukuk Genel Kurulunun 28.3.2001 tarih ve 2001/4-273-312 s. kararı ile bozmaya konu olan Karşıyaka Asliye 1.Hukuk Mahkemesine açılmış rücuan tazminat konulu dava dosyasının; titizlikle araştırılıp, ilgili Mahkemelerden getirilerek eksiksiz olarak dosyaya eklenmesi, bütün dosya kapsamının sağlıklı inceleme yapılmasına olanak sağlayacak biçimde eksiksiz ve dizi pusulasına bağlanarak temyiz incelemesine göndermek olmalıdır.
Bu sebeple yukarda açıklanan eksikler giderildikten sonra Yargıtay'a gönderilmek üzere dosyanın mahalline iadesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle dosyanın mahalline Geri Çevrilmesine, 05.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy