(1136 S. K. m. 164/son) (1086 S. K. m. 423/6,424) (2942 S. K. m. 10)
Taraflar arasındaki "kamulaştırmasız el atma iddiasına dayalı tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çatalca Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 10.05.2002 gün ve 2002/87 E-265 K.sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 11.11.2002 gün ve 13040-20194 sayılı ilamı ile; (...Dava, kamulaştırmasız el atma iddiasına dayanan bedel istemine ilişkindir.
I-Dava konusu taşınmaz Terkos Gölü'nü çevreleyen seddenin dışında bulunmakta olup, zaman zaman bu seddeyi aşan göl suyu taşınmazı kaplamaktadır.
Davacının dava konusu taşınmazdan faydalanma olanağı davalı idarece engellenmemiştir. Dosya arasında mevcut Ormanlı köyü çeltik ekicilerinin ISKI Genel Müdürlüğüne hitaben verdiği muhtelif tarihli dilekçelerden dava konusu taşınmazda çeltik tarımının yapıldığı İSKi Genel Müdürlüğünden bu tarım için su talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla davalı idarenin dava konusu taşınmazda kalıcı bir müdahalesi mevcut değildir. Binnetice kamulaştırmasız el atmadan söz edilemez.
Terkos gölünün zaman zaman taşması ve taşan suların dava konusu taşınmazı geçici olarak kısmen veya tamamen kaplaması kamulaştırmasız el atma olarak kabul edilemez.
Açıklanan nedenlerle kamulaştırmasız el atmaya dayanan bedel davasının reddine karar vermek gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
Avukatlık Kanunu'nun 164/son maddesi uyarınca vekalet ücreti davayı takip eden avukata ait ise de; bu vekil ile müvekkili arasındaki iç meseledir. Vekalet ücretinin taraf lehine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre; davacı idarenin dava konusu taşınmazda kalıcı bir müdahalesi bulunmadığından, kamulaştırmasız el atmaya dayanan bedel davasının reddine karar verilmesi gereğine değinen Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
2. Her ne kadar, yerel mahkemece vekalet ücretinin vekil lehine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verildiği belirtilmiş ise de; 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 423/6. fıkrasında vekalet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış olup, aynı kanununun 424. maddesinde de "yargılama gideri olarak hükmolunan vekalet ücretinin, ancak iki taraf arasında geçerli olduğu" hükmü mevcuttur. Bu bağlamda her davada hak ve yükümlülükler davanın taraflarına ait olduğundan, her borçlunun gerçek alacaklısının tespitini istemeye hakkı vardır. Dolayısıyla, vekalet ücretinin taraf yerine, vekiline ödenmesine karar verilmesi yasal düzenlemeye aykırı düşer.
Diğer taraftan, 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 164/son maddesinde "Avukatla iş sahibi arasında aksine yazılı sözleşme bulunmadıkça tarifeye dayanarak karşı tarafa yüklenecek avukatlık ücreti avukata aittir." şeklindeki hüküm, anılan maddede 4667 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonucunda aynen benimsenmiş olup, ve!dl ile müvekkil arasında çıkacak ücret uyuşmazlıklarını düzenlemek amacıyla öngörülmüştür. Bu itibarla davalı vekili yararına vekalet ücreti takdiri yerinde değilse de, bozma nedeni yapılmayıp, kabule göre eleştirilmekle yetinilmiştir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle direnme kararının , Özel Daire kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 02.07.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy