(2004 S. K. m. 67) (1412 S. K. m. 261, 268) (1086 S. K. m. 381, 388, 389) (HGK. 19.06.1991 T. 1991/2-323 E. 1991/391 K.) (CGK. 02.02.1976 T. 1976/1-22 E. 1976/25 K.)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bornova Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 17.10.2002 tarih ve 2002/893 E- 1583 K. s. kararın tetkiki davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 03.03.2003 tarih ve 2003/958-1088 s. ilamıyla bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ilişkin her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural HUMK. nun 389. maddesinde de tekrarlanmıştır. Keza HUMK. nun 381. maddesi (kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur). Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar, Hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Ayrıca bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini yitirdiğinden ona atıf suretiyle hüküm tesisinin yukarda açıklanan kurallara uygun düşmeyeceği de aşikardır.
Öte yandan Yargıtay'ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulu'nun 19.6.1991 tarih 323/391 s. ve 10.9.1991 tarih 281-415 s. ve 25.9.1991 tarih 355-440 s. kararları).
Ceza Genel Kurulu'nca da CUMK. nun benzer hükümleri taşıyan 261 ve 268 maddelerinin uygulanmasında bozulan kararın geçerliliğini ve yerine getirilme yeteneğini yitirdiğinden önceki hükümde direnilmesine denilmekle yetinilerek ve atıf suretiyle hüküm kurulamayacağı kabul edilmiştir (Ceza Genel Kurulu'nun 2.2.1976 tarih 22-25 s. kararı).
Somut olayda da aslolan kısa kararda, hüküm fıkrası oluşturulmamış; sadece önceki kararda direnilmesine denilmekle yetinilmiştir.
O itibarla mahkemece HUMK. nun 388. maddesinin açık hükmü gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Direnme kararı bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarda gösterilen sebeplerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istem halinde temyiz peşin harcının iadesine, 28.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy