(743 S. K. m. 642, 658, 659)
Taraflar arasındaki "şuf'a" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gaziosmanpaşa Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 03.07.2001 gün ve 1999/164 E- 2001/748 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22.01.2002 gün ve 2002/9518-183 sayılı ilamı ile; (...Dava şuf'alı payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık mahkemece depo ettirilmesi gereken şuf'a bedelinin ne olduğu noktasında toplanmaktadır. Şuf'alı pay 30.09.1998 tarihinde satılmış dava 18.02.1999 tarihinde açılmıştır. Gerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun gerekse dairemizin yerleşik içtihatlarında şuf'a hakkının kullanılması nedeniyle hak sahibi davacının bedele ilişkin yükümlülüğü, hakka konu olan payın davalıya yapılan satış bedeli ile tapudaki harç ve masrafların toplamıdır. Ancak satış tarihi ile dava tarihi arasında uzunca bir zaman geçmesi halinde objektif sebeplerle şuf'alı payın değerinde artışlar bulunduğu taktirde payın dava tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerekir. Olayımızda ise satış tarihi ile dava tarihi uzunca bir süre geçmediğinden davacı tapudaki satış bedeli, harç ve masraflar toplamı ile sorumlu olmaktadır. Mahkemece bundan zuhul olunarak keşfen belirlenen bedelin depo edilmesi konusunda mehil verilerek davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, şuf'alı payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.
Davacı, paydaşı olduğu taşınmazın diğer paydaşı Şevket A.'ün, 30.09.1998 tarihinde ½ payını 1.000.000.000 TL. bedelle davalı Mehmet Latif S.'ya sattığını, satış işleminden 18.02.1999 tarihli Tapu Sicil Müdürlüğü yazısı ile haberdar olduğunu, bu nedenle şuf'alı payın tapudaki satış bedelinin davalıya ödenerek tapu kaydının iptali ile kendi adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının pay satışını 30.09.1998 satış tarihinde öğrendiğini, davalının bayii Şevket A.'ün fiilen taksim sonucu kendisine isabet eden bölümü davalıya sattığını, şuf'a hakkının tapuda gösterilen satış bedeli üzerinden değil, rayiç bedel esas alınarak kullanılabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Yerel mahkemenin, "Keşfen belirlenen 31.406.250.000 TL. şuf'alı pay bedelinin depo edilmesi konusunda davacıya mehil verildiği halde tespit edilen bedeli depo etmediği" gerekçesiyle davanın reddine dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuştur.
Uyuşmazlık; Mahkemece depo ettirilmesi gereken şuf'a bedelinin ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümüne geçilmezden evvel şuf'a hakkının mahiyeti ve niteliği üzerinde durulmasında yarar vardır.
Gerek öğretide ve gerekse uygulamada şuf'a hakkının niteliği, yenilik doğuran (inşai) bir hak olarak açıklanmaktadır. Bilindiği ve 20.06.1951 ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere "taşınmaz mal mülkiyetinin takyitlerinden olan yasal şuf'a hakkı, taşınmazda pay sahibi bulunan kişiye, diğer bir payın üçüncü kişiye satılması durumunda, o pay alıcıya neye mal oldu ise o miktar ile ve belli bir süre içinde satın almak yetkisini veren ayni bir hak" olarak tanımlanmaktadır.
Öte yandan, 11.02.1959 gün ve 10/12 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da "şuf'a davası açan kimse, şuf'a hakkını kullanmış olması sonunda kendisi ile hissenin yeni maliki arasında (hisseyi satan hissedarla yeni malik arasında yapılmış bulunan akdin şartlarının aynı olan şartlarla) bir satış akdi meydana gelmiş olduğunun tespitini ve (bu satış sebebiyle hisseyi davalı davacıya temlik etme borcunu üzerine almış durumda bulunduğundan) Medeni Kanunun 642. maddesi hükmünce hissenin kendisine temlikini istediği" şeklindeki görüş benimsenmiştir.
Bu itibarla şuf'a hakkı, şefiin karşı tarafa ulaştırdığı istek açıklaması ile kullanılmakta ve kendisiyle paydaştan pay satın alan arasında, payı satanla yeni malik arasında yapılmış sözleşmenin koşullarına özdeş olan koşullarla bir satış sözleşmesi ilişiği meydana getirmektedir. Eş deyişle, şuf'a hakkı kullanıldığında, ön alıcı ile pay satın alan yeni malik arasında satım sözleşmesi meydana gelmektedir.
Bu hukuki ilke yönünden mukaveleden doğan şuf'a (MK. m 658) ile Kanuni şuf'a (MK: m. 659) arasında hiçbir fark yoktur. Akdi şuf'ada hak, tapu siciline şerh verildiği hallerde bu şerh de tayin olunan madde zarfında ve sicilde gösterilen şartlar dairesinde kullanılabilir. Eğer sicilde ayrı bir şart gösterilmemişse payın davalıya satışındaki şarta itibar olunur (MK: m. 658/1).
Kanuni şuf'a için yasa ayrı bir esas getirmemiştir. Burada, bir önsözleşme ve sicil şartı verilme söz konusu olmamakla beraber, payın davalıya satışındaki şartlar tapudaki akit tablosunda açıkça bellidir. Bu şartlara itibari olunması, Kanunun amir hükmü nedeniyle zorunludur. Bu nedenle de şuf'a hakkı kullanılmakla davacı ile davalı arasında doğan satış aktinin bedelinin, davalı ile satıcı arasındaki satışın şartlarından olarak tapuda belli olan miktar olduğunu kabul etmek kaçınılmazdır.
Bu noktada Kanuni şuf'ada da uygulanan sükutu hak süresi içinde açılan dava, ister satış tarihinden itibaren bir ay içerisinde, ister öğrenmeden itibaren bir ay içerisinde açılmış olsun şefiin ödemesi gereken satış bedeli değişmez. Aksinin kabulü satış akdinin ve şuf'a hakkının hukuki niteliklerini zedeleyeceği gibi gerek maddi hukuk gerekse usul hukuku açısından çok değişken ve sakıncalı haller oluşmasına neden olur.
Somut olayda dava, 30.09.1998 tarihinde ki satıştan itibaren uzun süre geçmeden, 18.02.1999 tarihinde açılmıştır. Satış tarihi ile dava tarihi arasında uzunca süre geçen durumlarda şuf'alı payın değerinde ekonomik nedenlerle meydana gelen artışları nazara alınıp dava tarihindeki değerin şuf'a bedeli olarak kabul edilebileceğine ilişkin içtihadın ilke olarak olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.
Ne var ki, davacı vekili aşamalardaki beyanlarında şuf'alı payın tapudaki satış bedelinin dava tarihine uyarlanması sonucu tespit edilen 1.176.200.000 TL. bedeli ödemeyi kabul ettiğini bildirdiğinden, kabule göre dava tarihine uyarlanan 1.176.200.000 TL. bedel ile harç ve masraflar toplamının şuf'a bedeli olarak depo ettirilmesi gerekirken, mahkemece keşfen belirlenen bedelin depo edilmesi konusunda mehil verilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla mahkeme kararının, Özel Daire bozma kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 29.01.2003 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy