(3402 S. K. m. 3) (YHGK. 02.07.2003 T. 2003/7-438 E. 2003/463 K.)
Dava: Taraflar arasındaki "kadastro tespitinin iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bismil Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 17.04.2002 gün ve 2000/333 E- 2002/239 K.sayılı kararın incelenmesi davacı tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 23.09.2002 gün ve 2002/3033-4554 sayılı ilamı ile;
(...Kadastro sırasında 353 ada 1 parsel sayılı 221227, 60 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Toprak Tevzi Komisyonunca mera olarak belirlendiğinden söz edilerek mera niteliğiyle sınırlandırılmıştır. Sınırlandırma itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davacı Abdülkadir İ. tapu kaydına, tescil ilamına, miras hakkına ve zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının dava konusu taşınmazın kadastroca düzenlenen tespit tutanağını, tespit bilirkişisi olarak imzasıyla onayladığını bu beyanın kendisini bağlayacağı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Dosya içeriğine göre dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciiler tarafından mera tashihi yapıldığı anlaşılmaktadır. Kural olarak mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri mera olarak kullanıla geldiğinin anlaşılması, ya da yetkili idari merciiler tarafından mera olarak tahsis edilmiş olmasına bağlıdır.
Yargıtay uygulamasında baskın görüş bu nitelikteki uyuşmazlardaki davacının tespit tutanağını bilirkişi olarak, imza etmiş olmasının kendisini bağlamayacağı açıklanmıştır. O halde bu olgu dikkate alındığında yerel mahkemenin gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciiler tarafından yapıldığı anlaşılan mera tahsisi ile ilgili tahsisi haritası ve eki belgeler Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden getirtilmeli, davacının tutunduğu tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmeli, dava dışı başka parsellere revizyon görüp görmediği araştırılmalı revizyon görmüş ise revizyon gördüğü parseller ile birlikte çekişmeli taşınmazı bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile tapu kaydının revizyon gördüğü taşınmazlara dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı ve dayanağı kayıtları getirtilmeli, davacının tutunduğu tapu kaydının oluşma nedeni üzerinde durulmalı, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi aracılığı ile taşınmaz başında keşif yapılmalı, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle, mera tahsis haritası yerine uygulanmalı, uygulamada tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenmeli, haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılarak her iki harita çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, öte yandan davacının tutunduğu tapu kaydı varsa dayanağı harita aynı yöntemle yerine uygulanmalı, haritası yok ise sınır yerleri esas alınarak kapsam belirlenmeli, dayanılan mahkeme ilamı ve eki belgeler yerine uygulanmalı, kapsamları belirlenmeli, dava konusu taşınmazın mera tahsis haritası kapsamında kaldığı takdirde davacının tutunduğu tapu kaydının oluşma nedeni dikkate alınarak değer verilip verilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, idari yargı yerinde davacı tarafından yapılan tahsis işlemine karşı iptal davası açılıp açılmadığı araştırılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 26.03.2003 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak dava konusu parsele ait sınırlandırmanın iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. 21 Hektar 1227 m2 yüzölçümünde olan dava konusu 353 ada 1 parsel, 1993 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 4753 ve 5618 sayılı Kanunların hükümleri uyarınca düzenlenen mer'a tahsis kaydı ve ekleri gözönünde tutularak muhtar ve bilirkişi sözlerine dayanılarak köy orta malı mera olarak sınırlandırılmıştır. Kadastro tutanağındaki bilgilere göre davacı Abdulkadir İ. kadastro ekibinde bilirkişi olarak görev almış ve tutanağı imzalamıştır. Kadastro ekibinde bilirkişi olarak görevli kişi, (K.K. Md. 3) herhangi bir ihtirazi kayıt koymaksızın düzenlenen tutanağı imzalamakla, tutanağa geçen beyanı ve imzası ile bağlıdır. Bu bağlayıcı hukuki olgu karşısında, aynı kişi, külli veya akdi halefleri, tutanağın içeriğinin aksini ileri sürecekleri iddia ve istekleri dinlenemez. Yargıtay Özel Dairelerinin yerleşmiş ve kararlılık kazanan uygulamaları da bu yoldadır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin aynı mahiyetteki bir olay nedeniyle sevk ettiği bozmaya karşı tespit tutanağını bilirkişi olarak imza etmiş olan davacının bu beyanı ile bağlı olmadığı gerekçesiyle direnen yerel mahkemenin direnme kararı HGK.nun 14.10.1998 gün ve 1998/7-703 esas, 1998/716 kararıyla "3402 Sayılı Kadastro Yasasının 3. maddesinde muhtarın kadastro ekibine dahil olduğu yazılıdır. HUMK.nun 236. maddesinde "dava evrakında veya hakim huzurunda iki taraftan birinin veya vekilinin sebkeden ikrarının muteber olduğu ve ikrar edilenin taraf aleyhine delil teşkil edeceği vurgulanmıştır. Kadastro tespit tutanağının tespite itiraz davasında dava evrakı niteliğinde bulunduğunda kuşku ve duraksamaya yer bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, kural olarak az yukarıda açıklanan, kadastro ekibinde görevli kişi olarak durum tespitine ilişkin dava evrakı niteliğindeki tutanağı okuyup imzalamasıyla muhtar olan davacının bu ikrarı ile bağlı olduğu açıktır. Sadece, bu kural dışında somut bir olayda iradeyi fesada uğratan nedenler veya maddi hata gibi olgular ileri sürüldüğünde bunlara ilişkin deliller toplanıp, araştırılmak ve hasıl olacak sonuca göre tutanağın hukuki değerinin imzalayanı bağlayıp bağlamayacağı araştırılmak gerekir." denilmek suretiyle yüksek özel dairenin bozma gerekçesi benimsenerek direnme hükmü oybirliği ile bozulmuştur.
Yukarıda yapılan açıklamalar, tarih ve sayısı yazılı HGK kararındaki gerekçeler karşısında yerel mahkeme kararının onanması düşüncesiyle Yüksek kurulun değerli çoğunluğunun bozma yönünden oluşan görüşüne katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy