(743 S. K. m. 639) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Taraflar arasındaki "Tapu İptali Tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çaycuma Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 18.7.2001 gün ve 2001/123 - 433 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 8.11.2001 gün ve 2001/8103-8015 sayılı ilamı ile;
( ...Davacılar, 988 parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu parsele ait kadastro tutanağında 612 ila 617 parsellere uygulanan 523 tahrir numaralı vergi kaydının sınırlarını genişletmeye elverişli olması nedeniyle kayıt miktar fazlası olarak 14.01.1982 tarihinde Hazine adına tespit edilmiş, Azize Tuncer ve Burhan Yurtçelik' in itirazının komisyonca reddedilmesi üzerine 06.01.1998 tarihinde kesinleşmiştir. Davacılar, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiştir. 612 ila 617 parsellere uygulanan 1937 tarih ve 523 tahrir numaralı vergi kaydının doğu ve kuzeyi taş, batısı kayalık olarak gösterilmiştir. Ziraatçı uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 16.05.2001 günlü raporda: taşınmazın meyilli olduğu, yerleşik kayalık ve üzerinde oluşmuş çok yılgınlık, ot ve dikenlik ağaçlarla kaplı olduğu, üzerinde kültür bitkisi yetiştirilmesinin mümkün olmadığı açıklanmıştır. Ziraatçı uzman bilirkişi raporundaki açıklamalarla taşınmaz kazanılmaya elverişli yerlerden olmadığı gibi ekonomik amaca uygun olarak tasarrufta edilmemiştir. Taşınmazın belirlenen niteliği göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki
kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy