(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Karahallı Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 17.4.2002 gün ve 2001/49-2002/36 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 27.6.2002 gün ve 4867-5170 sayılı ilamı ile;
( ...Davacı Nurten Ç., uyuşmazlık konusu taşınmaza davalının haksız olarak elattığını ileri sürerek müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Ümmü S., davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Ümmü S. tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Nurten Ç., uyuşmazlık konusu olan ve tapuda kayıtlı bulunmayan taşınmazı 29.5.2000 tarihli senetle Fatma E.'den satın aldığını, halen kendi kullanımında olduğunu, davalı Ümmü'nün haksız olarak bu yere elattığını ileri sürerek elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı Ümmü davacının satıcısı görünen Fatma'nın kendi annesi olduğunu, annesi Fatma E.'in bu yeri 1983 yılında kendisine boş ve kıraç arazi iken bağışladığını, kendisinin de 1983 den beri kıraç arazisi niteliğinde bulunan bu yeri imar ihya etmek suretiyle bağ haline getirdiğini ve kendisinin de aralıksız olarak kullanımında olduğunu, hatta annesi Fatma E.'in bu yere müdahale etmesi üzerine Kaymakamlığa başvurarak 3091 sayılı Yasa uyarınca bu yerden men ettirdiğini, bu konuda tanıkları bulunduğunu bildirmiş ve davanın reddini savunmuştur. Taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenilen davacı tanıkları ve satıcı Fatma E., her ne kadar dava konusu taşınmazın davalıya bağışlanmadığını, Ümmü'nün bu yeri yarıcı sıfatı ile kullandığını bildirmiş iseler de, aynı keşifte dinlenen davalı tanıkları Güldane G. ve Safure E. yeminli beyanlarında dava konusu yerin davacının satıcısı görünen Fatma E. tarafından kızı davalı Ümmü S.'a 1983 yılında bağışlandığını, o tarihten bugüne kadar düzenli olarak bu yerin, davalının zilyetlik ve kullanımında olduğunu, üzerindeki bağ çubuklarını davalının yetiştirdiğini belirtmek suretiyle bu yerin Fatma E. tarafından davalıya bağışlandığını doğrulamışlardır.
Toplanan delillerle, dosya arasında bulunan Kaymakamlık men kararı içeriğine ve özellikle üçüncü kişi durumunda bulunan ve taraflarla herhangi bir ilişkisi olmayan davalı tanıklarının açık anlatımlarına göre, nizalı taşınmazın Fatma E. tarafından davalıya bağışlandığı, halen onun kullanımında olduğu ve davalı Ümmü tarafından bağ ve bahçe haline getirildiği anlaşılmıştır. Mevcut deliller karşısında davacının davasının kanıtlandığı kabul edilemez. Kanıtlanamayan davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle ve yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 02.04.2003 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy