(4721 S. K. m. 713/1, 714) (818 S. K. m. 133/2, 135)
Dava: Taraflar arasındaki "tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Menderes Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 1.5.2000 gün ve 1997/1511 E. - 2000/303 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.9.2002 gün ve 2002/5171-6015 sayılı ilamı ile ( ... Davacının, davalılar aleyhine açmış olduğu tescil davasının kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin hüküm, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairece onanmıştı.
Davalı Hazine vekili, süresinde verdiği karar düzeltme dilekçesiyle onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün bozulmasını istemiş, davacı vekili de yine süresinde vermiş olduğu karar düzeltme dilekçesiyle hükmün redde ilişkin bölümü hakkındaki onama kararının kaldırılmasını ve aleyhe olan kısım yönünden yerel mahkeme hükmünün bozulmasını istemiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın TMK.'nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tapuya tescili isteğine ilişkindir. Bir yerin tapuya tesciline karar verilebilmesi için anılan maddede belirtilen tüm koşulların gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Dava konusu taşınmaz hakkında daha önce davacının İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesine açmış olduğu tescil davasında, Hazine vekili kazanma koşullarının oluşmadığını savunmuş, mahkemece 22.9.1992 gün, 1988/1016 E. ve 1992/663 karar sayılı hükmü ile 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi dolmadığından dava reddedilmiş ve hüküm 28.11.1994 tarihinde kesinleşmiştir. Açıklandığı üzere, Hazinenin ileri sürmüş olduğu def'i yerinde görülmüş ve dava reddedilmiştir. Bu nedenle TMK.'nun 714. maddesi yolu ile BK.'nun 133. maddesi hükmü uyarınca kazanma zamanaşımı kesilmiştir. BK.'nun 135. maddesinde de zamanaşımının kesilmiş olması halinde yeni bir sürenin işlemesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Ayrıca, somut olayda, hükmün kesinleştiği tarihten, bu davanın açıldığı güne kadar kazanmayı sağlayan 20 yıllık süre geçmemiştir. Hüküm bu nedenle bozulması gerekirken, Dairece yanılgı sonucu onanmış olup, davalı Hazine vekilinin karar düzeltme isteği yerinde olduğundan kabulü ile dairenin 30.4.2001 gün ve 2001/56 esas, 2001/262 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle bozulmasına... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Taraf vekilleri.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: 1. Karar düzeltmeye gelmeyen davalı belediye hakkındaki karar özel dairece onanarak kesinleşmiş olduğundan direnme kararını temyize hakkı olmadığından temyiz isteğinin reddi gerekir.
2. Dava, tapusuz taşınmazın zilyetlik hukuksal nedenine dayanılarak tescili isteğine ilişkindir.
Dava konusu taşınmaz hakkında daha önce davacı İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne MK. 639/1 ( TMK. 713/1 ) maddesi uyarınca dava açmış, Hazine vekili zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını ileri sürerek davaya karşı koymuş, davalının savunması haklı bulunarak zilyetlikle iktisap süresi yönünden dava reddedilip, kesinleşmiştir. ( 22.9.1992 gün, 1988/1016 E. ve 1992/663 K. sayılı karar 28.11.1994 tarihinde kesinleşmiştir ). Bu durumda davacının zilyetliği çekişmeli duruma gelmiş ve zilyetlik süresi kesilmiştir.
Hemen belirtmelidir ki, zilyetliğin çekişmeli hale gelmesi için mutlaka karşı tarafın dava açması şart değildir. Önemli olan, taşınmazın mülkiyetinin kime ait olduğu ve zilyetliğin çekişmeli duruma gelmesidir.
MK.'nun 640 ( TMK. 714 ). maddesi hükmüne göre olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresinin hesabında kesilme ve durdurulmasında alacak zamanaşımının hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Bazı olaylar gerçekleştikleri ana kadar işleyen zamanaşımını etkisiz bırakırlar. Öyle ki, bu olayların gerçekleştikleri tarihten itibaren yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlayacaktır. İşte böyle hallerde zamanaşımının durmasından değil, kesilmesinden söz edilir. Durma ile kesilme arasındaki hüküm farkı şu noktada görülür; zamanaşımı kesildiği takdirde daha önce işlemiş olan süre silinmiş, yeniden bir süre işlemeye başlamış olur. Durma ise evvelce işlemiş zamanaşımı hükmüne hiçbir etki yapmaz.
BK. 133/2. maddesine göre alacaklı, borçluya karşı mahkemede veya hakem önünde dava açarak ya da karşılık bir iddia ileri sürerek alacağını dermeyan ettiği takdirde zamanaşımı kesilir. Dava konusu olayda da Hazinenin karşı koyması anılan maddedeki def'i anlamındadır.
BK. 135. maddesinde ise zamanaşımının kesilmesi ( kat edilmiş olması ) halinde yeni bir müddetin işlemesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda yukarıda değinilen mahkeme kararından sonra Hazinenin def'isi ile kesilen olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlamış, henüz dolmamıştır. Açıklanan nedenlerle yukarıda belirtilen ve Hukuk Genel Kurulu'nun 2001/8-480 E, 2001/519 K; 2001/8-946 E, 2001/773 K. ve 2002/8-161 E 2002/301 K. sayılı kararlarında da vurgulanan ilkelere uygun olarak karar verilmiş olmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: 1. ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle hakkındaki hüküm kesinleşmiş olan davalı belediye vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA istek halinde temyiz peşin harcının davacı vekiline geri verilmesine, 4.6.2003 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy