(743 S. K. m.639) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Günyüzü Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 09.06.2000 gün ve 2000/7 E- 28 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30.11.2000 gün ve 2000/8187 - 9206 sayılı ilamı;
(... Davanın kabulüne dair önceki hüküm taşınmazın meradan kazanılan bir yer olup olmadığı yönünün incelenmesi için bozulmuştur. Mahkemece taşınmazın meradan kazanılmadığı, vergi kaydının kapsamında kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuş, Hazine hükmü temyiz etmiştir.
Hükmüne uyulan bozma ilamında taşınmazın 4753 sayılı Yasa uygulaması esnasında öncesinin mer'a olduğundan bahisle hazine adına tespitinin yapıldığı ve taşınmazın aynı zamanda eylemli mer'a ile sınır olduğunun gözetilmesi gereğine değinilmiştir. Kayıt bayır sınırlı olup ve eylemli olarak bu sınırda mer'a bulunduğuna göre, kayıt hilafı şahadete değer verilemez. Davacıya, dayandığı vergi kaydının miktarından çok fazla yer 3776,3778,1118 ve 1116 parsellerle bırakılmıştır. Bu durumda; davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil isteminden ibarettir. Davacılar, dava konusu taşınmaza nizasız ve fasılasız olarak 50 yılı aşkın süreden beri zilyet olduklarını, dava konusu yere ait ve kendileri adına olan vergi kaydının başka yere uygulandığını, savlayarak dava konusu 1122 nolu parselin kuzeyinde kalan yaklaşık 6 dekarlık bölümünün iptali ile adlarına tapuya tescilini istemişlerdir.
Davalı Hazine, dava konusu taşınmazın sınırında rner'a olduğunu, bu nedenle vergi kaydının sınırlarının genişletmeye elverişli olduğunu, dava konusu yerde zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemenin dava konusu taşınmazın vergi kayıt kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulü yönünde kurduğu hüküm Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Somut olayda bozmadan sonra davacı tarafından, tapulamaca davacılara ait 1243 nolu vergi kaydının revizyon gördüğü ve davacı adına tespit gören 1116 ve 1118 nolu parsellerin davacı adına olan tapularının mahkeme kararı ile iptal edilip bu yerlerin Nurhan Mutlu adına tescil edildiği ve bu durumda kendilerine vergi kayıt miktarından daha az miktarda yer kalmış olduğu beyan edip, vergi kayıt miktarı kadar olan kısmının ifraz edilerek adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece bozmadan sonra tescili evrakları, mahkeme ilamı getirtilmiş, fen bilirkişisinden bu iptal kararından sonra davacının elinde kalan miktar ile vergi kayıt miktarına göre davacıya verilmesi gereken miktarın tespiti ve krokiye işlenmesi yönünden ek rapor alınmıştır.
Bozmadan sonra toplanan bu delillere dayanarak mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak hüküm kurmuştur. Bu durumda ortada varlığından söz edilebilecek bir direnme kararı olmayıp, yeni bir hüküm bulunduğunun kabulü gerekir.
O halde dosya, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için Özel Daireye gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklandığı üzere, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 17.Hukuk Dairesine gönderilmesine, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy