(1475 s. İş K. m. 14/4)
Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 2. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 5.2.2002 gün ve 174-43 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 22.10.2002 gün ve 7904-20028 sayılı ilamı ile; (..1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının hizmet süresi noktasında taraflar arasında uyuşmazlık mevcuttur. Davacı işçi 1997 yılında işe girdiğini ileri sürmüş, davalı ise 1.5.1999 tarihinde çalışmaya başladığını savunmuştur. Öncelikle belirtmek gerekir ki davacının 1997-1999 yılları arasında çalıştığı işyeri dava dışı bir başka işverene aittir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi tarafından bazı vekaletnamelerdeki adresler üzerinde durularak, davacının 1997-1999 tarihleri arasındaki hizmetleri de tazminat hesabında dikkate alınmıştır. Ne var ki, salt vekaletnamelerdeki bazı adreslerden söz edilerek diğer işverenlerle davalı arasında organik bağ bulunduğunun kabulü hatalıdır. Taraf tanıkları da bu konuda bir beyanda bulunmamışlardır. Mahkemece yapılacak iş; davacının dava dışı işverenden davalıya geçişinin ne şekilde olduğu üzerinde durularak, arada devir yada hizmet sözleşmesi devri olup olmadığı araştırılmalıdır. Gerekirse taraf tanıkları bu konuda yeniden dinlenmek suretiyle gerçek durum açıklığa kavuşturulmalıdır. Eksik incelemeyle karar verilmesi hatalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, ihbar ve kıdem tazminatı, fazla çalışma ve yıllık izin ücreti, genel tatil gündeliği ile ücret alacağına ilişkindir. Davacı, işveren İsmail Sönmez aleyhine açtığı davada, işveren nezdinde 19.09.1996 tarihinden 17.3.2001 tarihine kadar devamlı çalıştığını, iş akdinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, genel tatil günü ücretlerinin ödetilmesini istemiştir. İşveren İsmail S., iş akdinin haksız feshedilmediğini işçinin işyerini terkettiğini, davacının bu işyerine 1.5.1999 tarihinde girdiğini, önceki işyerleri ve işverenler arasında ilişki bulunmadığını, 1.5.1999 tarihinden önceki alacaklardan sorumlu tutulamayacağını beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemenin, "önceki işverenler ile davalının baba, oğul ve kardeş olduklarının birbirlerine verdikleri vekaletnamelerdeki adreslerin aynı olmasından anlaşıldığı, işverenler arasında organik bir bağ bulunduğunun tanıklarca ifade edildiği, davacının 01.03.1997- 17.3.2001 tarihleri arasında aynı işyerinin değişik şubelerinde çalıştığı "gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne dair verdiği karar, yukarıda açıklanan nedenle Özel Dairece bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; diğer işverenler ile davalı arasında organik bağ bulunduğu hususunda yeterli inceleme yapılıp yapılmadığı, dolayısıyla davacının hizmet süresi ile davalının sorumluluk kapsamı noktalarında toplanmaktadır.
1475 sayılı İş Kanununun 14/4 maddesinde; "İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12.7.1975 tarihinden itibaren işyerinin devri veya herhangi bir surette el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır."şeklinde kıdem tazminatının hesap şekli ve sorumluları belirtilmiştir.
Mahkemece, salt vekaletnamelerinin üzerinde durulup, vekaletnamelerdeki bazı adreslerin ve soyadlarının aynı olduğu, önceki işverenler ile davalı arasında organik bağ bulunduğu kabul edilerek davalının tüm çalışma süresi üzerinden hesap edilen alacaklardan sorumlu tutulması yönünde verdiği karar dosyadaki diğer deliller değerlendirilmeksizin ve eksik araştırma sonucu oluşturulduğundan isabetsizdir.
Zira, Sosyal Sigortalar Kurumundan gönderilen belgelerden; davacının 01.03.1997 tarihli işe giriş bildirgesi ile; S... Gıda Maddeleri Limited Şirketi ünvanlı G..., Toptancılar Sitesi 8. Blok No:192 Ankara adresindeki 214131 nolu işyerine girdiği ve 30.09.1997 tarihine kadar devamlı çalıştığı,
Pirim Tahakkuk cetveline göre 01.10.1997-01.05.1999 arasında 11039014 nolu işyerinden tam bildirim yapıldığı, bu işyeri numarasının Hakan S.- Y... Ticarete ait olduğu,
01.05.1999 tarihli imzalı işe giriş bildirgesi ile: İsmail S.- E... Ticaret ünvanlı, G... 19. Blok, No:562 Macunköy adresindeki 1056301 nolu işyerine girdiği ve 17.03.2001 tarihinde işten çıktığı çalışmalarının sigortaya tam olarak bildirildiği anlaşılmaktadır.
Her iki işyerinin işyeri numaraları değişik olduğu gibi, vergi numaraları da farklıdır. İşe giriş bildirgeleri imzalı olup, davacı imzaları inkar etmemiş, bildirgelerin hata, hile ve manevi baskı ile imzalandığı hususunda da bir iddiada bulunmamış, dinlettiği tanıklar da diğer işverenler ile davalı arasında organik bağ bulunduğu konusunda bir beyanda bulunmamışlardır. Bu durumda mahkemenin eksik araştırma sonucu karar verdiği açık-seçik ortadadır.
O halde mahkemece, işyerlerinin açılış ve kapanış tarihlerini, vergi mükellefiyetine giriş ve çıkış tarihlerini, uğraşı konularını Sosyal Sigortalar Kurumundan, Vergi Dairelerinden ve Ticaret Sicilinden araştırmak, iş yerinde keşif yapılarak işyeri kayıtlarını incelemek, davacının dava dışı işverenlerden davalıya geçişinin ne şekilde olduğu hususunda davacı tanıkları yeniden dinlenmek suretiyle, arada devir yada hizmet sözleşmesi devri olup olmadığı açıkça saptanıp, tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile verilen önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine,16.4.2003 gününde oybirliği ile karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy