(818 S. K. m. 85, 86)
Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 11. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 26.3.2003 gün ve 2002/1517-2003/107 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 26.5.2003 gün ve 2003/9315-9217 sayılı ilamı ile, (...1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, 01.09.1997 - 15.1.2000 tarihleri arasında davalı şirketle çalışması nedeni ile Ankara 7. İş Mahkemesinin 2000/367- 2001/659 sayılı dosyasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, fazla çalışma ücreti karşılığı 500.000.000 TL. hafta tatili ve bayramlarda fazla çalışma harçlığı 500.000.000 TL. ile yurtdışı görevler nedeni ile doğan ancak ödenmeyen 2000 ABD Doları harcırahın ödeme tarihindeki kur üzerinden TL. karşılığı fesih tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini istemiş; yapılan yargılama sonunda davacının 3.860.254.927 TL. fazla mesai, 1.378.662.397 TL. hafta tatili, 172.975.184 TL. ulusal bayram genel tatil alacağı tespit edilmiş, ancak taleple bağlı kalınarak fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline, yurtdışı harcırah isteğinin reddine karar verilmiş ve bu karar Yargıtay onamasından da geçerek kesinleşmiştir.
Davacı, 17.12.2002 tarihinde açmış olduğu bu dava ile, bakiye 3.360.254.927 TL. fazla mesai, 172.972. 184.TL. ulusal bayram genel tatil ve 878.662.397 TL. hafta tatili alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte talep etmiştir. Davalı savunmasında zaman aşımı definde bulunmuş ise de, mahkeme talep gibi karar vermiştir. Bu davada esas uyuşmazlık, dava konusu alacakların 17.12.2002 dava tarihi itibariyle zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. Dava konusu alacaklar işçi ücretlerinden kaynaklanmaktadır. Davalı süresinde Borçlar Kanununun 140. maddesi gereğince zamanaşımı definde bulunmuştur. Aynı kanunun 126/3. maddesine göre bu tür alacaklar beş yıllık süre geçtikten sonra zamanaşımına uğrar. Bu durumda mahkemenin zamanaşımı defini nazara alması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Söz konusu hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının 1.9.1997 tarihinde davalı şirkete ait işyerinde uplink teknisyeni olarak çalışmaya başladığını, iş akdinin 15.1.2000 tarihinde davalı tarafça feshedildiğini, fesihten doğan alacakların tahsili için daha önce açılan ve Ankara 7. İş Mahkemesi'nin 2000/367 esas sayılı dosyası ile görülen davadaki 8.10.2001 tarihli bilirkişi raporuyla, davacının 3.860.254.927 TL. fazla mesai, 1.378.662.397 TL. hafta tatili, 172.975.184 TL. ulusal bayram ve genel tatil günleri alacağı bulunduğunun saptandığını, mahkemece bu rapor esas alınarak ve taleple bağlı kalınarak 500.000.000 TL. fazla mesai ücretinin, 500.000.000 TL.' de hafta tatili ve bayram ücretinin tahsiline karar verildiğini, kararın onanarak kesinleştiğini, o davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olduğunu ileri sürerek; hüküm altına alınan tutarların mahsubundan sonra kalan 3.360.254.927 TL fazla mesai, 172.0975.184 TL. ulusal bayram ve genel tatil ücreti, 878.662.397 TL. hafta tatili alacağı olmak üzere, toplam 4.411.892.508. TL.'nin dava tarihinden itibaren yasal faizleri ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının 1.9.1997 tarihinde işe başlamış ve eldeki davanın 17.12.2002 tarihinde açılmış olması karşısında, davaya konu alacakların dava tarihinden geriye doğru beş yıllık süreden fazlasına ilişkin bulunan kısmının zamanaşımına uğradığını; ilk davada alınan bilirkişi raporundaki hesaplamanın da hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Yerel mahkemece verilen; dava tarihinden geriye doğru beş yıllık sürenin tekabül ettiği 17.12.1997 tarihinden öncesine ilişkin alacak zamanaşımına uğramış ise de, hakkaniyet kuralı uyarınca, kısmi davada tahsiline karar verilen miktarın, eldeki dava bakımından zamanaşımına uğrayan dönem alacağına karşılık hüküm altına alındığının kabulü gerektiği, bu nedenle davalının zamanaşımı definin yerinde bulunmadığı gerekçesine dayalı; davanın kabulüne, 3.360.254.927 TL. fazla mesai, 1.051.637.581 TL. hafta tatili, ulusal bayram tatili ve genel tatil ücreti alacağının, yasal kesintiler infazda nazara alınmak ve dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline dair karar, özel dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Davacının, davalı şirkete ait işyerinde 1.9.1997 tarihinde 1475 sayılı İş Kanunu kapsamında çalışmaya başladığı, iş akdinin 15.1.2000 tarihinde davalı işverence feshedildiği, ihbar ve kıdem tazminatlarının ödendiği; daha önce davacı vekilince 8.2.2000 tarihli dilekçeyle açılıp, Ankara 7. İş Mahkemesinin 2000/367 esas sayılı dosyasında görülen kısmi davada, davacının hak kazandığı ileri sürülen; yurtdışı görevlerden doğan 2000 Dolar harcırahın fiili ödeme günündeki TL. karşılığının, normal çalışma günlerinde yapılan fazla çalışma ücretinden şimdilik 500.000.000 TL. nin, hafta tatili ve bayramlarda yapılan fazla çalışma karşılığından da şimdilik 500.000.000 TL.'nin fesih tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmesinin istenildiği; mahkemece, 8.10.2001 tarihli bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın kabulüne, taleple bağlı kalınarak 500.000.000 TL. fazla mesai, 500.000.000 TL. hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacağının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline, harcırah isteminin reddine karar verildiği, 1.11.2001 gün ve 2001/659 karar sayılı bu hükmün, Yargıtay 9. H.D.'nin 4.6.2002 günlü ilamıyla onanarak, kesinleştiği, toplanan delillerden anlaşılmaktadır.
Bu yönlerden taraflar arasında ve davaya konu alacakların Borçlar Kanunu'nun 126/3. maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, eldeki (ek) davanın açıldığı 17.12.2002 tarihinden geriye doğru beş yıllık süreden öncesine ait yaklaşık üçbuçuk aylık süreye ilişkin alacakların zamanaşımına uğramış olduğu konusunda yerel ma1ıkeme ile özel daire arasında uyuşmazlık yoktur.
İçerikleri açıklanan bozma ve direnme kararlarının gerekçeleri itibariyle, Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, eldeki davanın tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığı çekişmesiz bulunan döneme ait alacak tutarının, kısmi davada hükmedilen miktardan daha az olması karşısında; zamanaşımına uğrayan bölümün kısmi davada hüküm altına alındığının, dolayısıyla, eldeki davanın konusu dışında kaldığının kabul edilip, edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Bu noktada, konuya ilişkin yasal düzenlemelerden söz edilmesinde yarar görülmüştür.
Borçlar Kanunu'nun 85. maddesine göre, birden fazla borcu bulunan borçlu, ödeme anında, bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirme hakkına sahiptir. Böyle bir beyanda bulunmadığı takdirde, yaptığı ödeme (kendisi derhal itiraz etmemiş ise) alacaklının makbuzda gösterdiği borca mahsup edilir. 86. madde, aksi takdirde, yapılan ödemenin muaccel olan borca mahsup edileceğini öngörmekte; birden çok borcun muaccel olduğu durumlarda ise, ödemenin hangi sıra izlenerek mahsubunun yapılacağım düzenlemektedir.
Somut olay bu yasal kurallar ışığında değerlendirildiğinde:
Hemen belirtilmelidir ki, kısmi davada verilen hükmün infaz edilmiş olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır; yerel mahkemece bu yönden herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
Kısmi davada hüküm altına alınan alacak bölümünün haricen veya İcraen tahsil edilip edilmediği (böylece hükmün yerine getirilmiş olup olmadığı) ve özellikle bir tahsilat var ise bunun tarihi ve tahsilat sırasında davalı borçlunun BK. 'nun az yukarında değinilen 85. ve 86. maddeleri anlamında bir tutum almış olup olmadığı; eldeki davada uyuşmazlığın üzerinde toplandığı yöne ilişkin değerlendirme bakımından, öncelikli bir önem taşımaktadır.
Yerel mahkemece yapılması gereken iş, kısmi davada verilen 1.11.2001 günlü kararda hüküm altına alınan alacak bölümünün, anılan ilama dayalı olarak davacı tarafından davalıdan tahsil edilmiş olup olmadığını, varsa tahsilat tarihini ve miktarını, davacının bu tahsilat sırasında BK. 'nun yukarıda içerikleri açıklanan 85. ve 86. maddelerindeki düzenlemeler çerçevesinde hangi konumda bulunduğunu belirlemek ve ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermektir.
Açıklanan yönde bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın direnme kararı verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı, bu gerekçeyle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. 'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 3.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy